Rıza'nın hakkını verelim, mankenlerle para yememiş()!

Hani Ekrem İmamoğlu ve avukatları algı yapıyorlar ya, "savunma hakkı kısıtlandı" diyorlar ya..

Gerçekte henüz sorgu bile tamamlanmadı. Bu tamamlandıktan sonra, delillerden eksiklik var ise toplanacak, savcılık esas hakkında görüşünü açıklayacak, isteyeceği cezayı bildirecek. Sonra tekrar, tüm sanıklar son savunmalarını yapacaklar.

Ekrem İmamoğlu için, konuşmasının kısıtlandığı bir tamamlanan sürecin olmadığını kesin olarak söyleyebiliriz.

Ama algıyı yapıyorlar.. Halkın bilincinde, sanki Ekrem İmamoğlu konuşturulmuyormuş gibi bir imaj oluşturuyorlar.

Şunu bile söyleyebilirim, Ekrem bey için müjde olsun..

17 Ağustos'ta tekrar başlayacak sorgu duruşmalarında, Ekrem İmamoğlu "hikaye anlatmayacağım. Direkt suçlamalar ne ise, onlara cevap vereceğim" desin.. Eminim mahkeme heyeti, kendisine sorgu hakkı verecek, "susma hakkından vazgeçmiştir" değerlendirmesi yapacaktır..

Ama bana sorarsanız, "Ekrem İmamoğlu, iddialara tek tek ve tane tane cevap vermeye cesaret edebilir mi" derseniz, samimi kanaatimi söyleyeyim: "Ekrem İmamoğlu, suçunu çok iyi bildiği için, hiçbir zaman, suçlamalara tek tek ve tane tane cevap vermez."

Biz dönelim Rıza Akpolat'ın anlattıklarına..

Rıza da, ağabeyi Ekrem'den öğrenmiş, "Ağzımızdan çıkan her söze, kamuoyuna yaptığımız her açıklamaya dikkat ettik. İddianame hazırlanıp huzurunuza gelene kadar bir devlet terbiyesi içerisinde hareket ettik. Masumiyet karinemiz yok sayılmasına rağmen, gizlilik kararı olan dosyalarımız basına sızdırılmasına rağmen sustuk" diye son savunmasına başlamış..

Bunların son savunma ile bir ilgisi var mı

Boşverin "ilgisi"ni.. "Son savunma"nın yanından bile geçmiyor..

Devam ediyor; eski eşe daire, yeni eşe daha lüks yerden bir daire, kayınbiradere villa, kendisine tekne, düğün harcamalarını belediye ile iş yapan müteahhitlere ödettirme suçlamasına muhatap olan Akpolat:

"Önce itirafçı olduğumuz söylendi. Sonra iddianame çıktığında bakıldı ki böyle bir şey yok. Günlerce televizyonlarda konuşuldu, '40 sayfa itiraf yazdı. Onu yaptı, bunu yaptı'. İddianame bir çıktı. Ben hep sustum. Sustum. Sustum. Sustum... İddianame çıktı. Böyle bir şey olmadığı ortaya çıkınca .."

Hani ilk eşe dairenin kaynağı paranın rüşvet olmadığına ilişkin bir açıklama

Hani, ikinci eşe alınanların kaynağını izah eden bir beyan

Hani Acarkent'te, bir belediye başkanının 120 yıllık maaşı ile ancak alınabilecek villanın kayınbiraderin üzerine tapuya tescil edilmesinin anlatımı

Yok.. Yok.. Yok..

Kendisinin itirafçı olmadığını uzun uzun anlatan CHP'li başkan..

Pardon, Yeni Partili başkan demeliyim.

Çünkü büyük ihtimalle Kemal Kılıçdaroğlu, bu yolsuzluklara imza atan isimleri, partide tutmayacaktır.. Sonrasında, iddianamedeki isnatlara yönelik dişe dokunur bir açıklaması var mı, belediye üzerinden servet edinen Rıza Akpolat'ın

Bir tarihte savcılığa gidip itirafçı olduğunun medyada yazıldığı, ama o gün revire gittiğini de anlatmış, Akpolat..

Suç mahalline gelmemekte direniyor, rüşvet sanığı Rıza..

İtirafçılardan bahsediyor..

Şahitlerden bahsediyor..

Ama asla, alınan dairelerden bahsetmiyor..

Sanki yemin etmiş, sanki abisi Ekrem'e söz vermiş, "Ben netameli konulara hiç girmeden, bir gün boyunca mahkeme heyetini oyalayacağım. Sen beni izle, taktik geliştir" dercesine..

Haydi boşandığı eşe, evlendiği eşe alınan tapu kayıtlarını ağzına almamaya söz vermiş, Rıza bey..

Bari Beşiktaş Belediyesi'nin sahibi olduğu hastanedeki hisse ile ilgili bir anlatımda bulunsa

Ne gezer

O tam da, bebeklere anlatılan masalları aktarıyor..

"Su nerde İnek içti.

İnek nerde Dağa kaçtı.

Dağ nerde Yandı bitti kül oldu.

Rıza da anlatıyor:

"Onlar Ozan İş'i verdi. Ozan İş onu görünce Alican Abacı'yı verdi. Alican Abacı, Emirhan Akçadağ'ı verdi. Günün sonunda birbirlerine girdiler. Hepsi bizimle ilgili konuşmaya başladılar. Sonra ne oldu A kişisi, B kişisini verdi. B kişisi, A kişisini verdi.."