Elinde sopa, ulusalcı general anlatıyordu. 16 saatte bitti. İhanete değdi mi

Elinde sopa, ulusalcı general anlatıyordu. 16 saatte bitti. İhanete değdi mi

ALİ KARAHASANOĞLU

İnsan her şeye katlanır da.

Kendi ülkesinin vatan topraklarını emanet ettiği TSK içindeki şimdi emekli olmuş isimlerinin, kendi ülkelerine ihanetini kabullenemez..

Ben sembol isimlerden Türker Ertürk'ü söyleyeyim..

Siz Naim Babüroğlu'nu anlayın..

Ben Ahmet Yavuz'u söyleyeyim..

Siz, Genelkurmay Başkanlığı da yapmış, İlker Başbuğ'u ve "Suriye bataklıktır, girersek, çıkamayız" diyen ulusalcı emekli generallerin tamamını anlayın..

Dün akşam saatlerinde, SDG/YPG beyaz bayrağı çekti..

Şimdi, "YPG'nin öyle bir eğitimli askeri gücü var ki, Suriye Ordusu'nun tamamını alt edebilir. Dolayısı ile, SDG'nin Suriye Ordusu'na entegrasyonundan çok, Suriye ordusunun SDG'ye entegrasyonu sözkonusu olabilir" diyen sünepe amerikancı emekli generaller, şimdi ne cevap verecekler bize..

Suriye ordusu sahaya indi..

1 yılın sonunda indi..

10 Mart mutabakatında imza altına alınan 31 Aralık 2025'e kadar verilen sürenin sonrasında sahaya indi..

Önce Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, hem insanlığını gösterdi..

Hem askeri gücünü gösterdi, hem de yendiği güçlere karşı merhametini gösterdi..

İki mahalleyi kuşatmadan önce, sivillerin ayrılması için süre verdi..

Operasyon başladıktan sonra, mahallede kalmak isteyen sivillerden bir kısmının fikrini değiştirip, bölgeden çıkmak istediklerini öğrenince, onlara sivil koridor açtı..

Sonrasında SDG güçleri, "beyaz bayrak" açıp.. Mahalleleri Suriye Ordusu'na teslim ettiler..

Aslında onları teslim alıp, yargıya teslim edip, cezalarının verilmesini sağlamaları gerekirken.

Silahlı unsurların bile, o mahallelerden çıkmalarına, Fırat'ın doğusuna geçmelerine izin verdiler..

Türker Ertürk, Naim Babüroğlu ve bunların benzeri ulusalcı emekli generaller, bizlerle alay ettiler: "Hah hah ha.. Neye seviniyorsunuz Halep neresi biliyor musunuz. SDG'nin Halep'te ne işi olabilir ki. Siz Halep'ten SDG'yi çıkarttınız diye mi seviniyorsunuz."

Biz de kendi kendimizi özeleştiriye tabi tuttuk..

"Gerçekten de, Halep'te SDG'nin ne işi vardı ki. Adamlar oraya bile mi girmişler." dedik..

Sivillerin asgari zarar ile, iki mahallede barışın sağlanmasına sevinsek de..

Suriye Ordusu'nun bu başarısını, emekli ulusalcı generallerin verdikleri bilgi çerçevesinde, fazla önemsemedik..

Sonrasında, Suriye Ordusu bir adım daha attı..

Öncesinde, "Fırat'ın batısından tümü ile çıkın" dedi..

Naim Babüroğlu hemen Sözcü TV'ye çıktı..

Aldı eline mikrofonu, "Bakın nasıl haklı çıktık. Şara diyor ki, Fırat'ın doğusuna çekilin" sözleri ile, SDG'nin güneyimizde ayrı bir devlet kurduğunun artık tescillendiğini iddia etti..

Neymiş

Şara, "Fırat'ın doğusuna geçin" demiş ya..

Bu teklif, "Fırat'ın doğusuna geçerseniz, size dokunmayacağız. Size verdiğimiz söz gereği, orda devlet kurmanıza itiraz etmeyeceğiz" demekmiş..

Şara'nın, Fırat'ın doğusunda SDG'ye devlet vaadi yok ama..

Babüroğlu bu..

Sözcü ekranında kendisini şakşaklayan iki tane adam da gördü mü..

"Benim bu sözlerimi kim hatırlar ki. Suriye Ordusu'nun Fırat'ın doğusunu alması, en az 2 hafta ister. Benim sözlerim de unutulur gider. Ben ihanetimi yapmış olurum.." düşüncesi ile, bol keseden yalanları uyduruyor..

Eline de bir sopa veriyorlar..

O da, sopa ile başlıyor anlatmaya:

"Bakın şurası Tışrin barajı. Burası SDG'ye bırakılan yerler arasında. Burası Suriye'nin çok verimli toprağı.. Tarımın üçte ikisi burda.. Şimdi SDG'ye bırakıldı."

Sözcü TV'nin izleyicileri de, eğer bu sözlere inanıyorlarsa, onlara 'ahmak' diyeceğim. İnanmadıkları halde bu general emeklisinin bu sözlerine itiraz etmedilerse, 'şapşallar' diyeceğim..

Kuzu kuzu izlediler, "Suriye'de değişen bir şey yok. Terör devleti çoktan kurulmuştu. Şara da bunu tescillemiş" dediler..

Naim bey devam etti: "Bakın şu bölge var ya" diyerek, Deyrizor ve çevresindeki petrol zenginliklerinin olduğu alanları gösterip, "Suriye'nin yeraltı zenginliklerinin çok büyük kısmı SDG'nin kontrolündeki bu bölgede. Şara, SDG'ye diyor ki, 'Buraya gidin'. Demek ki, SDG'ye, petrol zenginlikleri de bırakılmış durumda."

Adam orduevlerine girip çıkıyor, televizyon ekranlarında sürekli "Emekli tuğgeneral" sıfatı ile takdim ediliyor.

Boru değil, emekli tuğgeneral.

Hali ile, biz de bir yandan o sözleri not ediyoruz.

Bir yandan da, "Acaba Naim generalin bir bildiği mi var. Biz mi bazı gerçekleri atlıyoruz" diye kendimizi muhasebeye çekiyoruz.

Ve, Naim Babüroğlu'nun bu sözleri sarfetmesinin ertesi sabahı..