Nezaketi elden bırakmadan, sanıklara soralım!

İmamoğlu davasında koruma polisleri kameraları 'itibar koruma' için kapatıyor mu, yoksa bu görev emniyet mevzuatında var mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İmamoğlu yolsuzluk davasındaki duruşmaları sorguluyor ve koruma polislerinin kameraları kapattığı, Capacity AVM'deki kusurların gizlendiği iddiaları analiz ediyor. Bu iddiaları temellendirmek için, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün koruma polislerinin gerçek görevlerinin ne olduğunu kamuoyuna açıklaması gerektiğini düşünüyor. Ancak yazarın öne sürdüğü tüm bu olaylar gerçekten bir savunma stratejisinin parçası mı, yoksa sistemik görev tanımı sorunu mu söz konusu?

Ekrem İmamoğlu yolsuzluk davasında, Bakırköy'deki Capacity AVM otoparkı için 5 milyon dolar rüşvet istendiği iddianameye geçmişti.

Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz, duruşmada şu sözlerle kendisini savunmuş:

"AVM'nin otoparkının ilçeyi felç etmesinden ve yurttaşlardan çok sayıda şikayet almalarından dosyayı inceleme talimatı verdim"

Sorum şu: "Bir ilçedeki otopark, trafiği rahatlatacağına, bir de felç mi ediyor Kendinizi böyle mi savunacaksınız"

CHP'li başkanın yardımcısının savunması devam ediyor:

"Projede yer almasına rağmen, sahada bulunmayan 192 adet betonarme perde duvar tespit ettik."

Nezaketi elden bırakmamaya kararlıyım.

Sorum şu:

"O AVM ne zaman yapıldı 2004-2007 arasında. O tarihte Bakırköy Belediye Başkanlığı koltuğunda hangi partili başkan vardı CHP'li Ateş Ünal Erzen. Yani, CHP'li bugünkü başkan yardımcısı olarak, şunu mu söylüyorsunuz: 'O AVM yapılırken, 192 adet betonarme perde duvarı eksik yapıldığı halde, CHP'li başkan sessiz kalmış."

Buyrun izah edin..

Savunma devam ediyor:

"Bu AVM'de aynı anda 10-12 bin kişi bulunuyor, bu risk göz ardı edilemez. Bir mühendis için en ağır yük, bildiği riski dile getirmemektir."

CHP'li başkanın yardımcısı bunu niçin söylüyor

Rüşvet vermediği için 197 milyon liralık ceza kesilen AVM'ye, aslında haksız ceza kesmedikleri, rüşvet verilmediği için şantaj amaçlı kusur aramadıklarını ispat için..

Rüşvet vermedikleri için değil, 10-12 bin kişinin can güvenliğini sağlamak için o AVM'ye ceza kestiklerini hatırlatmak için.

O zaman yine nezaketi elden bırakmayalım, soralım:

Tespitinizi 2024 yılı ekim ayında yapmışsınız. Siz tutuklanmış olsanız da, CHP'li arkadaşlarınız aynı belediyede görevdeler. 2 yıldır o AVM ile ilgili boşaltma ve diğer yapılması gerekenleri niye yapmadınız. Gerçekten can güvenliği tehdit altında ise, o AVM niye faaliyetine devam etti

Bir soru daha: 192 beton perde duvarı eksik bir binada, 10 bin kişinin hayatı da tehlikede iken, sadece para cezası tebliğatı ile mi yetinilir, yoksa orası aynı zamanda mühürlenmeli midir

Mühürleme işlemi yapılmadığına göre, "Yine de anlaşalım" anlamında, sopa gösterme amaçlı mı o ceza kesilmiştir

(Merak eden okurlarımıza hatırlatayım. Mahmut Övür yazmıştı. 192 beton perde duvar eksikliği farklı bir proje esas alınarak iddia edilmiş. O AVM'nin, aslında öyle bir kusuru yokmuş. Bu konuda, Bakırköy Belediyesi, 'Hayır Mahmut Övür yalan yazdı. Siz de tekrarlıyorsunuz. 192 beton perde duvar eksik, işte proje burda' derse. Kendilerine köşem açık.)

Duruşmalardan kesit vermeye devam ediyorum:

Ekrem İmamoğlu'nun koruma müdürü Mustafa Akın, memleketindeki yayla evinde, bir kasa bulunduğunu, o kasa ile ilgili medyada "milyonlar olduğu" şeklinde izlenim verildiği halde, kasadan sadece 48 adet mermi çıktığını belirtip, "İşte Ekrem İmamoğlu ve yakınlarına yapılan suçlamaların hepsi böyle boş" savunması yapmış..

Kasada milyonlarca lira olduğunu yazanlar kimlerse, ona bu soru yöneltilebilir..

Ama, şu soruma da Koruma müdürü cevap vermeli:

İstanbul'daki evde olmayan kasa..

Köydeki, hem de yayla evinde niye var

"Keyfimin kahyası mısın" diyebilir Mustafa müdür..

Bugün söz verdim, ağır ifade kullanmak yok..

Müsaadesi ile, bir soru daha yönelteyim: "48 adet mermiyi saklamak için mi, yayla evine kasa götürdün"

Koruma müdüründen, korumaya geçelim..

Ekrem İmamoğlu'nun, İstanbul Valiliği'nden talep ettiği devlet memuru koruma polisi Çağlar Ertürk konuşuyor:

"Kimse bana 'gel örgüte yardım et' demedi, ben de 'geleyim örgüte yardım edeyim' demedim. Ortada bir örgüt de yok. Bir Büyükşehir Belediye Başkanı var, bir de onu koruyan bizler varız."

Hangi devlet memuru konumundaki bir polis, 4 bin sayfaya yakın iddianame yazılmış bir kişi hakkında, onlarca savcının hazırladığı bir iddianamede belirtilenin tam aksini, oturduğu yerden kesin bir kanaat gibi söyleyebilir

Eğer gerçekten bir örgüt yok ise, bunu söyleme makamı, koruma polisi midir

Koruma polisi, yönlendirilmedi ise, "Örgüt yok" iddialı cümlesini niye kurma ihtiyacı hisseder

Koruma polisi görmemiş olabilir. Sadece bir yıldır çalışıyordur, farkında olmayabilir.

Ama mahkeme huzurunda, iddialı şekilde, "Örgüt yok. Büyükşehir Belediye Başkanı var" cümlesini ısrarla kuruyorsa..

Temel'in, altına sakladığı altınlarının olduğu kayanın üzerine, "Bu kayanın arkasında altın yoktur" yazmasına benzer bir tavır sergilendiğini hatırlatmam gerekir..

Koruma polisimiz devam ediyor:

"Kameralar herhangi bir özel talimat olmaksızın, İmamoğlu'nun bulunduğu alanlarda mahremiyetin korunması ve geçmişte medyaya servis edilen görüntülerin tekrarının önlenmesi amacıyla kapatıldı."

Polis memuru, İBB'ye değil, İstanbul Valiliği'ne bağlı çalışıyor.

Bu durumda ben İstanbul Emniyet Müdürlüğü Korumalar şubesindeki yetkililerden rica ediyorum..

Koruma görevi yapan polislerimizin, itibar koruma diye bir görevleri var mıdır, cevaplasınlar.

Tartışmayalım.. Gerçeği öğrenelim. 86 milyon halkın vergileri ile maaşı ödenen bir polis memuru, koruma görevi üstlendiği kişinin itibarını mı koruyacaktır, yoksa can güvenliğini mi