Faizdeki şehir efsanesinin çöküş resmi

Türkiye'nin faizsiz sisteme geçerek dünyaya örnek olacak bir atılım yapacağını gören batılılar, İsrail'in İran'a attığı füzenin benzerini, Türk ekonomisine attıkları dönemde, cumhurbaşkanımız "dış güçler" diyordu.

İran'daki binalar için birileri, "Çürük bunlar" dese de, o binalar çürük olduğu için kendiliğinden değil, İsrail ve Amerika'nın attığı füzelerle yıkıldıkları gibi...

Aynı şekilde Türk ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durmasında veya faizsiz sistemde bir sakatlık, çürüklük olduğu için değil, dış güçlerin kurguladığı darbeler sonucu zarar gördüğü süreçte, ekonomimizin yalpaladığına şahit olduk.

Dış güçlerin Türk ekonomisine attığı o füzeleri durduracak çelik kubbemiz henüz daha yeterince hayata geçirilemediği için, 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, tekrar faizli sisteme dönüldü.

Ama bu dönüş gönülden gelen bir dönüş değildi.

Hatta hatırlayın, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek rasyonalite'ye dönüyoruz dediğinde, "faizi ikişer ikişer puan yükseltmeniz yetmez, radikal şekilde bir çırpıda yüzde 80'lere yükseltmeniz gerekir ki başarılı olasınız" diye eleştiriler de yapıldı.

"Faizsiz sistemi" inşa dönemimizde faiz ödemelerimiz sembolik miktarlara düşmüştü.

Şimdi tekrar yüksedi.

Ama ne kadar yükselirse yükselsin diğer ülkelerin faiz ödemeleri karşısında, yine de Türkiye'nin durumu daha makul seviyede.

O ülkelerde faiz oranları Türkiye'ye göre çok daha düşük olmasına rağmen, sistemleri o kadar faize dayalı ki, Türkiye'nin bütçe harcamalarındaki faiz oranı, o ülkelerin bütçelerindeki faiz oranlarının daha altında kalıyor.

Faizi öneriyor değilim, faizli sistemi uygun görüyor değilim.

Ama şehir efsanesi şeklinde uydurulan sözde gerçeklerin de, algı operasyonundan ibaret olduğunu hatırlatmak zorundayım.

Dünkü yazıma bir okurumuz yorum yapmış.

Dertli rumuzuyla eleştirel yorumunu yapan okurumuz şöyle diyor: "Ali bey, ekonomi batık, bütçenin dörtte biri sadece iç borç faizine gidiyor. Rahmetli Erbakan hoca, faiz mikrop gibidir demişti, maalesef bu mikrop bütün toplumu ve kurumları çürütüyor. Acaba bu faizin ne kadarı Yahudi katillere gidiyor. Faizde dünya ikincisi olmuşuz, enflasyonda ve gıda enflasyonda dünya rekorları kırıyoruz."

Haydi bakalım dünya rekorları kırıyor muyuz

2026 bütçesinde Türkiye'nin faize ayırdığı miktar %14 civarında.

Önce bu oranın Ak Parti iktidara gelmeden önceki hükümetler dönemindeki bilgisini paylaşayım.

%50, %40.

AK PARTİ iktidarı bu oranı %10'ların altına indirdiği için zaten gezi isyanı organize edildi.

Ve bugün gelinen noktada 2026 yılı için söyleyecek olursak, ilk beş aylık gerçekleşen rakamlar %15 civarında bir miktarı gösterse de, sene sonuna kadar bu rakamın tahmin edilen %14 gibi bir seviyeye düşeceği de belirtiliyor.

Peki diğer ülkelere bakalım.

Örneğin Amerika yüzde üçler civarında faizin olduğu süper devlette, bütçenin ne kadarı faize gidiyor bir bakalım.

Şaşıracaksınız ama, tam da Türkiye'nin yıl sonunda hedeflediği %14 oranı şu an o düşük faiz oranlarına rağmen Amerikan bütçesinden faize giden para.

İngiltere'de oran %8.

Fransa'da %7.

Ki bu ülkelerin bütçelerinin Türkiye'ye kıyasla çok daha büyük miktarlarda olduğunu düşünürsek, Türkiye'de faiz ödemeleri için planlanan 2.7 trilyonun çok daha üstünde bir paranın faize gittiğini söyleyebiliriz.