Düşmanın okları, Erdoğan'a yönelmiş, görmüyor musun Özel!

TBMM Başkanlığı, "bu konuda tarafsızız, partilerin iç işlerine karışmayız" dese de..

Sonuçta karışmış oldu.

TBMM içinde bir salonu, CHP Genel Başkanı'nın iznini aramadan, onayını almadan, hatta tam aksine açıklamalara rağmen, kendilerini yetkili gibi gösteren bir topluluğa tahsis etti.

Kimsenin konuşma yapmasını, düşüncelerini açıklamasını önlemek üzere cebri işlemleri önerecek bir karakterim yok.

Yetkisi olmasa bile, Özgür Özel konuşmasını yapsın. İtirazım yok.

Ama konuşmasında, basın kuruluşlarına hakaretler savuruyorsa..

TBMM Başkanlığı'nın da, "Bizim tahsis ettiğimiz salonlarda, siyasetin dışına çıkılarak, ona buna, herkese, "sümüklüler-yavşaklar" diyemeyeceğini hatırlatması gerekir.

Bir partinin genel başkanına "Hain" diye slogan atılmasının, partinin iç işleyişindeki disiplin hükümlerini harekete geçirmesi gerektiği bir yana, TBMM Başkanlığı'nın da, "Burası dingonun ahırı değil. Burada sokak ağzı ile slogan atılamaz" uygulamasına artık geçmesi gerekir..

Bunlar genel düşüncelerim.

Ama Özgür Özel'in TBMM toplantısında görüşlerini açıklamasına genel anlamda itiraz etmemem, düşünce özgürlüğüne saygımdan kaynaklandığı gibi, onların da bizlerin tespitlerimize saygı duymaları gerektiği kanaatindeyim..

Nedir tespitim

Belki de CHP içindeki kavgayı.. Tartışmayı.. Hatta Türkiye içinde yaşanılan gerilimleri, ihtilafları çözebilecek noktada, genel bir yol haritası..

Yüzyılların tekrarlarından tecrübe edilerek bugüne gelmiş bir sözün, yanlış uygulanmasının önlenmesine yönelik tespitim..

Dünkü konuşmasında, Özgür Özel aktardı..

"İmam-ı Şafii'ye soruyorlar; Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız 'Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.' diyor."

Özgür Özel'in de aktardığı İmam Şafii'ye ait bu söz, haşa ayet değil, hadis değil ise de.

Ders çıkarmamız gereken bir söz olarak kabul etmemiz gerekir...

Özgür Özel'in, İmam-ı Şafii'yi hatırlaması güzel..

O sözü kendisine rehber alması güzel. Ama o güzel sözü yanlış kullanmaması lazım..

Şöyle ki, Özgür Özel konuşmasının devamında şöyle diyor:

"Bugün düşmanın oku demokrasi ve adalet isteyenlere, bugün düşman oku Gazi Mustafa Kemal'in partisine, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelmiştir. Tüm demokratik sistem saldırı altındadır. Milletimizin iktidarı değiştirme iradesi saldırı altındadır."

İmam-ı Şafii'nin sözünde olmasa da.. O sözden hareketle, Özgür Özel'in bu tanımlamasında bir yanlışlık var..

Önce düşman kim, onu belirlemeliyiz.

Bir-iki konuda ayrı düştüğünüz kişi değil..

Her konuda ayrı düştüğünüz, varlık sebebiniz olan konularda ayrı düştüğünüz kişi ya da grup sizin düşmanınızdır.

Bu çerçevede baktığınızda, CHP ile AK Parti düşman mıdır

Dünkü Özgür Özel'in konuşmasında vardı.. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, TBMM'ye gittiklerini, AK Partililerle birlikte darbecilere karşı mücadele ettiğini ifade etti..

O zaman doğru tespiti yapalım..

Ak Parti ve CHP farklı siyasi partiler olmakla birlikte, her ikisinin de ortak düşmanı var. CIA kuklası olan FETÖ.

Bu çerçevede, kısır tartışmalara girmeden. "Biz CHP'liyiz. AK Parti bizim düşmanınız. AK Partililer daha çok Kemal Kılıçdaroğlu'na daha yakın görünüyorlar.. O halde Özgür Özel, o halde Ekrem İmamoğlu hak dostudur" şeklinde batıl bir kıyaslama yapacağımıza..

Düşmanlık konusunda hiçbir tereddüdümüz olmaması gereken CIA kuklası FETÖ'cülere bakalım.