CHP'liler buna iki gerekçe ürettiler..
"Belediye başkanlarımız tehdit ediliyor. Tehdide dayanamayanlar, istifa ediyor."
Burada soru şu:
Eğer iddianız doğru ise, durduk yere bir tehdit sonucu, partisinden ayrılacak kadar güçsüz insanları mı siz, belediye başkanı yaptınız..
Devam edelim, bu gerekçeyi devre dışı bırakacak, şu soruyu soralım:
"Siz de tehdit edin.. Siz de istifayı önleyin. En azından, istifayı önleyemeseniz bile, Ak Parti'ye geçişi engelleyin, bari bağımsız kalsınlar."
CHP'den istifa eden belediye başkanları, bağımsız bile kalmıyorlarsa.
Rakipleri AK Parti'ye geçiyorlarsa.. Buna cesaret ediyorlarsa.. Demek ki tehdit edildikleri iddiası doğru değil..
CHP'lilerin beceriksizlikleri, yönetimdeki başarısızlıkları sonucunda, özellikle de İBB eksenindeki yolsuzluklara bulaşıldığı gerçeğinin ayyuka çıkması sonucu, belediye başkanlarının CHP'den istifa etmelerinde, gerçeklere gözlerini yumanların getirdikleri ikinci bahaneleri ise şu:
"Belediye başkanlarının suçları bulundu.. Belediye başkanlarına şantaj yapılıyor.. Onlar da mecburen istifa ediyorlar.."
Bu savunma da, masabaşı hazırlanmış uyduruk bir varsayım..
Belediye başkanlarınız, suçüstü oldu ise.. Onların suçunu en iyi, partililer olarak sizler bilirsiniz. O zaman siz de o suçları ifşa edin, o belediye başkanları AK Parti'ye geçemesin. AK parti de, suçları ifşa olmuş isimleri partiye almakta tereddüt etsinler..
CHP yönetiminin, istifa eden belediye başkanlarına yönelik, "şu suçları var" diye ortaya koydukları somut bir anlatım var mı
Yok..
O zaman şantaj iddiası da boş bir mavaldan ibaret..
Kaldı ki, kendi içerisinde çelişkili bir savunma tarzı bu..
Siz daha belediye seçimi yapılalı iki yıl olmuş.. 10'dan fazla belediye başkanınızın suç işlediklerini, bu suçların ortaya çıkarıldığını söylüyorsanız. Bu partinin aday belirlemesinde bir sorun olduğunu itiraf etmiş oluyorsunuz.
Bu vesile ile, peşinen söylemiş olalım.
Dün AK Parti'ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, seçimi kazanıp, makama geçtiği günün hemen ertesinde, kendisini takip etmek üzere makam odasında böcek bulunduğunu iddia etmişti.
Ama sonrasında, belediye iştiraki şirket kasasından çıkacak şekilde 100 bin TL'ye yakın bir masrafla arama yapıldığı halde, iddia edilen "böcek" bulunamamıştı..
Bu konuda kendisini eleştirmiş, önceki belediye başkanına iftira edildiğini yazmıştık..
Yine belediye başkanının, seçilir seçilmez makam odasını yeniden dizayn ettirdiğini, AK Parti'ye gereksiz harcama yapıyor suçlamasında bulunurlarken, kendilerinin tam da bu yanlışa imza attıklarını yazmıştık.
Haberlerimizin arkasındayız..
Burcu Köksal, "O tarihteki yanlışlarımdan arındım" diyorsa, seviniriz..
Ama o yanlışlara imza atan bir ismin, AK Parti'ye geçti diye, bizim nezdimizde de pir-ü pak ilan edilmesi mümkün değil..
Burcu hanım, belki açıktan bazı şeyleri itiraf edemiyor olabilir..
Ama dikkatimizi çeken şu hususu da tartışmamız gerekir.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve sonrasında şimdi de Uşak Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın partilerinden istifa edip, AK Parti'ye geçişleri..
Bende, "Acaba iki ildeki bu değişimdeki ortak özelliğin, başkanların kadın olması açısından irdelemek gerekmez mi" sorusu hakim oldu..
CHP'nin kadınlara cinsiyetçi/istismar amaçlı bakış açısının da, istifalarda rolü olduğu iddiasının tartışılması gerektiğini düşünüyorum..
Düşünsenize, Antalya'da belediye başkanının kadınlara bakış açısı ortada. Oğlunun rezilliği ortada. Uşak belediye başkanının kadınlara bakış açısı ortada..
Bolu belediye başkanının metres ilişkileri ortada..
İBB Başkanı'nın voleybolcu vukuatı ortada.

25