Cumartesi Anneleri, Hüsamettin Cindoruk ve Ekrem İmamoğlu!

Muhalefet, 1992'deki faili meçhuller için bugünkü iktidarı sorguluyor—peki o dönemde CHP ve DYP'nin rolü hesaba katılıyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Cumartesi Anneleri'nin Nezir Acar'ın 1992'deki kayboluşunu protesto ederken AK Parti'yi hedef aldığını, oysaki sorumlu siyasilerin (DYP, CHP, dönemin TBMM Başkanı Cindoruk) muhalefet tarafından desteklendiğini iddia ediyor. Temel iddiası, sol-liberal çevrelerinin "demokrasi" retoriği kullanarak tarihsel suçlulukları gizlediği; ama burada sorulan şu: İktidar değişikliği hesap sorma için başka yol olmaktan başka şey midir?

Elinde birçok yetki bulunan Hüsamettin Cindoruk, o tarihde TBMM başkanı idi..

Ve Nezir Acar'ın akibetini ortaya çıkartmak için, hiçbir şey yapmadı..

Tınlamadı bile..

Çünkü o dönemde, sadece Nezir Acar değil.. Türkiye'de 15 bin insan, faili meçhul cinayette, kim vurduya gitti.

Dünkü eylemde, Cumartesi Anneleri, o gün iktidarda olanların bir tanesinin bile ismini anmadan..

Özellikle de dün ölen Hüsamettin Cindoruk ile ilgili tek kelime etmeden.. Onun sorumluluğunu hatırlatmadan.

Bugün iktidarda AK Parti olduğu için, ona soruluyormuş gibi algı yaparak gösteri düzenlediler..

AK Parti'nin, 1992'deki olaydan ne sorumluluğu olabilir ki

1992'de, AK Parti bırakın iktidarda olmayı, kurulmamıştı bile..

AK Parti iktidarını düşman belleyen, Tayyip Erdoğan'a karşı çıkan Cumartesi Anneleri, tilkice bir kurnazlıkla, sanki kayıplar bugünkü iktidar döneminde yaşanmış gibi, gösteriyi yapıyorlar, "Kayıp yakınımızı bulun" diyorlar ve dağılıyorlar.

Almanya'sından Fransa'sına kadar. Amerika'sına kadar yurtdışında da bu gösterilerin görüntüleri gösterilip, AK Parti iktidarı aleyhine algı oluşturuluyor.

Dünkü gösteride bildiriyi, İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy okumuş:

"Nezir Acar (28) Dargeçit'e bağlı Yanılmaz köyünde yaşıyordu. Acar, hayvan alım satımıyla geçimini sağlıyordu ve üç çocuk babasıydı. 8 Nisan 1992 tarihinde hayvan alımı için görüşme yapmak üzere Dargeçit'teki H.K.'nin evine gitti. Aynı saatlerde, bir astsubayın komutasındaki askerler evlere baskın düzenledi; evler tek tek arandı. Saat 20.00 sularında Nezir Acar'ın bulunduğu eve yapılan baskında üç erkek gözaltına alındı. Gözleri bağlanarak Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürüldüler. Burada işkence gördüler. İki kişi serbest bırakıldı. Nezir Acar'dan ise bir daha haber alınamadı."

Peki o zaman iktidarda kim vardı, Oya hanım

Sizin şimdi cumhurbaşkanı seçtirmek için desteklediğiniz Kemal Kılıçdaroğlu'nun partisi, Nezir Acar kaybedildiği tarihde koalisyon ortağı değil miydi

Dün ölen, sizinle birlikte Tayyip Erdoğan'ı devirmek için geceli gündüzlü çalışan Hüsamettin Cindoruk da, o tarihde TBMM Başkanı değil miydi

Nasıl oluyor bu işler Oya hanım.

Nasıl olabiliyor

Bir anlatsanıza bize..

Katillerinize aşık olmuşsunuz..

Kaybettiğiniz yakınlarınızın ölümünden sorumlu siyasilere kol kanat gerer olmuşsunuz..

Sonra "Nezir Acar nerede" diye soruyorsunuz..

Nezir Acar, sizin yanınızdakiler tarafından öldürüldü Oya hanım.

Sizler, hani HDP'yi destekliyorsunuz ya..

HDP de, kent uzlaşısı ile CHP'yi destekliyor ya..

İşte o kent uzlaşısı yapanlar, Nezir Acar'ın ölümünden sorumlu olanlar..

Öyle ki..

Nezir Acar'ın öldürüldüğü yılları, daha nice Nezirlerin öldürüldüğü yılları.

Bir de utanmadan, fırsat buldukça, "Bugün çok daha karanlık bir dönemdeyiz" diyerek, bize güzellemeye çalışanlar çıkıyor..

Kimi dindarlar, "28 Şubat'ta bile bu haksızlıklar yapılmıyordu" diyerek.

Kimi PKK sempatizanları da, "1990'lı yıllarda, hatta darbe dönemlerinde bile, bugünkü keyfi işlemler yoktu" diyerek..

Aklımızla, hafızamızla alay edip..

Nezir Acar'ların kaybedilmediği, faili meçhullerin olmadığı bir Türkiye'yi inşa eden Tayyip Erdoğan'ı devirmeye çalışıyorlar..

Alın işte dün, Nezir Acar'ın kayboluşunun 34. yılında. Tam da o gün ölen o dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk için kimler hemen taziye yayınlıyorlar..

Kürt seçmenin oy verdirildiği Ekrem İmamoğlu'ndan dakikası dakikasına yayınlanan mesaja bakar mısınız:

"Eski TBMM Başkanımız, hukukçu ve demokrat kimliğiyle siyasetimize damgasını vurmuş değerli devlet adamı Hüsamettin Cindoruk'u kaybettik."

Demokrat kimliği ile tanınıyormuş..

Nasıl da yalan söylüyorlar.

Nasıl da sahtekarlık yapıyorlar.

Ahmet Taşgetiren'i bile kendilerine şakşakçı olarak tutmuşlar.

Dindar nice insanı kendilerine yalaka yapmışlar.

Saadet Partililer bile, bu Ekrem İmamoğlu'na oy verip, Tayyip Erdoğan'ı devirmeye çalışıyorlar.