Seninki "Ananın ak sütü gibi helal" ise, 489 puan alanınki ne

Seninki "Ananın ak sütü gibi helal" ise, 489 puan alanınki ne

ALİ KARAHASANOĞLU

Ekrem İmamoğlu, öyle diyordu..

"Anamın ak sütü kadar helal olan diplomam, açık bir hukuksuzlukla gasp edilmeye devam edilmektedir." diyordu..

Bakın Ekrem İmamoğlu, anasının ak sütü gibi kendisine helal gördüğü diplomayı almak için, gerçekte kimlerin hakkına girmiş..

Gerekçeli karardan aktaralım:

"Davacının (Ekrem İmamoğlu) 1988 yılında ÖSYM tarafından yapılan Öğrenci Seçme Sınavında (ÖSS) 386,47 puan alarak, bugünkü adıyla Girne Amerikan Üniversitesi İngilizce İşletme Yönetimi bölümüne 05.09.1988 tarihinde kaydolduğu, 1988 yılında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce Programına yerleşebilmek için gereken en düşük puanın 489,884 olduğu, "

Yeterince açık değil mi

Yeterince net değil mi

Bir insan, 386,47 puan aldığı sınavda, en düşüğü 489,884 puan alanların kayıt yaptırabildiği bir fakülteye nasıl kayıt olabilir

Hep söyleyip durduk, aradaki fark 100 diye.. Meğerse aradaki fark 100 de değilmiş, 103,537 puan imiş..

1 puan eksik aldıkları için, yüzbinlerce adayın aylarca çalıştıkları hayallerindeki fakülteye kayıt yaptıramayıp, hedeflerini değiştirdikleri, ya da bir yıl daha çalışıp tekrar sınava girdikleri Türkiye'de..

386,347 puan alıp, 489,884 puanlık fakülteye kayıt olan adama ne denir

Enver Aysever söylemişti, şimdi bir defa daha tekrarlamayalım.

Ama adamda utanma yok..

"Anamın ak sütü gibi bana helal olan diplomam" diyor..

Cem Uzan da aynısını söylüyordu.

Milletin paralarını kendisine geçiriyor, sonra da "Benim hakkıma çöküldü" diyordu..

Aslına bakarsanız, Sülün Osman da öyle diyordu..

Binlerce diğer örnekteki yolsuzluk faili de aynısını söylüyordu..

"Anamın ak sütü gibi bana helal" diyorlardı..

Ekrem'in örneğinden hareketle, konuyu bu yıla uyarlayalım..

2026 Üniversite sınavı için, 3 milyon aday müracaat ediyor.

Bunların içinde sabahlara kadar çalışan 489 puan alabilecek kapasiteye sahip birisine teklif edilse..

"Niye çalışıyorsun ki. Bir metod var. O metoda göre, sen 386 puan da alsan, biz seni 489 puan ile girebileceğin yere kayıt yaptırabiliyoruz.."

Bir adayın, "haram-helal" derdi var ise..

Böyle bir şeye onay verebilir mi

Birileri Ekrem İmamoğlu'nun kulağına bunu fısıldamış.. Ekrem de onay vermiş..

Şimdi utanmadan, "19 yaşındaki Ekrem'i yargılıyorsunuz" diyor..

19 yaşındaki bir insan, 386 puan ile, 489 puanlık fakülteye kayıt yaptırılamayacağını bilmez mi

Ki; davaya bakan mahkeme de bunu hatırlatıyor: "Bilmemesi, hayatın olağan akışına ters" diyor..

İşin bir vahim yönü daha var..

Ekrem İmamoğlu taraftarları, 386 puan ile, 489 puanlık fakülteye nasıl kayıt yaptırabildiklerini anlatmıyorlar ama.

Mahkemenin uzun anlatımındaki, kendi işlerine geldiğini sandıkları şu bölüme balıklama atlıyorlar..

Ahmet Taşgetiren'den başlayın, kendisini idare hukukçusu olarak tanıtan Prof. Metin Günday'a, şimdilerde pek piyasada görünmeyen Prof. Adem Sözüer'e kadar hepsinin anlamak istemediği husus, daha doğru tanımlama ile gizlemeye çalıştıkları sahtekarlıklar silsilesi, "Üniversite hata yapmış. Ekrem'in bu işte suçu ne" tezine dayanıyor.

Üniversite yönetimi, bir de değil, idare mahkemesinin gerekçeli kararında tek tek sıralanan 10'dan fazla hatayı, bir tek yatay geçiş işleminde niye gerçekleştirsin ki

Ama şu da sevindirici bir gelişme..

Hata yapıldığını, aylar sonra kabul etme noktasına geldiler.

İlk günlerde, Ekrem'in de hatası yoktu, üniversitenin de hatası yoktu..

Şimdi hata yapıldığını kabul ediyorlar. Ama Ekrem'in değil, üniversitenin hata yaptığını, Ekrem'in de bundan nemalandığını kabul ediyorlar..

Olayda tek bir hata olsa, ben de "Acaba" derim. Ama hata bir tane değil.

Adeta Ekrem'e haram sütü helal etmek için, didinmişler, kendilerine göre koca bir mızrağı, küçücük bir çuvala sokmuşlar..

Ama..

Yıllar sonra da olsa, mızrağın açıkta kaldığı görülünce..

Bu sefer de, "35 yıllık diplomam" edebiyatına başladılar.

Önce şunu söyleyin..

"Ananızın ak sütü gibi helal mi, yoksa haramı lıkır lıkır içtik, ama içmemizin üzerinden 35 yıl geçti" mi

35 yıl geçmiş olması da önemli değil ama..

Muhataplarımızın nasıl kıvrak dans yaptıklarını göstermek açısından, bir öyle, bir böyle savunma yapmaları önemli..

Kimi Ekremci medya organı, "Mahkeme de, 'yatay geçiş şartı karşılandı' itirafında bulundu" diyor.

Kimi Ekremci ise, "İstanbul Üniversitesi'nin avukatı da, şartların tamam olduğunu kabul ediyor" diyor..

Hepsi yalan söylüyor..

Cumhuriyet ve Karar gazetesinin ortak haberinden alıntılıyorum:

"Kararda, İmamoğlu ile yatay geçiş yapan ve diploması iptal edilmeyen İ.H.M'nin 3.54, H.U.'nun 2.75, İ.K.'nin 2.63, İmamoğlu'nun ise 2,50 not ortalamasına sahip olduğu kaydedilerek, kararın ilk bölümlerinde, 'mevzuatta yatay geçiş için aranan yüzde 60 not ortalaması şartını sağlayarak 2.50 genel not ortalamasıyla' geçiş yaptığı belirtilmesine rağmen, 'başarı sıralaması yapılması halinde dahi davacının kontenjan dışında kaldığı anlaşılmaktadır' denildi."