Gargaraya getirmesinler, Büyük Kurultay'dan önce, İstanbul kongresi

"Kılıçdaroğlu ile Cumhur ittifakı anlaştı, bu çerçevede CHP'nin genel başkanlık koltuğuna tekrar oturtuldu. Niye Kılıçdaroğlu Mutlak butlan var ise, niye başka birisi kayyım atanmadı" diyorlar..

Oysa ortada kayyım ataması yok..

Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık koltuğuna oturmasının sebebi, mutlak butlan kararının zaten içinde var.

"Mutlak butlan"ı, tartışmasız batıl/kesin batıl/hepten hükümsüz anlamında kullanıyoruz..

Özgür Özel'in genel başkan seçildiği kurultaydaki seçim kesin batıl ise.

Başkanlık seçiminden hemen önceye dönmemiz gerekir.

Hemen öncesine döndüğümüzde karşımızda ne var

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu var..

Bu sebeple Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğuna oturtuluyor..

Yoksa, özel bir görüşme ile "seni genel başkanlık koltuğuna oturtalım" diye bir muhabbet, asla sözkonusu değil..

"2,5 yıl sonra, genel başkanlık seçimi iptal olur mu" diyorlar..

Devam ediyorlar, "Bir partinin iç işlerine karışılmamalı" diyorlar.

Devam ediyorlar, "Egemenlik milletindir, partiler yargı eli ile dizayn edilemez" diyorlar..

Hepsine birden..

Daha iyi anlaşılması için, biraz da abartılı bir örnekle cevap vereceğim..

Kurultay günü, Kılıçdaroğlu'na oy vereceği bilinen 100 delegenin eşi/çocukları silah zoru ile kaçırılmış olsa.. "Ya Özgür Özel'e oy verirsiniz, ya da yakınlarınızın canı tehlikede" denilmiş olsa..

Bu tehdit altında 100 delege, Kılıçdaroğlu'na oy vereceğine, Özgür Özel'e oy vermiş olsa.

Bu olay, bugün ortaya çıkmış olsa.

Savcılık, emniyet, bu gerçeği yeni ortaya çıkarmış olsa.

Gerçekten delegelerin aile yakınlarının, o kurultay gününde, kaçırıldıkları, can güvenlikleri olmadığı bir zaman diliminde oy kullandıkları ispatlanmış olsa..

O kurultaydaki tehdit altında yapılan oylamanın iptali, hukuka aykırı olur mu

O iptal kararı, yargının siyasi partiyi dizaynı olarak değerlendirilir mi

Esas egemenliğin tahdidi, delegelerin silahla tehdit edilerek, oy tercihlerinin değiştirilmesidir..

Bunun tespiti halinde tehdit altındaki oylamanın iptali, tekrar egemenliğin ve partinin dizaynının delegelere geçmesinin aracıdır..

"Canım böyle bir örnek de çok abartılı oldu" demeyin..

Bugün milletvekili dokunulmazlığı niçin var

Hukuk fakültelerinde dokunulmazlığın sebebi anlatılırken..

"Bir kanun çalışması sırasında, meclisde görüşme yapılırken, siyasi iktidar, kendi görüşüne ters oy kullanacak milletvekillerini, iktidarın emri altındaki polislerle haksız gözaltı işlemine tutabilir. Kanunun görüşülmesine katılamayan muhalifler, bastırılmış olur. Siyasi iktidarın istediği kanun, istediği şekilde çıkar. Bunu önlemek için, milletvekillerine dokunulmazlık getirilmiştir" şeklinde anlatım yapılır..

Hiç kimse de, "Ne anlatıyorsun hoca Böyle saçma şey olur mu Hangi polis, hangi milletvekilini, keyfi olarak gözaltına alıp, kanunun görüşmesine katılımını engelleme suçunun işinde yer alabilir ki" demiyor.

Anayasa'daki milletvekili dokunulmazlığının sebebi böyle izah ediliyor..

Milletvekilinin kanunun görüşmesine katılımın engellememek için dokunulmazlık bile ihdas edilmiş iken..

"Canım delegelerin iradelerine kim, nasıl etki edebilir ki Para ile delege nasıl satın alınabilir ki" demesin.

Yaşanılan tam da, para ile delege satın alınmasıdır..

Yaşanılan bu olmasa idi, Özgür Özel, "Üç defa genel başkan seçildim. İstediğiniz bir kurultay daha ise. Bir defa daha seçilirim. Buyursun Kemal bey, koltuğa otursun. Nasıl olsa kurultay yapılacak. O kurultayda tekrar seçilirim, bu tartışma da biter" demeli idi.

Diyemiyor.

Burada bir çakallığa da işaret etmemiz gerekiyor.

Seçimi usulsüz olduğu için iptal edilen Özgür Özel, tek sorun Büyük Kurultay'da imiş gibi, çaktırmadan bir algı oluşturup, "45 gün içinde Büyük Kurultay'a gidilecek ise, Kemal bey ile birlikte çalışmaya varım" diyor..

Bölge Adliye Mahkemesi'nin, sadece Büyük Kurultay'ı değil, aynı zamanda İstanbul İl Kongresi'nin de, delege satın alınması yolu ile çok açık şekilde kirletildiğini belirtiyor.

Onun içindir ki, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in il başkanlığını da iptal ediyor ve önceki konuma döndürüyor..

Şunu da hatırlatalım..

Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti'ye yakın, Özgür Özel uzak birisi de, bunun için yargı bu kararı veriyor değil.

Kılıçdaroğlu da bu ülkede başörtü yasağı döneminde, yasakçılarla birlikte hareket etmiştir, Özgür Özel de..