Demedi demeyin, tanıdığım Gökçek, o avukata bunu ödetir

ABB Başkanı Melih Gökçek, o yola afiş asıp, "Bu hizmetimiz Danıştay kararı ile engellenmiştir" yazısı ile, durumu halka arz ediyor.

Böyle bir mücadele adamı..

Emin Çölaşan hemen her gün, Melih Gökçek aleyhine yazılar kaleme alıyor.

Tazminatları patron Aydın Doğan ödüyor.

Ama onlar uslanmıyor, yeni iftiralarla, Gökçek'i itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar..

Gökçek teslim olmuyor..

Emin Çölaşan deyip geçmeyin..

Karısı Tansel Çölaşan da, belediyenin hemen tüm işlemlerinin denetlendiği Danıştay'da savcı, üye, başkanvekilliği görevlerini üstlenmiş, 28 Şubat döneminin yüksek hakimlerinden birisi..

Kocası ölümüne Emin Çölaşan ile kavga ederken..

Tansel Çölaşan boş durur mu

O da Danıştay'da, Gökçek'in icraatlarını önleyecek organizasyonların içinde rol alıyor..

Bunların yıllarca sürdürdüğü mücadelede alt edemedikleri Melih Gökçek'i, şimdi Murat Ağırel alt edeceğini sanıyor.

Eline tutuşturulan bir kağıt ile.. Onun yanına eklediği kahve dedikoduları ile, Gökçek'in son yıllarda sosyal medyada koparılan yaygaraların gerçekdışılığını ortaya koyan mücadelesini durdurmaya çalışıyorlar..

Murat Ağırel tabii ki yalnız değil.

Yanında iş bilmez Mansur Yavaş var.

Mansur Yavaş'ın belediyede göreve aldığı emekli savcı Nadi Türkaslan var..

Emekli savcı Nadi Türkaslan, kendisine iş veren Mansur Yavaş'ın, bir konser sebebi ile belediyenin milyonlarının boşa gitmesi ile ilgili soruşturmada tek açıklama yapmaya cesareti olmamış iken..

Şimdi, üstlendiği ABB avukatlığını ne ilgilendiriyorsa, Melih Gökçek'e yönelik, iftira boyutunda ifadelerle, itibarsızlaştırma operasyonuna imza atıyor..

Sanıyor ki, atacakları iftiralarla, Gökçek'i alt edecekler..

Sonra da kendilerine oyun alanı açılacak..

Bu millet, Nadi Türkaslan'ı, Deniz Feneri Derneği'ne attığı iftiralardan tanıyor..

Deniz Feneri Derneği, yarım asra yaklaşan hizmetleri ile, tüm toplumun gönlünde taht kurmuş bir yardım derneği..

Ama ortalık yolsuzluktan, rüşvetten, fuhuştan, uyuşturu müptelalığından geçilmiyor iken..

Nadi Türkaslan, bu derneğin yardım faaliyetlerini sekteye uğratmak için, 28 Şubat'ın artçı sarsıntılarının sürdüğü dönemde, gözaltı operasyonlarına imza atmıştı..

Şimdi ben, Mansur Yavaş'ın savcılık nezdindeki soruşturmalarının üzerini örttürmek için, belediyede yürüyen yolsuzlukların delillerini yok etmek için mi bu emekli savcıyı avukat olarak işe aldığını merak ediyorum..

Hatırlayın, Ege kıyalarında CHP'li belediyeler.

Antalya'da CHP'li isimler.

Emekli emniyet müdürlerini, emekli savcıları, emekli hakimleri belediyede işe alarak.

Yolsuzluklarının üzerine örtmeye çalışmışlar..

Ama son dönemde yapılan operasyonlarla, o emekli bürokratlar yargı mensupları da dahil olmak üzere, suç işleyenlerin hepsine soruşturmalar açılmıştı..

Şimdi sıra, Mansur Yavaş ile, Ankara Adliyesi'nde savcı nezdinde olmasa bile, kalemlerde eski dönemin artıkları ile, yolsuzlukların üzerini nasıl örteriz çabalarına imza atanlara başlatılacak soruşturmalar konuşulurken..

"En iyi savunma, saldırıdır" ilkesinden hareketle..

Mansur Yavaş'ın şakşakçıları, saldırıları başlattılar..

Önce Saygı Öztürk açık açık "suç örgütü" ifadesini kullanarak, Melih Gökçek'e hakaret etti..

Tepkiler gelince, kendisini kurtarması için, Nadi Türkaslan'a müracaat etti.

Nadi Türkaslan da, "Sen korkma. sana bir şeycik olmaz, sen ki, Cem Uzan gibi bir hırsızın 20 milyar dolar çaldığı Türkiye'de, hâlâ onun şakşakçılığını yapmaya devam ediyorsun ve sana kise dokunmuyor" algısı ile..

Saygı Öztürk'e anlatmış:

"Basın toplantısında yaptığım kamuoyunu bilgilendirmekti. Kamuoyunu ilgilendiren bir şikayetten dolayı, kamuyu bilgilendirmek de son derece doğal. Bunun da yapılacağı en iyi yer adliye binamızın önüdür. Ayrıca adli yılın açıldığı gün bu açıklamayı yapmanın da ayrı bir anlamı var. Ben de bunu yaptım. Kamuyu ilgilendiren önemli bir konuda kamuoyunu bilgilendirdim."