Hasan İmamoğlu: 'Türkiye'nin medar-ı iftiharı Akit gazetesinde okudum!'

Ne için yargılanıyormuş, baba Hasan

Kendisinden öğrenelim:

"Belediye başkanının babasıyım diye yargılanıyorum."

Avukatlar aslında şöyle öğretmişlerdir ama, biraz yaşlılığından olsa gerek, bu cümle ile mahkemeye yargılanma gerekçesini aktarmış oldu.

Öğretilen ne idi: "Oğlum cumhurbaşkanı adayı olduğu için ben yargılanıyorum."

Sorulan onlarca soru var.

Rüşvet olarak verilen daireler soruluyor..

"Ticaret" diye cevaplıyor..

Bilgi dağarcığıma bir ekleme daha yapıyorum.

Patır patır 3'er 4'er daire alıp, satan ama kendisi de müteahhitlik yapan bir nevzuhur ticaret anlayışı ile karşılaşıyorum..

Küçük çaplı da olsa, inşaat yapan tanıdıklarıma soruyorum..

"İnşaat yaptınız, daire sattınız, bazılarını yatırım olarak elinizde tutuyorsunuz. Peki başka bir müteahhitin yaptığı binadan daire almışlığınız var mı. Hele hele 3-4 daire birden aldığınız hiç oldu mu Alanı duydunuz mu Ticaret amacı ile, alıp satmak için böyle bir piyasa var mı"

Saf saf yüzüme baktılar. "Elma mı alıp satıyorsun Karpuz mu alıp satıyorsun Daire alıp satmak da nedir"

Gerçekten de emlak komisyonculuğu diye bir şey var da..

Oğlunuz belediye başkanı olduğu için, para olarak alamadığınız rüşvetlerin yerine, daire devri alıp, bunları para ile almış gibi gösterip malvarlığına ekleme işi de, Hasan İmamoğlu ile ticari hayata girmiş oldu..

İlginçtir..

Hasan İmamoğlu'nun "Ticaret amacı ile aldım" dediği daireler hep de, belediyedeki sorunları sebebi ile kendisinden rüşvet alındığını iddia eden müteahhitler çıkıyor..

Bir tane bile, "Bakın şu müteahhitten de, parasını bastırıp, üç daire aldım. Daha önce de iki daire almıştım. ben bunları alır alır, satarım" diyemiyor, Hasan İmamoğlu..

Ama şunu rahatça söyleyebiliyor:

"Bu mahkeme biraz enteresan. Dede, torun, damat üçü bir arada. Suçlar aynı. Suçların aynılığı ticaret yapmak. Keşke bize zamanında ticaret yapmanın kanunsuz bir hareket olduğunu anlatsalardı, yapmazdık."

Müteahhit Hasan, ne çabuk tüccar olmuş, anlamak mümkün değil..

"Bina yapar, daireleri satarım" dese. Soruyu biliyor.

"Bina yapmamışsın, daireleri yapan müteahhitleren almışsın. Ama para ile değil, bedava."

Onun için, sanki hep ticaret yapmış gibi, olmayan bir işi icat ediyor..

Bir yandan isnatların ayrıntılarına avukatların gireceğini, mahkeme başkanına aktarıyor.

Bir yandan da, nasıl sıkı bir Akit okuru (!) olduğunu gösteriyor:

"Türkiye'nin medar-ı iftiharı Akit gazetesinde okudum. Yazı şu: 'Hasan İmamoğlu, kaynağı belli olmayan parayı torununa havale yaptı yurt dışına'. Hem kaynağı belli değil hem havale yaptım. Nerelere baksak gene bir şey olurdu. Bir de iki... Önce 3,5 milyon dolar, ine ine 380 bin avroya indi. Yani yalanların, iftiraların, itiraf adı altında aklandığı bir dönemde yaşıyoruz."

Ne güzel bir anlatım, değil mi

Hani sorsak, "sen Akit ile başkalarını karıştırmış olmayasın.."

Cevabı belli: "Avukatlarım ayrıntılı savunmamı yapacaklar."

Neyse, Hasan amcayı fazla yormayalım.

Sadece soralım, "380 bin doların bir çırpıda toruna yollandığı yalan mı Paranın kaynağını açıklayabiliyor musunuz"

380 bin TL demiyoruz..

20'li yaşlardaki toruna bir çırpıda verilen 18 milyon TL'den bahsediyoruz.. Yurtdışına çıkarılan bir paradan bahsediyoruz.

Neyse, geçelim..

Mahkemede soruluyor Hasan amcaya:

"Güllüce Tarım şirketine kayıtlı iken birinden alım süreci var. Bu konu hakkında o süreçten bilginiz var mıydı Ali Nuhoğlu. Güllüce İnşaat'tan alınan iki tane villa meselesi var, eylem 136."

Konuyu hatırlamış olmalısınız.

Artık tüm Türkiye biliyor, Sarıyer'deki iki villayı.

Ali Nuhoğlu'nun İSKİ'den alacağını tahsil edemediği için, ayrıca Alibeyköy'de ihalesiz üstleneceği konut yapım işini iki misli fiyatla devleti kazıklayabilmesi için Erem İmamoğlu'na verdiği 1 milyar TL'lik iki villa..

Villalar, Güllüce Tarım şirketine ait.

Şirketi toptan, İmamoğlu'nun aile şirketine devrediyorlar.

1 milyar TL'lik malvarlığı olan şirketi 15 milyona devrediyorlar..

Ne cevap veriyor, Hasan amca.