Oğlunu AK Parti'den vekil yaptır,git Sözcü TV'ye, buraya saldır
ALİ KARAHASANOĞLU
Eski TBMM Başkanı mı desem..
Başbakan Yardımcısı mı desem..
"Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir" sözünün müellifi mi desem
"Oğlunu, kendisinin yerine milletvekili yapan siyasetçi" mi desem..
"Danıştay üyelerinin, KHK ile görevden atıldıkları için, pompacılık yaptıklarını, evlerine ekmek götüremediklerini iddia eden. Hatta evlere temizliğe giden Danıştay üyeleri olduğunu iddia eden, ama 15 Temmuz hain darbe girişiminde 252 insanımızın o FETÖ terör örgütünün saldırılarında can verdiğini söyleyemeyen adam" mı desem..
Yoksa..
"Özgül ağırlığı herkesten fazla olan" mı desem..
Siz istediğinizi seçin..
Ben Bülent Arınç'ın, , Sözcü TV'ye verdiği son röportajdaki sözlerini sizlere aktaracağım..
AK Parti'de siyaset yapmış, şimdi farklı yerlere savrulmuş kişilerden başlayın..
Saadet Partisi'ne kadar birçok muhafazakar partide kendisine yer bulmuş, özellikle CHP'lilere karşı sürekli eziklik hissine kapılan isimlerin tekrarladığı bir cümle var:
"Tutuksuz yargılanma esastır. Ekrem İmamoğlu da, tutuksuz yargılanmalıdır."
Bülent bey bu sefere, bir cümle daha eklemiş, şehir efsanesi haline getirilen o algı operasyonuna: "Ben, Erbakan, Erdoğan, geçmişte çok yargılandık. Ama o gün bize düşman olanlar bile bizi tutuklu yargılamadı. Ekrem İmamoğlu da tutuksuz yargılanmalı."
Sorsam Bülent beye..
Size düşman olanlar kimlerdi
Size niye düşmanlardı
Mesela, 12 Eylül darbecileri, yaptığınız tespite dahil mi
Dahil olması gerekir..
Soralım, 12 Eylül darbesinden sonra, Necmettin Erbakan tutuklanmadı mı
Hani tutuksuz yargılanmak esastı.. Ve düşmanlarınız bile, sizi tutuksuz yargılamışlardı
Dakika bir. Gol bir..
İkinci örnek verelim..
1991 seçimlerinden hemen sonra. SHP ile ittifak yaparak seçime giren HEP'li birden fazla milletvekili, dokunulmazlıkları kaldırılıp, tutuklu yargılanmadılar mı
"Canım kötü örnekleri bize göstermeyin" itirazında bulunmayın.
Öyle bir genelleme yapıyorsunuz ki.
Duyanlar sanıyor ki, "Tarihte hiç olmayan işler, şimdi Ekrem İmamoğlu'nun başına geliyor."
Rüşvet suçundan yargılanan ve davaları sürerken tutuklanan binlerce insan var bu ülkede.
Amma ilkeniz yok ise. Dürüstlüğünüzü rafa kaldırdı iseniz.
Devamını şimdilik yazmayayım.
1997 yılına gelelim.
Halk tarafından büyük bir teveccüh ile belediye başkanı seçilen Bekir Yıldız, Sincan ilçesinde Kudüs gecesi düzenler..
28 şubat darbecilerinin yaygarası ile, Sincan belediye Başkanı Kudüs davasına sahip çıktığı için, tutuklanır.
Yanlış okumuyorsunuz..
Rüşvet yok. Kara para aklama yok. Ekrem İmamoğlu dosyasındaki envai çeşit suçlama yok..
Kudüs gecesi düzenleme sebebi ile bir belediye başkanı, görevde iken tutuklandı. Tutuklu yargılandı.
Bülent bey bilmez mi bunları..
Bilir, bilir de..
Bilmezlikten gelir.
"Biz de yargılandık. Düşmanımız bizi tutuklamadı"' der..
Ama somut örneği verdiğimizde, yine Sözcü TV'ye koşup, "bir tane miydi örneğiniz" diye de, cevap vermeye kalkar..
O zaman, bir örnek daha verelim..
Yıl 2001. Gebze Belediye Başkanı Ahmet Pembegüllü, özellikle irtica yanlısı (ne demek ise) kişileri belediyede çalıştırma iddiası ve bunun yanısıra da ayıp olmasın diye düşünmüş olmalılar ki, 180 villaya ruhsat verme karşılığında rüşvet aldığı öne sürülerek, tutuklandı. Yargılamasının ilk 21 ayı tutuklu icra edildi..
Pembegüllü ile birlikte yardımcısı da tutuklandı..
Hatta bu isimler, gözaltı sırasında işkence gördüler..
Hey gidi Bülent bey, hey..
Hani belediye başkanları hiç tutuklanmıyordu, Bülent bey..
Devam edelim mi..
Bugünümüzden de bazı tutuklama örnekleri verelim..
Mesela, Manavgat belediye Başkan yardımcısı, baklava kutusu içindeki avrolar sebebi ile tutuklandı..
Ne buyurur acaba, Bülent bey.
Bu tutuklama da yanlış mıdır
Adamcağızı serbest bıraksak, baklava kutusunu getiren adamı gidip tehdit etse, "Ben eve götüreceğim baklava kutusunu karıştırmış, başkan yardımcısının evine götürmüşüm" dese..
Nasıl olur, Bülent bey..
Veya, Aydın'da Yeniden Refah partisi il başkanı, yolda karşılaştığı eskiden tanıdığı bir gazeteciyi, ayaklarında vurmuş.
Kişinin il başkanı olması hasebi ile, tutuksuz yargılanması mı istenilmeli, Bülent bey
Daha da yakın tarihten örnek verelim.
Tutuklu yargılama istisnadır" diyorlar ya..
Bütün tutuklu yargılamaların tek sebebi varmış" Kaçma şüphesi" imiş gibi algı yapıyorlar ya..
İBB soruşturmasında kaçan adamlar da var ama..
Bir savcının, görevini tehlikeye atacak şekilde, kaçacağını kimse iddia edemez herhalde..
İstanbul Bölge Adliye mahkemesinde, önceki gün bir kadın hakime silahlı yaralama suçu işleyen savcının da, tutuksuz yargılanması mı gerekir, Bülent bey..

18