Yazar, CHP'li yazar Mine Kırıkkanat'ın Kemal Kılıçdaroğlu'na 'kılıç artığı' demesinden sonra özür dilediğini, ancak başörtülü milletvekililerine yaptığı hakaretler için asla özür dilemediğini vurgulayarak, toplumda seküler kesime yapılan hakaretlere karşı çift standarttın uygulandığını savunuyor. Bunu, dindar Müslümanlar ile sol-seküler kesim arasında tutarsız muamele yapıldığı tespiti üzerinden genel bir toplumsal ikiyüzlülük meselesine genişletiyor. Ancak, yazar makalesindeki kronoloji ve bağlamsal değerlendirmeler tam olarak hak ve hukuk açısından eşit midir?
Mehter Marşı'na sırtını dönen CHP'liler için görüntüler belki farklı açılardan çekilmiş olabilir diye meşhur ulaştırma çalışması yapan Özgür Özel şöyle yorum getirdi:
"Yıllardır şahsıma yaptığı her türlü hakaretine sabırla sustuğum bir sözde yazar, bu kez Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na hadsizce saldırmış. Önceki Genel Başkanımızın hukuku en başta, bana emanettir. Tek kelime ile KINIYORUM."
Mine Kırıkkanat'ın yazarlığını yaptığı Cumhuriyet gazetesi açıklama yaptı:
"Hiç kuşkusuz, yazarlarımız ve çalışanlarımız, Cumhuriyet'in organları dışında kendi düşüncelerini ve tutumlarını açıklamakta özgürdürler. Ancak, günümüzde özellikle sosyal medyanın bir linç etme aracı olduğu göz önüne alınarak; o mecralarda yapılacak kişisel paylaşımların doğrudan olmasa da dolaylı olarak Cumhuriyet gazetesini de bağlayacağının ayırdında olunması büyük önem kazanmaktadır. Cumhuriyet gazetesi Yayın Kurulu, gazetemizin saygınlığının ve güvenirliğinin sürdürülmesi için çalışanlarımızın ve yazarlarımızın gazetemizin resmi organlarında olduğu kadar, diğer alanlarda da dikkatli ve özenli olması gerektiğini hatırlatmayı bir görev saymaktadır."
Ve en nihayetinde Atatürkçü Mine Kırıkkanat, Kemal Kılıçdaroğlu'nun şahsında Alevilere yaptığı hakaretten tiş ederek şu açıklamayı yapmak zorunda kaldı:
"Alevi dostlardan içtenlikle özür dilerim. Kılıç artığı sözünün tarihçesini bilmiyordum. Bu sözü, Kılıçdaroğlu'nun soyadına atfen söyledim. Cehaletimi bağışlayın. Hiçbir insan, en bilgelerimiz bile her şeyi bilemez. Bilenler uyarınca gönderiyi sildim ve özür diledim."
Oysa bu Atatürkçü mine, daha önce dindar insanlara ne hakaretler yapmıştı.
Hem de sadece sosyal medya hesabından değil Cumhuriyet gazetesindeki köşesinden salya sümük hakaretlerde bulunmuştu.
Ne gazetesi özür diledi ne de kendisi.
Daha dört gün önce egemenliğin saltanattan saraydan halka geçtiği varsayımıyla egemenlik bayramı kutlamaları yapıldı. Oysa 2011 seçimlerine kadar bu ülkede başörtülü bayanlar milletvekili adayı bile olamıyorlardı.
2011 seçimlerinden sonra, bazı Ak Partili başı açık milletvekilleri, başörtüsü yasağına son verebilmek için, başlarını gönüllü olarak örteceklerini ve örtülü olarak meclis toplantısına katılacaklarını duyurmuşlardı.
Bu açıklama sonrasında Mine Kırıkkanat ne demişti
"AK Parti Milletvekili Sevde Bayazıt Kaçar, 31 Ekim'de meclise baş örtüsüyle girecekmiş. Açık başına bakınca, bence de kapamasında yarar var!"
Terbiyesizliği görüyor musunuz.
Ahlaksızlığı ve küstahlığı görüyor musunuz.
Ah, Ahmet Taşgetiren ah.
Ah, Mehmet Ocaktan ah..
Ah, Mustafa Çağrıcı hoca ah.
Ah, Ahmet Davutoğlu ah.
Her birinizin eşleri başörtülü. Ama başörtülülere bu hakareti yapanlarla birlikte yol yürüyüp Tayyip Erdoğan'ı devirmeye kalktınız.
Mine Kırıkkanat şimdi kripto kılıç artığı dediği için kendi tarafındaki isimlerden binbir özür diliyor ama, o tarihte başını kapatma kararı alan hanımefendiden özür dilemedi ve siz bu ahlaksızlarla işbirliği yaptınız.
Türban ile ilgili, Notre Dame de Sion Fransız Lisesi mezunu Mine Kırıkkanat'ın açıklamaları bir tane, iki tane ile sınırlı değil.
İşte bir başka açıklaması..
Ahmet Davutoğlu'nun profesör eşini de kapsıyor, SP, GP, DEVA Partisi'ndeki bilim insanı başörtülü bayanları da kapsıyor Kırıkkanat'ın şu açıklaması:
"Entelektüel bilinç soru sorar, sorgular. Bu aydın olmanın da gereğidir. Eğer bir kadın 'neden erkeğin saçı günah değil de benimki günah Neden erkeğin yüzü günah değil de benimki günah' Diye soramıyorsa entelektüel olamaz. Biz bu soruyu sorduğumuzda sadece 'benim inancım bunu gerektiyor' diyorlar, başka hiçbir şey söyleyemiyorlar. Bunu söylemek ve uygulamakta bir şey yok, bunu tabi ki yapabilirsiniz. Ama entelektüel olamazsınız o zaman"
Türk halkına Türk halkının inançlarına hakareti bitmedi Mine'nin..
Ekrem İmamoğlu'na açılan yolsuzluk ve rüşvet davaları sonrasında da şu tehditte bulundu: "Şimdi mağdur biziz. Biz de sizi mağdur edeceğiz elbette."
Bu ülkede Müslümanlar çoğunlukta.
Dindar insanlar çoğunlukta.
Ama görüyorsunuz işte, dindar insanlara yapılan hakaretlerde, kimsenin özür dilediği yok.
Solculara yapılan hakaretlerde ise, anında kamuoyu baskısı oluşturuluyor ve muhatap özür dilemek zorunda kalıyor.

29