Cumhuriyet gazetesi, ülkücü mü oldu
ALİ KARAHASANOĞLU
Hayrola dedik.
Hangi dağda kurt öldü de, 12 Eylül öncesinde tutuklanıp, yıllarca cezaevinde kalan Remzi Çayır..
Kendisine faşist, ırkçı, kafatasçı diye suçlayan Cumhuriyet gazetesine tam sayfa röportaj verdi..
Cumhuriyet de onu yayınladı..
Dün de Cumhuriyet gazetesi, hem de milliyetçi-ülkücü birisini gördü mü, midesi bulanan Miyase İlknur, Nazif Okumuş ile röportaj yapmış..
Remzi Çeayır'ı Cumhuriyet gazetesinde görünce, hangi dağda kurt öldü diyorduk..
Nazif Okumuş ile birlikte, kurt ölen dağlar arttı..
Ne Nazif Okumuş sormuş, "Hayrola Miyase kızım.. düne kadar bana, 'Irkçı faşist' diyordun. "Şovenist" diyordun.. "Kontgerilla" diyordun. "Irkçı" diyordun..
Sormamış Nazif Okumuş, "Miyase kızım.. Senin 17 Mayıs 2025 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yazdığın şu yazının henüz mürekkebi kurumadı. Bak o yazıda ne diyorsun, şimdi bana gelip ne soruyorsun: 'Hepsinin patronu aynı da ondan. Türkiye Cumhuriyeti'nde siyasal İslam, ABD'nin Türkiye'de kurdurduğu kontrgerillanın desteğiyle palazlandı. Komünizm tehlikesine karşı siyasal İslamcıları Komünizmle Mücadele Dernekleri'nde, komando kamplarında eğitilen ülkücü gençliği de Esir Türkleri Kurtarma Ordusu (ETKO), Türk İntikam Tugayı (TİT), Türk Yıldırım Komandoları adı altında örgütleyerek sol hareketi ve işçi eylemlerini durdurmada kullandı."
Nazif bey amca da sormamış..
Miyase kızımız da, "Daha düne kadar ben bu adamlara hem faşist diyordum, hme de Amerika'nın adamları diyordum. Şimdi ne sorusu soracağım. Ne cevabı alacağım. Onun verdiği cevapları nasıl yayınlayacağım" dememiş..
Dikkat ettiyseniz, muhatabımız bir bayan olduğu için, nezaketi elden bırakmamak adına..
Nazif Okumuş'un daha düne kadar, Miyase kızımız ve çevresindekileri hitap şeklindeki cümlelerden örnek vermedim. Hiç vermemek de olmaz ama.. İki tanesi ile yetineyim..
"Komünist Stalin'in uşakları"..
Şimdi bunlar birlik olmuşlar..
Tayyip Erdoğan'ı devirecekler..
Veya..
Biz bilmiyoruz..
Cumhuriyet gazetesi, süreçte kimi zaman Nazım Hikmet için "Fotoğrafını bastık ki, yüzüne tüküresiniz" diye manşet atıp. kimi zaman da Nazım Hikmet'i yere göğe sığdıramadığı gibi..
Kimi zaman Hitler'e saygılar sunduğu, kimi zaman da katliamcı ilan ettiği gibi..
Cumhuriyet gazetesi belki de yine böyle bir dönüşüm yapmıştır, olmaz ya, belki de sosyalizmden, ülkücülüğe evrilmiştir..
İhtimal olarak dillendiriyorum ama..
Hiç sanmam..
Sayfalarını çevirdiğinizde, hâlâ din karşıtı olduklarını, hâlâ Türk toplumunun örf ve adetlerine düşmanlık ettiklerini görebiliyorsunuz..
Remzi Çayır ile röportaj yapmaları.
Nazif Okumuş ile devam etmeleri..
Kim bilir belki hayatta olsa idi ve kendilerine lazım olan sözleri sarfedebileceği umudu verirse, Abdullah Çatlı ile devam edebilecekleri. Çatlı yerine yine ümitvar olurlarsa, Haluk Kırcı'yla tam sayfa röportaj yapabilecekleri, bizleri hiç şaşırtmasın..
Hedef, alnı secdeli Tayyip Erdoğan'ı devirmek..
Erdoğan devrildikten sonra, faşist diye bildiklerini elemek kolay..
Alnı secdeli cumhurbaşkanına takoz olmayı başardıktan sonra, şovenistleri (!) ekarte etmek kolay..
Remzi Çayır, Nazif Okumuş, Müsavat Dervişoğlu ve şürekasının, bu planın farkında olmadıklarını kim söyleyebilir
Tayyip Erdoğan'ı devirme konusunda, birbirlerini düne kadar "şovenist-faşist-ırkçı" ve "atesit-komünist-Stalin artıkları" olarak suçlayanların birlik içinde hareket etmeleri ağrıma gidiyor, gitmesine ama..
Daha ağrıma giden ise, milliyetçi geçinen tiplerin, PKK'nın silah bırakmasına itiraz etmeleri..
PKK'nın silah bırakmasını istememeleri..
Dersiniz ki, bu sorun AK Parti iktidarında yaşanmış, onlar hiç iktidar olmamışlar, bıraksanız, üç günde PKK'nın kökünü kurutacaklar..
1984'ten bu yana, PKK silahlı saldırılarını yapıyor.
Gün gledi karakolumuzu bastı. Gün geldi askeri araçları patlattı. Gün geldi şehrin göbeğinde askerlerimize, gün geldi sivil insanlarımıza bombalı saldırı düzenledi. Gün geldi köyleri bastı.. Niye bitirmediniz, niye bitiremediniz
Şimdi, sınırlarımızın bu tarafında, PKK eylem yapamaz hale getirildi. Sınır ötesinde de, askerimiz kayıp vermeden, PKK'ya silah bıraktırıyoruz..