"Ene"yi bıraksak, ahiret için samimiyetle çalışsak

Bu bir özeleştiri amaçlı yazıdır..

Türkiye-Hollanda maçını yazmak isterdim ama..

Maç bittiğinde, gazete baskıya girecek.

Yetiştirme imkanımız yok..

Olumlu-olumsuz, sonraya bırakmak zorundayım..

Ama belki bir maçtan çok daha önemli bir konuyu ele alalım..

Hukuk Fakültesinde öğrenci iken, benden önce girişli, ağabeyler arasında idi..

Ben daha fakülteyi bitirmemiştim ki, ceza hukuku asistanı olmasına sevindik..

Ama, onun çalışkanlığı sebebi ile asistanlığa alanlar, hakkettiği profesörlüğü, yıllarca vermediler..

AK Parti iktidarında ancak, hakkettiği profesörlüğü alabildi..

Tayyip Erdoğan ile yıllarca uyumlu çalıştı.. Türk Ceza Kanunu, onun öncülüğünde, 2005 yılında sıfırdan hazırlanıp yasalaştı.

Bazı maddeleri eskisine nazaran daha olumlu olmasına rağmen, bazı maddeleri de, süreç içinde gördük ki, eskisinden bile kötü..

Bunları da es geçtik.. "Abi" dediği Tayip Erdoğan ile niçin böyle tartışmalı hale geldi bilmiyorum ama..

Konuyu artık, her şeyde itiraz, her konuda lüzumsuz eleştiri noktasına getirdi..

Dün sosyal medya hesabına bir baktığımda, şaştım kaldım..

Bir profesör, nasıl olur da, olaylardan bu kadar uzak olabilir

İfade şu: "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik alanında işlendiği iddia edilen cinsel istismar suçunun mağdurunun yabancı olmasının, suça tepki gösteren topluluğu yatıştırmak için gerekçe olarak kullanılması, utanç verici bir durumdur."

Kılçıklığı tahmin ediyorsunuz..

Suriye'de katil Esad'ın zulmünden kaçıp, can güvenlikleri olmadığı için Türkiye'ye sığınan göçmen kardeşlerimizi hemen bir günde sınırın ötesine kovmayı taahhüt ederek seçime girenler hakkında, cılız seslerle itiraz eden bu ağabeyimiz..

Şimdi, Kayseri'de, bir Suriyelinin, akrabası olduğu belirtilen bir Suriyeliye tacizde bulunması üzerinden, hem o şehri yangın yerine çevirenleri, hem de Türkiye'yi karıştırmak isteyenleri cevaplamak ve onlara yanlış yaptıklarını hatırlatmak için.

Özellikle de, ilkesiz solcuların, riyakar ırkçıların "Bir Türk kızına tacizde bulunulmuş. Adamlar buraya canlarını kurtarmak için değil, Türk çocuklarını taciz etmek için gelmişler" gibi bir algı oluşturarak tahrikler yapıldığı için..

AK Parti çevresinden bazı kişiler, "Tacizde bulunulan küçük, Türk değil. O da Suriyeli. Hem de tacizde bulunduğu iddia edilen kişinin akrabası. Tacizin gerçek mahiyette taciz olup olmadığı da kesin değil" açıklaması yaptılar diye..

Sanki..

"Tacizde bulunulan Suriyeli ise, bize ne ki" şeklinde bir açıklama yapılmış gibi..

Şimdi ismini de vereyim.

İzzet Özgenç ağabeyimiz, isyan ediyor..

Gönül ister ki.. Türk kızına tacizde ne kadar tepki veriliyorsa, Suriyeli kıza tacizde de aynı tepki verilsin..

Ama bu tepki, ne Türk kızında, ne Suriyeli kızda, polisleri yaralamak, masum insanların dükkanlarını yağmalamak, arabalarınıevlerini yakmak olmasın..

İzzet ağabey, bir özeleştiri yapmalı..

"Ben niye, bu noktaya savruldum. Her konuda siyasi iktidarı eleştiriyorum. Her konuda onları suçluyor ve sonuçta benim asla bir arada olmayacağım ırkçıların, sosyal demokrat geçinip dindarları bir kaşık suda boğmak isteyenlerin önünü açıyorum" demeli..

İzzet Özgenç'in yukardaki paylaşımı, dindar insanları yaraladı..

Ama 14 Haziran tarihli paylaşımı, sakin kafa ile oturup düşündüğünde, eminim İzzet ağabeyin de, "nasıl yapmışım bunu" diyeceği bir "ene" gösterisi...

"Bu işleri ben çok iyi bilirim" edası ile 14 Haziran paylaşımında şöyle diyor İzzet Özgenç:

"Sayın Cumhurbaşkanı dün İspanya'da yaptığı açıklamada Selahattin Demirtaş hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün 'haklılığını', onlarca kişinin ölümüne sebebiyet vermekle izah etmeye çalışmıştır. Oysa Demirtaş hakkında insan öldürmekten dolayı mahkûmiyet hükmü kurulmamıştır!"

Teknik bir konuyu, siyasi bir açıklama üzerinden yorumlamak, kimsenin başını göğe erdirmez..

Selahattin Demirtaş, bu ülkede binlerce asker, polis ve sivilin, hatta çocuğun ölümünden sorumlu bir teröristin heykelini dikme sözü vermiştir..

Böylece, yeni yeni insanların ölümünün zeminin hazırlamıştır..

Böylece binlerce insanın ölümünden sorumludur. İnancım odur ki, Ahirette, kendisinden bunun hesabı sorulacaktır..

Aynel-arab (Kobani) olaylarında da, insanları sokağa davet etmiş ve 50'den fazla insanın ölümüne sebebiyet vermiştir..

Velev ki, dünyadaki mahkemeler, Selahattin Demirtaş'ı, insan öldürmekten değil, o yönde çağrıda bulunup, sonuçta kanundaki tanımı başka bir suçtan mahkum etmiş olsun..

İzzet ağabey, "Bak sen de, benim gerçekte doğru bir tespit yaptığımı kabul ediyorsun"