Ama, medya ihalelerinin çoğunun verildiği ve halen de yurtdışında kaçak yaşadığı belirtilen Emrah Bağdatlı'ya milyonlar akıtan ekibin içinde yer alan..
Somut olarak görevini de yazayım..
Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı olan. Bu görevde iken, ihaleleri yandaş firmalara aktaran Doğan Hamit Doğruer..
Somut örnek de vereyim, 29 milyona ihale edilen bir iş sebebi ile müteahhitin cebine 264 milyon TL girmesini sağlayan, o para ile de daha sonra İmamoğlu A.Ş'den daireler satın alınarak, Büyükşehir Belediye Başkanı'na akacak rüşvet hortumunun işletilmesini sağlayan bu bürokrat, dün mahkeme nezdinde şu savunmayı yapmış:
"Kıyafetimin kusuruna bakmayın. Ben sıramın yarın geleceğini düşündüğüm için bugün gömlek giymedim. Tek gömleğim var. Cezaevi koşullarında temizlemek de zor oluyor."
Kalıbımı basarım..
Senaryo yazılmış.
Ne zaman ifade verirse versin..
Alternatifli iki-üç şablon şov cümlelerinden birisini kullanacaktı..
Bunu kullandı..
Gömlek giysen ne yazar. Tişört giysen ne yazar.
Mahkeme tişört giyenlere ceza, gömlek giyenlere beraat veriyorsa..
Ekrem İmamoğlu her duruşmada takım elbise ile geliyor, beraati garantiledi mi sanıyorsun
Daha acıklısını söyleyeyim..
Gömlek giymeyi bile, suçlamalarla hiç ilgisi olmadığı halde, ajitasyon yapmak amacıyla kullanan ve cezaevi koşullarında imkansızlıklar yaşandığını belirtmek için bir lüks gibi gösteren Doğan Hamit Doğruer, savunması sırasında tiyatro oynamıyorsa, şu selamı nasıl çakabiliyor:
"Eğer buradan çıkmanın yolu Ekrem Başkan'a iftira atmaksa ben bunu yapmayacağım. Başkana iftira atmaktansa onurumla burada yatmayı tercih ederim."
Bu cümlenin karşılığında, şimdi otoparklarda bekletilen arabaların bagajlarından birisi açılıyor ve Hamit beyin yakınlarına, çaktığı selamın karşılığı olarak gerekli ödemeler yapılıyordur.
Başka nasıl olabilir ki
Mızrak çuvala sığmıyor..
Her gün gömlek giyemediğini öne süren bir tutuklu.
Sanki kendisinden iftira atılması isteniyormuş gibi algı yaparken..
Birazcık düşünür..
"Ben cezaevindeyim. İftira atmayacağımı söylediğim Ekrem İmamoğlu da cezaevinde. Ben her gün gömlek giyemiyorum. Mazbatasını aldığı gün, 'Yok öyle çalışana musakka. Yöneticiye antrikot' demiş birisi, bırakın gömleği, her gün takım elbise ile sanık sandalyesine oturuyorsa. Burada bir yanlışlık vardır.." demesi gerekirken..
Şovunu yapıyor..
Sistem'in tepesindeki baş rüşvetçiye selamını gönderiyor.. Karşılığını da bekliyor..
İşe girişi ile savunmaya başlıyor..
"Kültür AŞ'de açık bir pozisyon olduğunu öğrenince öz geçmişimi gönderdim. Mülakatlara girdim. Mülakatlardan önce yetkililerden hiçbirisiyle tanışıklığım yoktu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde ya da iştiraklerinde çalışan herhangi biriyle de daha önce ilişkim bulunmuyordu"
Ve ucuz şovunu şu soru ile tamamlıyor Doğruer:
"Bir örgüte CV incelenerek ve mülakat yapılarak mı üye alınıyor Böyle bir şey olabilir mi"
Ben de Doğruer'e sorayım.
Atandığın görev, belediye Ak Parti'de iken açık idi de, CHP doldurmak için mi seni atadı
Yoo.
AK Parti dönemindeki isimleri kapının önüne koydu, orda bir boşluk oluşturdu.
Sonrasında da, eğer mülakatla birisini alacak ise, Ekrem bey aptal mı ki, eskisini atsın..
Tabii ki kendi adamlarını yerleştirmek için önce koltuğu boşalttırdı, sonra da seni koltuğa oturttu..
Yalan mı Doğruer
Belki bunlardan daha önemlisi..
Dünkü duruşmada savunmasını veren Ceyda Kıryak'ın anlattıkları.
Şöyle diyor Kıryak:
"Dosyanın firari ismi Emrah Bağdatlı ile yapmış olduğum bir telefon konuşması sebebiyle suçlanıyorum. Bu konuşma, 2024 yılında Ekrem İmamoğlu'nun hizmetlerinin tanıtılacağı bir organizasyon ile ilgili idi.."
Eee. Ne yapalım şimdi
Siz bürokratsınız.
Müteahhit ile ne konuşuyorsunuz

29