Filozofluğu boşverin, silahı bir an önce bırakın

Filozofluğu boşverin,silahı bir an önce bırakın
ALİ KARAHASANOĞLU

Terörsüz Türkiye için bir kesim nasıl çırpınıyor.

Ama yolu marksizmle buluşan, elini kana bulamış isimler de silahı bıraktırmamak için nasıl çırpınıyor, hep beraber görelim..

Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın, DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan tarafından dün okunan mesajında şu cümleler vardı:

"27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır,"

Samimi eleştiri yapacağım..

Dürüstçe değerlendireceğim..

Bu adamın emri ile, karakollar basılıp, askerlerimiz şehid edildiğinde ülkemizin içindeki kimi siyasiler, kimi baro başkanları, kimi Tabip Birlikleri başkanları, kimi odaların başkanları "Terörist örgüt diyemiyorum" ifadeleri ile PKK'yı sanki hak arayan bir örgüt imiş gibi göstermesine kıyasla.

Bugün PKK'nın saldırılarının olmadığı bir atmosferde konuşuyor olmamız, düne göre olumlu bir adım olsa da..

"Silahın anlamsızlaşacağı" ne demek

Daha önce anlamlı idi de, şimdi mi anlamsızlaştı

Tercihlerini açık olarak siyasetten yana yaptıklarını söylemeleri güzel..

Ama, "silah da aslında bir tercihtir' ihtimalini hatırlatması açısından, korkunç.

Açık açık söyleyemiyor musunuz:

"Silaha başvurarak hata ettik. Devlet kürt vatandaşlarına bazı alanlarda haksızlık etmesi ne kadar yanlış idiyse, PKK'nın silaha başvurarak, o haksızlıkları önleyeceğini düşünmesi de o kadar yanlış idi."

Teröristbaşını, felsefi söylemlerini, bir kenara bırakıyorum..

"İlke bütünlüğü" imiş. "Negatif isyan dönemi" imiş..

"Tek taraflı bir irade" imiş. "Pratik" imiş..

Boşverin bu felsefi anlatımları..

Bize tehdit mesajları vermeyi sürdürmeyin..

"Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır." sözleri ile, askere silah sıktığınız dönemin, sizin için bir güç kanıtı olduğu zehabını boşverin..

Dış güçlerin oyuncağı oldunuz.

Elinize silah tutuşturuldu..

Siz de Kürtlerin çocuklarını aldatıp, düşman devletlerin verdiği silah ile, bu ülkenin insanlarını birbirine saldırttınız.

Şimdi bugün geldiğimiz noktada olsun, bu gerçeği kabul edin, haykırın..

"Örgütün fesih" nitelemesini anlarım da..

"Silahlı mücadele stratejisi" ne demek

Siz hala, teröristliği, "strateji" olarak mı görüyorsunuz

Sivil insanları bombalı saldırılarla öldürmenin neresi strateji

"Cumhuriyetle zihnen barışma"yı, bir hedef olarak belirleyebilirsiniz..

Ama, "şiddetten arınma" ifadesi ile, bu ülkenin güvenlik güçlerine sıkılan kurşunları, ihanet olarak değerlendirme yerine..

Basit bir trafik kazası sonrasında taraflardan birisinin gösterdiği kaba kuvvetten bahsediyormuşçasına, "şiddet" diye tanımlamak ve kadın-yaşlı-çocuk demeden sivillerin de hedef alındığı teröristliği masumlaştırmaya kalkışmak neyin nesidir

"Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz." diyor, Abdullah Öcalan..

Oysa kendisinden beklenen, siyasi bir söylem olan bu cümle yerine..

Terörün kınanması, yanlışlığının tekrarlanması, bir daha asla bu yola başvurulmaması gerektiğinin hatırlatılması olmalı idi.

"Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz." cümlesini, siyasiler kurabilir..

Eline silah almamış insanlar kurabilir..

Ama kurduğu terör örgütü ile, bu ülkeye büyük ihanetlerde bulunmuş bir kişi, eğer gerçekten ömrünün ahirinde yanlışlarından dönmek ve ülkeye hizmet etmek istiyorsa, siyasi cümleler yerine,yanlışları tekrar tekrar hatırlatıp, bu milletten özür dilemesi gerekmez miydi

Ulusalcılar gibi "Onlar silah bırakmazlar, aldatıyorlar" demiyorum..

Öyle bir planları varsa, "devlet zaten bu ihtimali de masada tutarak, bu süreci yürütüyor" diyorum..

"İmralı ile siyasi iktidar arasında gizli anlaşma var" demiyorum..

Siyasi iktidar bunlarla bir anlaşma yapmaya ihtiyacı olsaydı, veya bunlardan kendilerine siyasi bir fayda umudu olsaydı, en zor dönem olan 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde bu beklentilerinin karşılanmasını isterlerdi.

2024 mahalli seçimlerinde, İmralı'nın bugünkü açıklamalarını o gün yapmalarını isterdi..

En azından, CHP'li adayları desteklememelerini isteyebilirdi..

Böyle bir seçim yatırımına, siyasi iktidar girmedi.

Bugün yapılan, parti menfaatleri değil, ülke menfaatleri içindir..

Ama karşı taraftan da, suçun bir kısmı eski yıllardaki ülke yöneticilerinde de olsa, esas suçun büyük kısmının örgütün yöneticilerinde olduğunu hatırlatıp..

Örgütün söylemlerinde bir geri adım, bir geri adım daha atması gerektiğini hatırlatıyorum..