Murat Ongun'u dinliyoruz, kule kule paraları anlatacak diye..

"Mahkeme başkanı savunma sırası gelen Medya A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un hazır olup olmadığını sordu. Onun'un salonda olmadığı için, mahkeme başkanı daha sonra, savunma sırası bir sonra olan İmamoğlu İnşaat genel müdürü Tuncay Yılmaz'a hazır olup olmadığını sordu. Yılmaz hazır olduğunu, ancak avukatının salonda olmadığını belirterek, savunmasını sonra yapmak istedi. Mahkeme başkanı son olarak, İmamoğlu'na 'Ekrem Bey Hazır mısınız' sorusunu yöneltti. İmamoğlu, "Ben her zaman hazırım" derken, avukatları savunmayı son sırada yapmak istediklerini beyan ettiler. Bunun üzerine mahkeme oturumu erken kapattı."

Evet arkadaşlar, bu anlatım, aslında her şeyi bize gösteriyor. İspatlıyor..

"Ben anlatayım, ben anlatayım" diye çırpınanlar..

"O kadını bırakın, beni tutun" diye cesaret gösterisi sergileyenler..

İşin sonuna geldiklerini anlamışlar..

Kaçacak delik arıyorlar..

Ve dün sabah, önceki gün salonda olsa idi, ifadesine başvurulacak olan, belki de böylece tüm ifadeler bir gün önce bitip, belki bazı kişiler için tutuksuz yargılama kararı alınabilecek iken, Murat Ongun'un duruşma salonunda olmaması sebebi ile ertelenen ifade alma işlemi dün sabah başladı..

Ama o ne

Bir gün önce avukatlarının, "son sıra savunma verelim" diye ifadeden kaçındığı Ekrem İmamoğlu konuşuyor: "Normal koşullarda cuma günleri dava devam etmiyor. Duruşmalar cuma günleri de devam edebilir mi"

Nasıl

Kuyruğu nasıl dik tutuyor..

Bayılma numarasından önce, nasıl "Duruşmaların sürekli olmasını istiyormuş" gibi algı yapıyor..

Geçelim, bekleyelim, görelim..

Murat Ongun savunmaya başlıyor. Ama o ne

Savunma değil, mahkeme heyeti ile muhabbet yapmak isteyen bir profil var karşımızda..

Bir gün duruşmaya gelip, üç gün kaçan sanık değil, sanki tüm duruşmaları kaçırmayan birisi imiş gibi, yolsuzluklara sıra gelmesin diye, bakın neler anlatıyor: "3 aydır sizler bize, biz sizlere bakıyoruz. İster istemez intibalar oluşuyor. Sosyal zekanız da hayli yüksek. Hatta, Ekrem Başkan kadar olmasa da iyi bir hazır cevap üstadısınız. Bunu da ince ve zeki esprilerle sunuyorsunuz. Böylece zirve yapan tansiyon, bir cümlenizle sönümleniyor. Ya da tam tersi oluyor. Siyasetçiler için hazırcevaplık, büyük bir artıdır. Birkaç basamak yükseltir insanı, siyasette. Yargıda da işe yarıyormuş, yaşayarak öğrendik."

İsviçre'de kayak tatili yapmaya gidip, "Uludağ burdan daha pahalı" diyen bir yolsuzluk sanığı hakkındaki iddialara cevap vermesi istenen duruşmada, bu sözlerin iddianame ile ne ilgisi var

Biz sabırlıyız, ifadeyi aktarmaya devam edelim:

"Sayın Gürlek, bakanlık performansında ne içten bir Ak Partili olduğunu ortaya serdi."

Biz diyoruz, 300 bin maaş ile sadece 350 bin TL'lik ev kirası nasıl ödeniyor

O devam ediyor, "Bu iddianame Dr. Frankenstein'ın eseri gibidir. Onun gibi saldırgan ve acımasızdır."

Eşinin hiç gitmediği Rize'de, kuyumcuda 2 kilo altını nasıl bozdurduğunu mu, yoksa 2 kilo altının kaynağını mı merak ediyorsanız.

Daha çok beklersiniz..

Ama kim bilir belki de, Kültür A.Ş. genel müdür yardımcısı geçtiğimiz hafta kaçırılmıştı, kendisinden 500 kilo altın sorulmuştu ya..

Murat beyin eşi de, kendisine düşen kilo kilo altınlardan bozdurarak, villanın kirasını ödemiştir..

Sadece yer ismi yanlıştı..

Sabırsızlık yok..

Dinleyeceğiz, öğreneceğiz..

Murat Ongun kendinden emin şekilde, savunmasını sürdürüyor:

"Arkamda Avrupa'nın en büyük kentinin belediye başkanı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı, Türkiye'nin 1. partisinin cumhurbaşkanı adayı oturuyor."

Nasıl, iddialara tam cevap veriliyor değil mi