Haşim ağabey söylesin, böyle hukuk güvenliği olur mu

Eski günlerden değil.

28 Şubat sürecinden değil.

Eski yıllardan, hatta önceki aylardan da değil..

Dünkü ulusal medya organlarından bir haber aktaracağım..

Bakalım bu medya organlarının korkuttuğu, sindirdiği yargıyı, ses çıkarılamayan kalemşörlerin baskısını, Haşim ağabey nasıl yorumlayacak

Sözcü gazetesinden aktarıyorum..

Yusuf Ziya Gümüşel Hocayı, artık hepiniz tanıyorsunuz..

Ömrünü Kur'an'a vakfetmiş bir isim.

Kızı ile imtihan oluyor..

Düşük yapan kızının girdiği bunalım sonucu, kendisine, "6 yaşında beni evlendirdi" diye iftira atıyor..

Bu iftira ulusal medya organlarında sabah akşam tekrarlanıyor.

En nihayetinde Yusuf Ziya hoca tutuklanıyor.

3,5 yıldır cezaevinde idi.

Yargıtay, "delilleri niye tam toplamadınız" dedi.

"Delil olarak kabul ettiğiniz ses kaydının hukuka aykırı elde edilip edilmediğini niye incelemedin" dedi..

"Evlenme tarihinde kızın 15 yaşını doldurup doldurmadığını aile içindeki şahitleri ayrı ayrı dinleyerek niye belgelemedin" dedi..

"Hastane kayıtlarına göre kızın yaşını belirlerken, nüfus sayımları gibi resmi kayıtları da hastane raporu gibi dikkate alıp, incelemen ve hastanedeki doğum öncesinde nüfus sayımında doğum tarihini ispatlayacak bir bilgi varsa, dikkate alman gerekirdi" dedi..

Ve tam 9 ayrı gerekçe ile önceki mahkumiyet kararını bozdu..

Bu ülkede adli ihtilafların en üst çözüm mercii olan Yargıtay, "6 yaşında evlendirme hususu sabit değil. 15 yaşın altında da evlendirildiğine dair kesin bir delil yok.. Bu konu tam aydınlığa kavuşturulmadan mahkumiyet verilmez.. Deliller toplanmalı.. Sonra bir karar verilmeli.." dedi..

Dahasını söyleyeyim..

Yargıtay ile bozma sebeplerinde aynı görüşe sahip olmayan İstinaf dairesi bile, "Ben müşteki kızın sunduğu ses kaydını zaten delil olarak görmedim.. Onun için hukuki delil midir, değil midir tartışması yapmadım. O zaten benim için de delil değil" dedi..

Ve "6 yaşında evlilik" hikayesi tümü ile çöktü..

Zaten aklı başında hiç kimse, "6 yaşında evlilik" iddiasına inanmamıştı, mahkemeler de bu akla ziyan iddianın yaşanmadığını tescilledi..

Ama Haşim Kılıç ağabeyin, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Can Atalay gibi isimlerin davalarını kasıtla, "hakimler korkutuldu" diyerek, siyasi iktidarı adres gösteren açıklamasındaki tespitlerin aksine..

Hakimlerin kimler tarafından korkutulduğunu gösterircesine, Sözcü gazetesi, inadım inat, şu başlığı dün kullandı:

"Tarikatçılar 6 yaşındaki kızını evlendiren adamı tekbirlerle kahraman gibi karşıladı."

Haydi Haşim ağabey..

Çık, aslanlar gibi haykır..

"Bu ülkede, medya hakimleri korkutuyor. İnsanları tutuklatıyor. Mahkemeler uzun süreli o korkmanın etkisinde kalıyor. En nihayetinde vicdanları yaralanıyor yeni bir karar veriyorlar ama. Takan yok. Medya organları yine kararı vermişler, hakimlerin aksine '6 yaşında evlendirilen' diye hükmü vermişler, tekrar tekrar aynı ifadeyi kullanıyorlar. Böyle ülke olmaz. Böyle hukuk olmaz. Böyle medya olmaz" deyiver..

Haydi Haşim ağabey.

Seni göreyim.

28 Şubat sürecinde, kullandığın ayrık oylarda, nasıl laikçilere derslerini verdi isen.

O zamanki 28 Şubat destekçisi medya organlarına hakkettikleri tokatı ardı ardına yapıştırdı isen.

Şimdi de o medya organlarının devamı niteliğindeki gazetelere, televizyonlara, internet sitelerine, gazeteci kılıklı İslam karşıtlarına hakkettikleri dersi var..

Hayatı boyunca karakolun kapısından bile içeri girmemiş bir hocaefendi, 62 yaşında cezaevine giriyor. Hem de kızının iftirası sonucunda..

3,5 yıl cezaevinde kalıyor..

Tahliye olduğunda, sevenleri kendisini karşılıyor.

"Geçmiş olsun" diyorlar..

Hayatında kimseye haksızlık etmemiş, kimse ile mahkemelik olmamış bir hocaefendi, çok ağır bir imtihandan geçerken, ulusalcı medya organları ona tahliyeyi bile çok görüyorlar..

Ama..

Siyasi iktidarın alternatifi olması gereken, eksik yapılanları hatırlatması gereken muhalefetin duyarlı isimlerinden, bir tanesi bile çıkıp,