İBB yolsuzluk davasında pişkin ifadeler, Ekrem şovları sürüyor

Şimdi şansını deniyor Vedat Şahin.. "Her şeyi reddedeyim. Belki karambolden çıkarım" diyor..

"Karambolden çıkamazsam da. Zaten yattığım süre dikkate alındığında, 1 yıldır tutuklu olduğuma göre, kanundaki ceza da bu miktara yakın olduğu için çıkacağım. Bari şansımı deneyeyim, Ekrem İmamoğlu'nun bana kızacağı bir şey söylemeyeyim" diyor..

Devletten değil, Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyor.

Ekrem İmamoğlu'nun çıkıp, İBB'nin başına geçeceğine dair, cezaevinde bir beyin yıkama operasyonu olmalı ki, haklarındaki somut iddialara cevap veremeyen sanıklar, kendilerini savunmaktan ziyade, Ekrem İmamoğlu'na selam ve saygılarını göndererek, günü kurtarmaya çalışıyorlar..

Vedat Şahin, dünkü duruşmada diyor ki: "İtirafçıların zorlama beyanları dışında hakkımda delil yoktur. Ailem mağdur, şahsi hesabım ve maaş hesabım üzerindeki blokenin kaldırılmasını ve tahliyemi talep ediyorum."

Başka

Başka bir savunma yok..

Savunma sadece "Her şey yalan, her şey iftira" ile sınırlı..

Açıyorum iddianameyi, inceliyorum.. Vedat Şahin hakkında neler var, okuyorum.

Vedat Şahin'in bizzat kendi ifadesindeki cümleler şunlar:

"Güldem Şık isimli şahıs arayarak benim ismimi Barış Kılıç'tan öğrendiğini bu zamana kadar bir sürü hizmette bulunduğumu ve piyasayı iyi bildiğimi söyleyip, tekrardan birlikte çalışmak istediğini ve kendisinin gönderdiği alanlarda teklif vermem gerektiğini söyledi. Bana peyderpey çeşitli yapılacak ihalelerde kullanılacak malzemeler ve organizasyonlara ilişkin hususları whatsap üzerinden gönderip bunlara teklif vermem gerektiğini söylüyordu."

Yani kağıt üstünde bir iş yaptığını itiraf ediyor, Vedat Şahin.

Şimdi hemen diyecek ki, "Etkin pişmanlık ifadelerimi kabul etmediğimi söyledim ya.."

Bu arkadaşa hatırlatalım, "Kardeş, 'kabul etmiyorum' demekle, bir ifade yok olmaz.. Doğrudur, tek başına o ifade delil olmaz. Sen aksini ispat edebilirsin. Edersen, o ifadeyi işlevsiz bırakırsın."

Nasıl olabilir bu iş

Vedat Şahin duruşmada anlatır, "Aslında bahsettiğim bayan beni hiç aramadı. Cep telefon kayıtlarım getirilsin."

Bunu diyor mu Demiyor.

Devam edebilir Vedat bey, "Aslında whatsap yazışması hiç olmadı."

Bunu da ispat edebilir Vedat Şahin, "cep telefonum sizde, açın whatsap yazışmalarım var mı yok mu görün" diyebilirdi.

Diyor mu, hayır.

Bunları dese bile, isnatlardan kendisini otomatikman sıyırmış olmaz ama. Bunu bile diyemiyor..

Ve esas önemlisi, tanıklık edenler için, "İtirafçıların zorlama beyanları dışında hakkında delil yoktur" diyor..

"Daha ne olsun" demeyeceğim..

O ifadeleri aktarıp, kendisine bu konuda niye beyanda bulunmadığını, dünkü duruşmada bunlara niye cevap vermek istemediğini soracağım.

Ne diyorlar, Vedat Şahin hakkında.

Buyrun birlikte okuyalım.

Şüpheli Kabil Taşçı ifade veriyor:

"Şu an Savcılığınıza ibraz ettiğim Seri A, 003805 sıra numaralı, 749.300,00 TL bedelli, 27/09/2019 tarihli faturayı (alındı, dosyasına eklendi) Vesa Events şirketine kestim. Bu faturanın gerçek bedeli yani benim yaptığım işin bedeli 250.000,00 TL'dir. 749.300,00 TL olarak kesmiş olduğum fatura sonrası Vesa Events tarafından gönderilen meblağı içinden 250.000,00 TL'sini aldıktan sonra geri kalan miktarı nakit olarak bankadan çektikten sonra elden Vedat Şahin'e teslim ettim."

Zorlama ifade dediğiniz bu mu

Açık açık söylüyor. İşin bizzat içinde olduğunu, kendisini de suçlayacak şekilde, Kabil Taşçı anlatıyor.

Bir cümle de Vedat Şahin'in etmesini istiyorsunuz.

Ama nafile..

Bitti mi Hayır.

Serdar Haydanlı ifade veriyor:

"Serdal Taşkın'ın zorlamasıyla Vedat Şahin'in sahibi olduğu Vesa Events isimli firmadan 28/06/2019 tarihli, 130102 numaralı, 472.821,37 TL bedelli,"

Dört tane daha seri numarası ile birlikte, bedeli ile birlikte fatura bilgiyerini ekliyor.. İfadeye devam ediyor:

"Bu faturalarla alakalı hiçbir iş ve hizmet almadım. Dolayısıyla bahsettiğim bu faturaların hepsi sahte faturalardır ve Serdal Taşkın'ın talimatıyla bu faturalar bana kestirilerek şirketim borçlandırılmıştır."