Durun daha; halk bunların yüzlerine tükürecek

İBB yolsuzluk davasında 'duruşmalar canlı yayınlansın' talep eden sanık avukatları, kamera sayısı arttırılınca hemen itiraz etmeye başladı – samimiyetleri sorgulanırken, asıl dişleri göstermekte mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İBB yolsuzluk davasında duruşma salonlarında yaşananları eleştirerek, sanıkların ve avukatlarının 'canlı yayın' taleplerinin samimi olmadığını, kamera kaydının arttırılması karşısındaki tepkilerinin bunu kanıtladığını ileri sürmektedir. Argümanın merkezinde, suç örgütü niteliğinde sloganlar atılan duruşmaların görüntülendirilmesine karşı çıkma ile cep telefonlarında 'hukuksuz yazışmaların' bulunduğu düşüncesi vardır. Gerçekten de, adli sürecin şeffaflığından yana çıkan avukatlar neden en basit kameraya karşı direniyorlar?

Durun daha; halk bunların yüzlerine tükürecek

Ali Karahasanoğlu

Aylarca algı operasyonu yaptılar. "Duruşmalar canlı yayınlansın, televizyonlar naklen yayın yapsın" dediler.

Kural olarak ben de bu görüşe katıldım.

Ama otel odalarında gizli toplantı yapan, otel lobisindeki kameraları bantlayan ahlaksızların, müteahhitlerle yaptıkları görüşmeler hem kayda alınmasın hem de dışarıdan dinlenemesin diye yanlarında jammer taşıyan sahtekarların, "duruşmalar canlı yayınlansın" talebinde samimi olmadıklarından, adımın 'Ali' olduğundan emin olduğum gibi emindim.

Siyasi iktidar, mevcut düzenlemedeki, "duruşmalarda görüntü kaydı yapılamaz" kuralının değiştirmesini gereksiz gördü.

Belki de hızlı bir şekilde kural değişikliği yapılması halinde, bunun altyapısının oluşturulamayacağından kaynaklı bir çekingenlik vardı.

Kim bilir belki de, kamuoyu tarafından hiçbir şekilde merak edilmeyen davaların duruşmalarının da, televizyonlardan canlı yayınlanmasını isteyen hırsızlar, katiller, rüşvetçiler, haramzadeler, terör örgütü üyeleri, yayın yapacak televizyon kanalı olmadığında, "Başkalarının duruşmaları televizyondan yayınlanıyor da, benim duruşmam niye naklen yayınlanmadı ki Bana, gizli saklı hukuksuz işlemler mi yapılıyor" şüphesine kapılabilir ve bu noktada da itirazlarda bulunup, dosyalarda gereksiz yere bozma gerekçeleri oluşturabilirlerdi.

Devletin bu noktadaki haklı çekincesi bir kenara..

Duruşmaların canlı yayınlanmasını isteyen CHP ekibinin de samimi olmadıkları, bir küçük adımla hemen ortaya çıktı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB yolsuzlukları yargılamasında, duruşma salonundaki kameralarla ilgili küçük bir yenileme yaptı.

"Duruşma televizyonlardan canlı olarak yayınlansın" diyen yolsuzluk sanıklarının avukatları ise, hemen tepinmeye başladılar.

Neymiş

"Duruşmalar canlı yayınlansın" diyen sanık avukatları, savcılığın kameraları artırmak istemesi üzerine bakın ne diyorlar:

"Duruşma salonundaki beyaz kameraların altına yeni siyah kameralar takıldı. Bu kameralarla notlarımız, telefonlarımız hepsi gözükebiliyor. Bunu baskı altına alma girişimi olarak değerlendiriyoruz."

Duruşma salonunda, telefon kullanıyorlar.

Bir de utanmadan, zaten kullanılması duruşma adabına aykırı olan telefonlarında "hukuka aykırı bilgiler-belgeler" var ki, onların deşifre olmasından korkup, kamera kayıtlarının alınmamasını istiyorlar.

Hani canlı yayın istiyordunuz.

"Her şey halkın huzurunda olsun" diyordunuz.

Şimdi kameralardan niye korkuyorsunuz

Cep telefonundan birbirinize ne yönlendirmeler yapıyorsunuz, izleyicileri nasıl tahrik ediyorsunuz, nasıl kışkırtıyorsunuz, anlaşılacağından mı korkuyorsunuz.. Bunların görünmesini arzu etmediğiniz için mi kameralara itiraz ediyorsunuz

"Duruşmalarda alkış" ilk defa sizin hırsızlık davanızda sergilendi.

Duruşmalarda binlerce yıl hapis cezası istenen rüşvetçi ve yolsuzluk sanıkları, tarihte ilk defa, "avukatları ve izleyicileri selamlama konuşması" yapma hokkabazlığına kalkıştı.

Belki dünyanın hiçbir yerinde görünmeyecek şekilde, duruşma salonlarında sloganlar atıldı.

Laf olsun diye söylemiyorum.

Amerika'dan başlayın, Avrupa'dan geçin, Çin'den çıkın, Japonya'da bitirin.

Rüşvetten/yolsuzluktan yargılanan sanıklar lehine, mahkeme duruşma salonunda slogan atılan tek bir ülkenin adliyesini gösteremezsiniz.

Bu kadar soytarılar, bu kadar hokkabazlar, bu kadar reziller.

Suç işlemekte bu kadar cesurlar.

Topladıkları rüşvet paralarıyla, duruşmada slogan attırıyorlar.

Slogan atanların tespiti ve yargılanması için kamera kaydı alınmak istendiğinde de.

"Cep telefonlarımızdaki yazışmalarımızı görüp, bunlarla ilgili işlem yapacaklar" diye suç bastırmaya çalışıyorlar.

O kadar utanmazlar ki, duruşmada cep telefonuyla meşgul olmak sanki bir hakmış gibi gösteriyorlar.

Duruşma salonuna cep telefonuyla girmeniz bile size bir lütuftur.

Duruşma salonundaki suç niteliğinde slogan atmaları kameraya alıp, sosyal medyada paylaşıp, suç sanıklarını kamuoyunda masum kişiler gibi gösterme çabalarınızın önlenmesi için, cep telefonlarının duruşma salonuna girmesi bile engellenmeli idi ama..

Bugüne kadar bu engelleme yapılmadı, yapılamadı.

Yolsuzluk şebekesi de, şımardıkça şımarıyor.

Sergilenen rezillik buna benziyor.

Okullarda öğrencilerin cep telefonuyla sınıflara girmesi yasak.