Müsavat ne diyor, PKK'ya silah bıraktırma, Sevr'e nasıl benzetilir

Açtım Sevr Antlaşması'nı ve baktım. Hangi maddeler var" diye..

Neresi, PKK'ya silah bıraktırma amaçlı kanun teklifine benziyor, diye..

Sevr Antlaşması'ndan aktarıyorum:

"Bir taraftan işbu muahedede başlıca düvel-i müttefika olarak zikiredilen Britanya İmparatorluğu, Fransa ve İtalya ve

Japonya ve işbu başlıca devletlerle birlikte düvel-i müttefikayı teşkil eden Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz, Lehistan, Portekiz, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven ve Çekoslovakya:

Diğer taraftan Türkiye;

Bir sulh muahedenamesi akdedebilmek üzere hükûmet-i seniyenin talebine binaen başlıca düvel-i müttefika tarafından ..."

Ne diyor Sevr

Bir tarafta Türkiye dışında birçok devlet.. Diğer tarafta tek başına Türkiye..

Kanun teklifine bakıyorum.

"Bir tarafta şu devlet, bir tarafta Türkiye" diye bir şey göremiyorum..

Biliyorum, itiraz edecek, kendi kötü, adı İyi Partili yetkililer: "Bizim kanun teklifini Sevr'e benzetmemiz, mecazi anlamda."

Yani bir sözleşme olup, onun altına diğer devletlerin imza atmasına gerek yok, o devletlerin nezaretinde bir anlaşma var ise, Sevr'e benzerlik var demektir" diyecekler.

Ama ilginçtir, tam da bu yönü ile, kanun teklifi tarihteki tüm diğer anlaşmalardan ayrışıyor..

Ne karşınızda bir terör örgütü var, onunla birlikte bir belge imzalanıyor.

Ne de, o terör örgütünün hamileri, hazırlanan belgeye gözlemci olarak takipçi oluyorlar.

Önceki dönemlerde, bu tür çözüm süreçlerinde gördük..

İngilizlerin takibinde. İsviçre'nin bilmem ne kentinde..

Tarafsız şu ülkenin arabuluculuğunda.

Geçtik bunların hepsini.

Şimdi sadece Türkiye, hiçbir yabancı devleti işin içine karıştırmadan, tek başına. Ama bazı ilgililerin görüşlerini de alarak, kanun teklifini hazırladı..

İlginçtir, Sevr'e benzetilen kanun teklifi, TSK'yı değil, orduya karşı silahlı saldırılar düzenleyen terör örgütünü silahsızlandırıyor..

Öyle ise, nasıl oluyor da, Osmanlı'nın silahsızlandırılmasını öngören Sevr ile, PKK'nın silahsızlandırılmasını öngören kanun teklifi, birbirine benzer gibi gösteriliyor..

Buyrun Müsavat Bey,. açıklayın bu noktayı bize..

Aslında bu sözler, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ne de hakarettir.

Sevr'le tasfiye edilmek istenen Osmanlı iken, şimdi tasfiye edilmek istenen terör örgütü PKK.

Sevr'e biz karşı çıkarken.. Sevr'deki silahsızlandırılmak istenen Osmanlı'yı savunuyorduk.

Osmanlı'nın bu toprakların hakimi olduğunu belirtiyorduk. Şimdi Müsavat Bey, bu toprakları PKK'ya mı bıraktı ki, PKK'nın silahsızlandırılmasını, Sevr'e benzetiyor

İyi Parti'yi bir kenara koyalım..

Kanun metnine, kılçık sorularla itiraz edenlere gelelim..

Birisi Anayasa Hukukçusu olarak tanıtılan Prof. Dr. Tolga Şirin..

Diğeri de ceza hukuku profesörü İzzet Özgenç..

Der ki Tolga Bey:

"Bu sonuçları itibariyle bir af teklifi."

Tam da, MHP Genel Başkanı'ndan AK parti genel başkanına, TBMM Başkanı'ndan diğer yetkililere kadar herkes, ısrarla "bu bir af değildir" açıklaması yaparken, Tolga Bey, "bu bir aftır" diyor..

Bakıyorum kanun teklifine, "Şu kişiler affedilmiştir* diye bir madde yok.

Metinde "af" diye bir kelime yok..

AİHM'in usuli açıdan aldığı kararı, sanki "Demirtaş suç işlememiştir" gibi yorumlayıp, nihai anlamda af niteliğinde bir talebi dillendirerek "Demirtaş tahliye edilmelidir" diyen Tolga Bey, şimdi davanın görülmesinin ertelenmesini, "af" diye nitelendiriyor.

Nasıl bir riyakarlık bu..

Kendisi 4 yıl önce, 5 yıl önce, Selahattin Demirtaş'ın tahliyesini istiyor. Hem de PKK askere, polise kurşun sıkarken, sıkmaya devam ederken bunu istiyor..

Onun yaptığı "af" olmuyor.

Ama şimdi devlet, PKK'ya silah bıraktırıyor. Teröristlerin silah bırakması şartıyla Selahattin Demirtaş'ın evine gönderilme ihtimali doğuyor. Tolga Bey, şehidleri istismar etmek, onları tahrik etmek için, "Bu bir aftır" diyor..

Ya bizim mahallenin abisi Ceza hukuk profesörü İzzet Özgenç ne diyor

"Söz konusu Teklif düzenlemelerine göre; 'Kandil'den terör örgütünün faaliyetlerini uzun zamandan beri yönetmeye devam eden kişiler, haklarında soruşturma açılmadan ve herhangi bir hak kısıtlamasına tabi tutulmadan serbest bırakılabilecek, seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebileceklerdir."

Lafı evirip çevirmeden soruyorum..

"Kandil'den terör örgütünü yönetiyor" olup da, hiçbir asker veya polisin şehid edilmesini sonuçlandıran saldırıya emir vermeyen kişi var mıdır