Ekrem izin versin, şu Beki'ye..

Ekrem İmamoğlu'nun bir yerlerde depoladığı milyar milyar dolarlarla finanse edilen Karar Gazetesi'nde yazan Akif Beki, "'Ezik muhafazakarlar' tanımı bana ait değil, iktidar muhafazakarlarına ait." diyerek söze giriyor..

"İktidar muhafazakarı cengaverlere göre Avrupa'nın, Amerika'nın demokrasi, hukuk, insan hakları ve özgürlükler konusunda da bize üstten konuşacak bir durumları yok..." diyerek devam ediyor..

Ama çok kötü bir planlama yapıyor..

Akif Beki tam da bunu yazdığı gün, Erdoğan düşmanlığında ortaklık ettiği Sözcü Gazetesi manşetten, Avrupa Parlamentosu'nun 1974 Barış Harekatı'na katılan askerlerimize iftira atan oylamasını hatırlatıp, ona karşı çıkmayan Avrupa Konseyi'nde Türkiye'yi temsil eden milletvekillerine, Türk milletinin hakkını haram ediyordu.

İşlerine gelince, ateisti-ulusalcısı nasıl da İslami kavramları konuşturuyorlar, görüyor musunuz.

"Haram olsun" imiş..

İslam'daki "haram"ı kabul ediyorsanız, kullanıyorsanız, başka alanlarda niye "haram"ı takmıyorsunuz

"Hakları haram etme"de, CHP'li Namık Tan'ı da listeye alınca..

CHP'li Milletvekili Sözcü'ye isyanları oynamış..

"Türkiye'nin 13 Nisan 1950'de üyesi olduğu Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği'nin bambaşka kurumlar olduğunu bilmeden ülkemizin Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi nezdindeki temsilcilerini, sorumlulukları veya kabahatleri olmadığı bir konuda manşetten hedef göstermek, basit bir cehaletle açıklanamayacak bir çirkinliktir. Bu haberi veren gazeteyi AKPM Türkiye Heyetindeki tüm arkadaşlarımızdan derhal özür dilemeye davet ediyoruz."

Olsun canım, iftirayı Avrupa atar. Onlarda hukuk zirvededir. Hukukun üstünlüğü ilkesine değer veren devletler sıralamasında onlar en baştadır..

İftirayı biz yeriz..

Ama iftirayı atan bizmişiz gibi, hukuka saygılı olmayan devlet, biz oluruz.

Sonra, Sözcü Gazetesi, cehalet midir, iftira mıdır, yoksa Ak Partilileri vurmak için CHP'lileri de işin içine karıştırmanın acı faturası mıdır..

Avrupa Konseyi'nde Türkiye'yi temsil eden milletvekillerine "AP'a sessiz kaldılar" diye iftira atınca..

Bu iftiranın da sorumluluğu devletin hanesine yazılmak istenir..

Akif Beki de çıkar, iktidarı destekleyenlerle alay edip, "cengaverler" olarak tanımlar, ve onlara göre "Avrupa'nın demokrasi, hukuk, insan hakları ve özgürlükler konusunda bize üstten konuşacak bir durumları yok" diyerek dalga geçmeye çalışır..

Şehid cenazesinde bile Fransız Chopin'in cenaze marşını çaldırtmak için çırpınırlarken, 30'dan fazla devlet ve hükümet başkanının geçişi sırasında mehter marşı çaldıranlara, "efendisine yaranmak ve kendini beğendirmek için şirinlikler yapan, bir aferin kapmak için kırk takla atan, aşağılık kompleksini aşamamış ev zencileri" hakareti yapmaya kalkışırlar..

Yalakalığı yapan kendisinin olduğunu hemen ispat edercesine, Beki şu satırları yazmaktan da hiç utanmıyor:

"Diyelim, NATO Zirvesi'nden dönüşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hediye ettiği tabancaları Almanya, Hollanda, İngiltere, Kanada liderleri mevzuat yüzünden ülkelerine sokamadı... Onların hukuk düzenine öykünemez, demokrasilerine imrenemezdiniz. Şöyle yorumlayamazdınız: Kuralların kural koyanları da bağladığı düzenlerde böyle oluyor, Başbakan da olsan kafana göre hediye silah bile sokamıyorsun. 'Hukukun üstünlüğü' dediğimiz, üstünlerimizin ulaştırmayı vaat ettiği ama bir türlü ulaşamadığımız kanun önünde eşitlik düzeni buydu..."

Bu hokkabaza, hem de şirinlik yaptığımızı iddia ettiği Trump üzerinden sorayım..

"Bir başka ülkenin dini liderini öldürmek üzere uçaklar kaldırılırken, füzeler atılırken, bombalar patlatılırken, 'hukuk' neredeydi"

Diyecek ki Beki, "Ben örneği Avrupa'dan verdim"

O zaman Avrupa'dan devam edelim Türkiye'nin itirazlarına rağmen, "İran asla nükleer silah sahibi olmamalı" diye karar alan Avrupa'daki hokkabazlar, kendilerindeki "nükleer silahların hesabını veriyorlar"

İsrail'in niçin "nükleer silah sahibi olduğu"nu açıklıyorlar mı

Veya Trump, İsrail ile birlikte İran'a saldırdığında, hukukun üstünlüğünü içselleştirmiş, devlet başkanlarına bile havalimanından ruhsatsız silah içeri sokmama kuralını uygulatan o ezik muhafazakarların ağzının suyu akarak övdükleri Avrupa, niçin "Bu kabul edilemez. Burada bir katliam var" diyemediler..

Diyemediler ama..

Gözümüzün önünde, canlı olarak işlenen Gazze'deki ve İran'daki cinayetler için bir kınama mesajı yayınlayamadılar ama.

52 yıl önce, Kıbrıs'taki soydaşlarımızı kurtarmak için başlatılmış barış harekatına katılan mehmedçiğe iftira atıp, nasıl tespit edebildiyseler, tecavüzle bile suçlayabildiler..

Haydi anlat Beki..

Vereceğimiz cevabı Akif Beki, önceden düşünmüş, bizim yerimize o yazmış:

"Ezberledikleri basmakalıp hazır cevabı tahmin edersiniz. İşte kurallara takılan bu zayıf, âciz, yetersiz liderlerle onlar çökerken biz güçlü bir lidere, tek başlı ve hızlı bir karar alma sistemine sahip olduğumuz için şahlanıyoruz, farkımız tam da burada gibi lâkırdılardır."