Marks nerene battı.. P.ç, kö.. Daha devam edeyim mi

Marks nerene battı.. P.ç, kö..Daha devam edeyim mi

ALİ KARAHAHASANOĞLU

Altılı masa kurulurken hepsinin ağzı kulağına varıyordu..

CHP'sinden Saadet'ine.. Davutoğlu'ndan Babacan'a..

Ezan düşmanı Sera Kadıgil'den, Marksist TİP'lilere kadar, 12 Eylül öncesinde bunları gördüklerinde sopa ile kovalayan İyi Partililere kadar..

Hatta masanın altından destek veren, PKK'nın savunucusu HDP'lilere kadar..

Hepsi çok mutluydular..

Çok sevinçliydiler..

Öyle bir birliktelik kurmuşlardı ki..

Tayyip Erdoğan'ın, bu birliktelik karşısında ayakta durması mümkün değildi.

Her ne kadar sorgulasak, itiraz etsek de: "Bu kadar zıt görüşler, diyelim seçim kazandınız. Ülkeyi nasıl yöneteceksiniz Hanginizin dediği olacak PKK'ya güneydoğuyu verecek misiniz Yoksa Güneydoğu'da sivil insanları katliama maruz bırakacak kafadakilerin dediği mi olacak Dindarlar mı söz sahibi olacak, yoksa içinizdeki ezan düşmanları mı Nasıl bir birliktelik bu!"

Samimi sohbetlerde şöyle aktarıyorlardı ilerde yaşanılacakları:

"Erdoğan'ı bir devirelim, sonra gereğini yaparız."

Cevaplarının arkasından da, tilkice gülüyordu, her biri.

Ezan düşmanı olan; "yobaz" diye gördüğü Saadetliler için, Gelecek Partililer ve DEVA Partililer için bunu söylüyordu.

Saadet partililer ise; ateistler, marksistler için bunu söylüyordu.

HDP'liler; faşist olarak tanımladıkları İyi Partililer için bunu söylüyorlar, İyi Partililer de, eli kanlı teröristlerin savunucuları diye tanımladıkları HDP'liler için aynı tilkice gülümsemeyi yapıyorlardı..

Neyse ki, Tayyip Erdoğan bu kirli ittifakı çatır çatır ezdi.. Cumhurbaşkanı seçildi..

Bu yaşanılanları size niye hatırlatıyorum

Karar gazetesinde dün Taha Akyol, yazısının başlığını şöyle atmış: "

"Marks nerene battı"

Belli ki, altılı masanın yılmaz savunucularından Taha Akyol'a, o masanın bileşenlerinden, özellikle TİP'de yer alan Marksistlerden biri itiraz etmiş..

Ben itiraz diyorum ama..

İfadenin ne kadar terbiyesizce olduğunu, siz de takdir edersiniz..

Taha bey, bu TİP'liler ile birlik olup, alnı secdeli Tayyip Erdoğan'ı devirmek için yol yürürken..

"Siz bu Marksistlerle nasıl birlik olabiliyorsunuz" diye kendilerine sorarken..

Seçim kazanacaklarını sanıp, bizleri hiç muhatap bile almıyorlardı..

Şimdi kendisini milliyetçi olarak tanıtan Taha Akyol yazıyor:

"Bu yazının başlığı, bir Marksist'in bana yazdığı bir hakaret cümlesidir."

Bu cümle ile başlıyor ve devam ediyor, altılı masa kurulurken, göbek atan milliyetçi Taha bey, kendisine yapılan hakaretleri:

"Sosyalizmi bir faşistten mi öğreneceğiz.. Sen sermayenin uşağısın, sosyalizmden ne anlarsın..."

Şimdi, "Oh olsun" demek, bize yakışmaz..

"Yazıklar olsun" mu diyelim..

"Dün kolkola yürürken seviniyordun, şimdi yol arkadaşlarından kazık mı yedin" diye soralım mı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a salya sümük hakaret edenler hakkında iki tane soruşturma açılınca, "Düşünce hürriyeti" diye söze başlayıp, "AİHM kararları, Anayasa Mahkemesi'nin ifadeye verdiği önem" diye devam eden arkadaşlar..

Seçimde aday olsalar, Tayyip Erdoğan'ın aldığı oyun yüzbinde birini bile alamayacak çaptaki, kerameti kendinden menkul köşe yazarları..

Kendilerine yöneltilen eleştirilere, görüyorsunuz nasıl da tahammülsüzler..

Mete Tunçay'dan aktarımla, Taha bey sitemlerini şöyle ifade ediyor:

"Tarihçi merhum Mete Tunçay'ın bir tespitinin kulaklara küpe olması lazım: 'Türkiye'de bütün akımlar dogmatiktir.' Elbette bütün akımlarımızda açık fikirli, analitik düşünen insanlar da vardır fakat hakim hava, farklı fikirlere tahammülsüzlüktür; dogmalarına uymayan görüşleri suçlamaktır, hakaret etmektir, gücü yeterse susturmaktır."

Öyle ise, soralım Taha beye, "Altılı masa döneminde, dogmatik akımları, hele hele birbirine taban tabana zıt dogmatik akımları biraraya getirip, sırf alnı secdeli Tayyip Erdoğan'ı devirmek için, o büyük ihanete nasıl imza attınız"

Altılı masa kazanmış olsaydı, bir yanda HDP. Diğer yanda onun tam zıttı İP.

Bir yanda Saadet. Diğer yanda onun tam zıttı TİP.

Bir yanda CHP'nin içinde hakim olmaya çalışan ulusalcılar. Bir yanda PKK severleri..

Böyle bir iktidar bölünmüşlüğü gerçeği karşısında, dış güçlerin tüm zenginliklerimizi büyük iştah ile paylaşacaklarını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Şimdi kalkmışlar bize, "Bütün akımlar dogmatiktir" edebiyatı yapıyorlar..

Kendiniz için söyleyin bunu..

"Altılı masa kurulurken gözümüz hiçbir şey görmedi, birbirine zıt kardeşler biraraya geldi sandık.. Dogmatik davrandık, yaptığımızı sorgulamadık." deyin..

Sadece dün değil..