Yazar, batı medyasının ve muhalif çevrelerin Viktor Orban'ın yenilgisini diktatörlük, yolsuzluk ve kadrolaşma gerekçesiyle kutlarken, CHP'li isimlere aynı suçlamalar yükseltildiğinde bunları reddettiklerini iddia ediyor. Çift standart uygulaması konusunda yapılan eleştiri, adalet ve hesap sormanın tüm partilere eşit uygulanması gerektiği sorusunu gündeme getiriyor; ancak bu tespitin kendisi, karşı tarafın benzer iddialarına da açık değil mi?
Saydık..
Hepsinin bir AK Parti etmediğini, kendilerine gösterdik..
2011'de yine aynı söylemle karşımıza çıktılar. Yine duvara tosladılar.
2015'te, Çipras kazandı, Türkiye'de de muhalefet kazanacak" dediler. Olmadı.
2018'de de olmadı.
2019'da Ukrayna'da Volodimir Zelenky ile sevindiler..
2023'te de başaramadılar.
Şimdi 2028'e gözlerini diktiler..
Macaristan'da pazar günü yapılan seçimde, 16 yıllık iktidarın sonuna gelen Victor Orban üzerinden, yine sevindirik oldular..
Diyorlar ki, "Orban diktatördü, onun için Magyar'ın seçimi dünyada bir dönüm.."
Hatırlatıyorum:
"Mansur Yavaş da, Orban gibi bir diktatör. Baksanıza, belediye araçlarını kendi menfaati için Karabük'e göndertmiş. Çankırı'ya göndertmiş.. Kimse de itiraz edememiş.. 'Belediyenin aracını, niye kendi cumhurbaşkanlığı yardımcılığı adaylığınız için kullandırtıyorsunuz' denilememiş.. Orban'da itiraz ediyorsunuz da, Mansur'da niye, yolsuzluğun karşısında durmuyorsunuz, 'CHP'li kim var ise, yolsuzluk operasyonuna muhatap ediliyor' diyor, yolsuzluğu tek adamlığı savunuyorsunuz.."
Diyorlar ki: "Orban kadrolaştı, kendisine yakın isimleri devlette görevlendirdi. Onun için de seçimi kaybetmesi mukadderdi.."
Kadrolaşmanın yanlışlığını kabul ediyorum, hatırlatıyorum:
"O zaman Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında.. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında, sevgililerini belediyelerde işe aldırtmalarına yönelik soruşturmalara niye itiraz ediyorsunuz. Niçin 'CHP'li olmasaydılar, soruşturma yapılmazdı' diye itirazda bulunup, sevgililerini belediyeye alanları savunuyorsunuz. Oban kadrolaşmış, gitmesi mukadder olmuş. Uşak ve Bolu Belediye başkanları da, sevgililerine varıncaya kadar kadrolaşmış, gitmeleri mukadder olmuş.. Niye itiraz ediyorsunuz.."
Diyorlar ki: "16 yıllık yöneticiliği döneminde Orban büyük bir zenginlik elde etti. Yöneticinin bu denli zenginleşmesi, kabul edilemez. Halk bunu kabul etmez.."
Ben de bu tespite katılıyorum ve diyorum ki:
"Ekrem İmamoğlu'nun son 6 yıllık belediye imkanları ile zenginleşmesini jetlerde gezmesini, sözde gazetecileri toplayıp Roma seyahatleri düzenlemesini, iki villayı rüşvet olarak edinmesini soruşturan savcılara niye itiraz ediyorsunuz Haksız zenginlemeye karşı iseniz. Orban'ın servet edinmesine yaptığınız itirazı, Ekrem İmamoğlu'nda niye tekrarlamıyorsunuz"
Diyorlar ki: "Orban, partisine yakın birisinin cinsel suçunu örtbas etmekle suçlanıyor. Halk bu suçlamayı ciddi buldu ve rakibine yöneldi. Suçluların siyasi partilerce, devlet yöneticilerince korunması, seçmen nezdinde mutlaka cezalandırılır. Orban da bu cezalandırmanın muhatabı oldu.."
Doğru söylediklerini belirtiyorum, ama gerçekleri istismar ettiklerini yüzlerine vuruyorum ve diyorum ki:
"Cinsel suç veya diğer suçlardan dolayı yargılananların korunması, kollanması asla kabul edilemez olduğunu gerçekten söylüyorsanız. Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede'nin, gece yarısı 16 yaşındaki bir kıza cinsel tacizini savunan CHP'li kadın vekillere niye kalkan oluyorsunuz Niçin Hasbi Dede'yi ihraç etmek için aylar beklediniz Niçin trafik kazası süsü verilmiş bir cinayetle, mağdur kız ortadan kaldırıldıktan sonra, ancak o ihraç sürecini başlatabildiniz Daha büyük bir suç işlendikten sonra niye en başta yapmanız gerekeni hayata geçirdiniz.. Niçin yolsuzluk yapan diğer CHP'lileri ölümüne destekliyorsunuz, muhalefet partisi üyesi oldukları için soruşturmaya muhatap oluyorlar diye algı yapıyorsunuz"
Diyorlar ki: "Orban basına hükmediyordu, kendisine yakın gazeteciler oluşturmuş, ısmarlama haberler yaptırıyordu. Gazetecileri uşak gibi kullanan siyasetçilerin mağlubiyetleri vazgeçilmezdir.."
Çok doğru bir tespit.
Ama kendilerine hatırlatıyorum:
"Ekrem İmamoğlu'nun milyarlarca liralık yolsuzluk iddialarına rağmen avukatlığına soyunan gazeteciler için niye aynı değerlendirmeyi yapmıyorsunuz Niye Ekrem İmamoğlu'nun oluşturduğu devasa rüşvet parası bütçeleri ile, gazetelerin finanse edildiğini, Sözcü'nün genel yayın yönetmeninin 'Ettiği küfrü duysanız, utanırsınız' dedikten iki hafta sonra elinde çikolata kutusu ile gelen Ekrem İmamoğlu'nu kapıda karşılamak zorunda kaldığını niye görmezden geliyorsunuz Karar gazetesinin, adeta İmamoğlu suç örgütünün avukat bülteni gibi çıktığını gördüğünüz halde, niçin CHP tüzel kişiliğini bile delege satın alarak yönetmeye kalkan bu isim için de, Orban'a yaptığınız eleştirileri yapmıyorsunuz Orban olunca, gazetecileri elde etmek yanlış, Ekrem İmamoğlu'na sıra gelince, hak mı"
Diyorlar ki: "Devlet gücünü şahsi çıkarı için kullanan Orban, sandıkta büyük bir tokat yedi."
Eyvallah..
Bunu söyleyenlere hatırlatıyorum..
"Peki belediye gücünü eline geçirdikten sonra, otel odalarında jammerlar eşliğinde işadamları ile rüşvet pazarlığı yapan, otel lobilerinde 'kayıt alınmasın, giren çıkan belli olmasın' diye kameraları kapatan Ekrem İmamoğlu için niye 'belediye gücünü kullanarak, otelleri bile satın almış, otelin patronu gibi, kendisi gelmeden önce kameralar kapatılıyor, otel görevlileri de öylece seyrediyor. Bu güç kullanımının kötüye kullanılmasıdır' niye demiyorsunuz"

8