Kimi zaman karakollara baskın düzenlenir.. Zaten vahşet sergileyen terör örgütü, daha da büyük tepki çekecek saldırılara, derin devletin de verdiği destek ile imza atar..
Kimi zaman da, sivillere yönelik bombalı saldırılarla, provokasyonlar yapılır..
En nihayeti, 2012-2015 arasındaki çözüm sürecini bitiren iki polisimizin, PKK'lı teröristler tarafından FETÖ desteği ile şehid edildiği provokasyon..
Her birinde, o güne kadar gelinen süreçler sıfırlanmış, ülke tam düzlüğe çıkacak, terör kamburunu sırtımızdan atacak iken, dış güçlerin parmağı ile, her şeye yeniden başlanılan süreçlere geri dönülmüştü..
Elhamdülillah ki, artık bu kaza süsü verilen provokasyonlara da, süreci baltalama amaçlı diğer operasyonlara da, açıktan sergilenen silahlı saldırılarla, Terörsüz Türkiye'ye gidecek adımların sabote edilmesine fırsat verilmiyor..
Ama her şey süt liman da değil..
Terörsüz Türkiye'yi istemeyenler, ülkemizin avara kasnak usulü yerinde saymasını arzulayanlar..
Adlarında Cumhuriyet olsa da.
Logolarında "Cumhuriyetin ilk başkanı" dedikleri kişinin gözlerini koysalar da..
Yine provokasyonları, ellerinden geldiği kadarı ile yapmayı sürdürüyorlar.
Yine sabotajları, ne kadar yapabiliyorlarsa, yapmaya çalışıyorlar..
Somut örnek..
Türkiye tek yürek olma yolunda, emin adımlarla yürüyor..
PKK'lı teröristlere, eski dönemlerdeki ihanetlerden ders çıkarmış şekilde, hiçbir taviz verilmeden, tümü ile silah bırakmalarını sağlayacak adımlar atılıyor.
Saldırı yapmamalarının yetmediği, bunun eski dönemlerde kaldığı hatırlatılıyor.
Devletin son atacağı adımın, mutlaka PKK'nın tümü ile silahsızlanmasından sonra olacağı açık açık ilan ediliyor..
Devlet bu kadar emin adımlarla yürümeye çalışıyor iken..
Hiçbir dış güç de, bu sürece hangi sıfatla olursa olsun, sokulmaz iken..
Gözlemci idi, arabulucu idi, ev sahibi idi, hiçbir dış güç, bu sürecin hiçbir noktasında yer alamaz iken..
Ulusalcı generallerden başlayan, kemalistler, özellikle İyi Parti çevresinde kümelenen isimlere kadar..
Birçoğu ayağa kalkıyor: "Af geliyor".
En başından beri açıklandı, "Af yok."
Ama süreci baltalamak için, 1993'te yaptıklarını..
Uluslararası profesyonel cinayet şebekesi bir ekibi devreye sokarak bir gazeteciyi bombalı saldırı ile öldürmeyi.. TSK'ya kadar sızmış elemanları aracılığı ile Jandarma Genel Komutanı'nın uçağının, kalkıştan 20 dakika sonra düşeceği şekilde öldürmeyi.
Cumhurbaşkanına kalp krizi geçirtip, gideceği hastaneye kadar her şeyi organize edip, pis emellerine kavuşmayı..
Uzun süre silahlı saldırı düzenlemeyip, toplumdaki silahsız çözüm kararlılığı oluştuğu bir aşamada birden bire tarihin en vahşi saldırısı düzenlemeyi nasıl kafalarına koydukları gibi hayata geçirtti iseler..
Şimdi de, "Af çıkıyor" diyerek..
Süreci baltalamaya çalışıyorlar..
Cumhuriyet gazetesi manşet atıyor: "Sonuçta af".
Kent uzlaşması adı altında, üç kuruşluk koltuk için, eli kanlı teröristlerle işbirliği yaparak seçim kazanmaya imza atanlar..
O günlerde PKK'lı teröristlere "af" sözü vermemişler gibi..
İyi Parti'nin genel başkanı Meral Akşener'in ağzından, PKK'lı teröristlere övgüler düzen Selahattin Demirtaş'a kahvaltı hazırlıkları yapılmamış gibi..
Teröre nokta atacak adımların daha iki evre gerisinde olduğumuz halde.
Düzenlenecek kanun metninde de, "af" kelimesi geçmediği halde..
Kanunda sadece "erteleme"den bahsedildiği halde.
Bu "erteleme" de, kasden öldürme suçu işleyenlerin dışındakiler için söz konusu olduğu halde..
Düne kadar PKK'lı teröristlere "hak arayan örgüt" güzellemesi yapanlar..
Düne kadar TSK'ya "Kimyasal silah kullanıyor" şeklinde ahlaksızca iftira atanlar..
Şimdi "Bu kanun teklifinde, şehitlerimizin sesini göremiyoruz" diyorlarmış..
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, "PKK için terör örgütü diyemiyorum. Zaman zaman şiddete başvuran, temelde hak arayan örgüttür" dediğinde, neredeydiniz Cumhuriyet gazetesi Neredeydiniz, Cumhuriyet'in yazarları. Neredeydiniz Eğitim İş Sendikası, neredeydiniz barolar, neredeydiniz Tabipler Birliği, Mimarlar ve Mühendisler Odası
Bombalı saldırı yapılamıyor.

32