Delege satın almadıysalar, kurultayda yeniden seçilsinler

Seçimi kaybedenler, kazananlara doğru adımları hatırlatmalı, yapıcı eleştirilerle, ülke kazanımlarını hedefleyerek yol yürümeli..

Bu ilkeler, ülke yönetimi için de geçerli. Ülke yönetimini hedefleyen siyasi partilerin yönetimi için de geçerli.

2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, birbirine zıt partilerin bir araya gelerek, seçimi kazanma ilkesizliğini nasıl eleştirdi isek.

HDP ile İyi Parti'nin aynı ittifak içinde yer almasının, SP ile CHP'nin aynı ittifakta olmasının, asla izah edilemez birliktelikler olduğunu nasıl hatırlattı isek..

İBB imkanları ile elde edilen serveti harcayarak, CHP'yi ele geçirmeye çalışan Ekrem İmamoğlu'nun yaptıklarının da kabul edilemez olduğunu hatılattık.

Delegelere bastır parayı. Bastır, İBB mülkiyetindeki dairelerden avantajlı mülkiyet kazanımlarını..

Delegelere pavyonlarda para dağıt..

"Bak, ben sana maddi imkanlar sundum. Sen de bana, parti yönetimini ver" de..Bu da demokrasi olsun.

Bu da devletin emin eller eli ile yönetilmesi yolunda adım olarak tanıtılsın..

Partiyi ele geçirmek isterken para ile oy satın alınması artık ayyuka çıkan gerçekler olarak nasıl karşımızda duruyor ise..

Bunu yapanların, ülke yönetimini ele geçirmek için de, aynı metodu uygulayacaklarından kimsenin şüphesi olmasın..

2014 yılında CHP adına girdiği Beylikdüzü Belediye Başkanlığı seçimlerinde koltuğa oturma ile başlayan serüven..

Dün itibari ile ele geçirdikleri CHP'den tasfiye edilmeleri sonucunu doğuracak mahkeme kararı ile sona ermiş oldu..

Bakmayın siz, Cumhuriyet gazetesinde, Kemal Kılıçdaroğlu'nun arınma çağrısına yönelik olarak, "Tabanda karşılığı yok" itirazlarına..

İnsan bu ifadeyi yazarken birazcık utanır..

"Parti tabanında karşılığı yok" dedikleri, CHP'de 13 yıl genel başkanlık yapmış bir isim. 3 yıl önce, bu ülkenin Cumhurbaşkanı yaptırmak istedikleri bir isim..

Şimdi başkalarından parayı görünce, Kılıçdaroğlu'na, "partide tabanı yok" diyerek, itibarsızlaştırmak isteyenler, ancak kendilerine zarar verirler..

2023 yılındaki CHP Büyük Kurultayı'nda yaşanılanlar, seçim kazanmak için her yol mübah anlayışının bir sonucu olarak, benim asla oy vermeyi düşünmediğim bu partide, yönetimin el değiştirmesine sebep oldu..

Eski yöneticiler, temel hak ve özgürlükler konusunda asla tasvip etmediğim defolara sahiptiler..

Yolsuzluk konusunda da, defolara sahiptiler.

Ama sonrasında partiyi ele geçirenler..

Yolsuzluğun profesörü olmuş tipler..

Temel hak ve özgürlükler konusunda ne yapacakları ise, bilinmiyor..

Yolsuzluklara bulaşanların, hak ve özgürlükler konusunda dürüst bir çizgi izleyeceklerini asla düşünmüyorum..

O halde, dünkü yönetim mi, bugünkü yolsuzluk ve fuhuşa bulaşanların desteklediği yönetim mi sorusuna..

Ülkeyi yönetecek kişilerin rüşvet sarmalında olmaları, fuhuş ahlaksızlığında zirve örnekler sergilemelerinin, diğer defolara da sebep olacağı düşüncesi ile.

Yeni yönetimin asla kabul edilemez olduklarını söylemek zorundayım..

"CHP'yi zaten sevmiyorsunuz. Bırakın, ne halleri varsa, görsünler" demeyiniz..

Rakibin de, karşıtın da ilkelisi ile mücadele etmek, iki taraf için de daha hayırlıdır..

Düşünsenize, hiçbir kural tanımayan, rüşvet paralarını dağıtarak parti yönetimini ele geçirenler, yarın seçimlerde de devasa rüşvet birikimini kullanarak, yönetimi ele geçirmeye kalkarlarsa..

Yönetime geldikten sonra, rakiplerine hayat hakkı tanıyacaklarını mı sanıyorsunuz

Rüşvetle gelen, biliyor ki, kendisine engel olacakları yok edebilirse, hayatta kalır..

Onun için de, saldıracak..

Bu çerçevede, CHP kurultayı hakkında dün İstinaf Dairesi'nin verdiği kararın, hem CHP'ye, hem de ülkeye hayırlı olmasını, haram para ile bir yerlerin ele geçirilmesinin, geçici olduğunu, yeni Ekrem İmamoğlu'lara hatırlatmak isterim..

Büyük Kurultay'da, para dağıtarak, partiyi ele geçirmek istediler..

Lokal bir kazanım da elde ettiler..

Ama bakın, CHP delegeleri mahkemeye gitti..