İki torundan biri gözaltında, diğeri değil ise..

Gerçekten de, CIA ile işbirliği içindeki FETÖ, AK Parti iktidarına operasyon çekiyordu.

İşin gerçeği de bu idi.

Bu operasyon çekme girişimine, AK Parti karşı durmuş ve sonuçta seçilmiş insanlara yönelik darbe girişimi bastırılmıştı..

Yapılan bir cemaate operasyon değil, cemaat görüntüsü altındaki bir ekibin, siyasi iktidarı devirme girişimini önleme ve sorumluları cezalandırma operasyonu idi.

Şu tartışılabilir: FETÖ, hiyerarşik olarak, en tepeden en alta kadar, siyasi iktidarı devirme girişiminden haberdar mıdır

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da, "Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olan bir çete" diye tanımladığı yapı, bugün devletteki gücünü büyük oranda kaybetti.

Peki o yapının tabanındaki isimlerden bazıları, ticaret ve ihanet tabakalarına toz kondurmadıkları için soruşturmaya uğramış olsalar da, dini açıdan herhangi bir baskıya uğradılar mı

Hayır..

Şimdi, FETÖ'nün darbe girişimini bastırma operasyonunun üzerinden 13 yıl geçti. Alihan Kuriş ve kendisine yakın bazı isimlerin gözaltına alınması sonrasında birileri, kendi tezlerinin doğrulandığı iddiası ile yurt dışından yaygaraya başladılar.

İddiaları, "AK parti iktidarı, diğer cemaatlere de operasyon çekmeye başladı."

Bu tezin yanlışlığını, ilk ağızda boşa çıkaralım..

Alihan Kuriş ne ise Süleyman Denizolgun da o..

İkisi de aynı cemaatin içindeki isimler..

Alihan Kuriş gözaltında.. Ama Süleyman Denizolgun gözaltında değil.

O zaman şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Operasyon ortak özellik olan cemaate değil, şahsa yönelik..

İşin bir de, Süleyman Denizolgun tarafından dillendirilen "Alihan Kuriş'in suç işlediği"ne yönelik iddialar var.

Yani Süleyman Hilmi Tunahan'ın iki torunundan birisinin oğlu gözaltında iken.

Aynı cemaate mensup diğer torunun oğlu gözaltında değil.

Ve gözaltındaki torunun yanlış işler yaptığını da, bu torun kendisi açıklıyor..

Bu durumda, operasyon Süleyman Hilmi Tunahan'ın torununa, onun dini görüşüne değil, diğer torunun belirttiği üzere, diğer torunun yaptığı yanlış işlere yönelik..

FETÖ'de de grubun ibadet tabanına operasyon yapılmamış, sadece ticaret ve ihanet tabakalarına operasyon yapılmıştı.

Şimdi ihanet noktasında bir eylemleri var mı, önümüzdeki süreçte ortaya çıkacaktır. Ama ticaret tabakasındaki gruba yapılan operasyonda, ilgili kişilerin kendi emekleri ile kazandıkları paralar değil, toplanan yardımların şahsa mal etme girişimine yönelik bir operasyon söz konusu..

Bu noktada, suç isnat edilen tarafın iddialar hakkında açıklama yapmasını da önemsiyorum.

Diğer torun da, devletin yetkilileri de yanlış bir iddia içinde olabilir.. Hiç kimse mutlak doğrunun adresi değildir, kimsenin yaptığının kesin doğru olduğu söylenemez. Çünkü kimseye vahiy gelmiyor. Çünkü Peygamberimizle birlikte, vahiy döneminin kapandığı, hepimizin ortak inancı.

Bu durumda, gözaltına alınan kişiler, avukatları aracılığı ile, veya sevenleri aracılığı ile, kamuoyunu aydınlatacak açıklamalar yapmalıdır..

Şu an emniyette gözaltında olan isimler, şeffaf şekilde, haklarında ne iddia var ise, kendilerine ne soruluyor ise, ona verdikleri veya verecekleri cevapları, kamuoyuna da aktarmalıdırlar..

Bir yanlış anlaşılma var ise..

Haksız bir isnatla karşı karşıya kaldılar ise..

Açıklamasını yapmalıdırlar.

Cevapsız kalan sorular, isnatlar, ne o cemaate, ne de diğer cemaatlerin hiçbirisine yakışmıyor.

Ne iddia var ise, cevabı verilmeli, konu kamuoyu önünde izah edilmelidir..

İzah edilmelidir ki, ne o cemaat, içindeki bir-iki kişi yüzünden genel bir suçlamaya muhatap olsun..

Ne de, siyasi iktidar, FETÖ'cülerin yurt dışından yaptıkları yayınlarla, "Biz demedik mi, tüm cemaatler tek tek operasyona muhatap olacak" suçlamasına muhatap olsun..

Alihan Kuriş özelinde şunu söyleyebilirim..

Hiçbir siyasi parti ile ilişkileri olmasa, "Ayasofya'yı açan, Kur'an Kurslarının 14 yaşından küçük çocukları kabul etmediği dönemlerdeki illegalitesine son veren lidere karşı, siz kimlere destek veriyorsunuz. 28 Şubatçı partilere desteğinizden, hiç Allah korkusu yaşamıyor musunuz"