Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı, Sokrates, Lula, Marx var. İki villa yok!

Sanıkların savunmalarında tarih, felsefe ve uluslararası davalara referans verirken, ciddiyetle sorulmuş suçlamalara yanıt vermemesi, mahkemenin tarafsızlığını sorgulattırıyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, bir yolsuzluk davasında sanıkların stratejik olarak konuyu tarih, felsefe ve yurt dışı davalarla sapmacı bir savunma sunduğunu iddia ediyor. Somut suçlamalar yerine ideolojik ve felsefi tartışmalara girmek, adalet sisteminin işleyişine zarar verdiğini savunuyor. Peki, bu tür savunma taktikleri mahkemenin karar alma sürecini gerçekten etkileyebiliyor mu?

Ben de hemen sorayım..

Sizde milim akıl var mı Gram ahlak var mı Azıcık namus var mı

Yüzlerce kişi yargılanıyor.. Belki de örgütün elebaşılarına göre daha basit suçlamalara muhatap olsalar da, tutuklu oldukları için, kendilerini ifade edip, tahliye olmak amacıyla sıralarını bekleyenler var.

Ama, suçların göbeğindeki ekip, dosya ile uzaktan yakından ilgisi olmayan konuşmalarla, yargılamayı sabote etmeye devam ediyorlar.

İddialarla, dava ile, sanıklarla uzaktan yakından ilgisi olmayan Can Atalay ile başlıyorlar..

Selçuk Kozağaçlı ile devam ediyorlar..

Bu adamlarla, görülmekte olan davanın bir ilgisi var mı Yok.

Bu iki isimden bahsedince, ne olacak Mahkeme heyeti, "Bu iki isim çok mübarek kişiler. Bu iki ismi anan kişiye, mutlaka beraat kararı vermeliyiz" mi diyecek

Siz geri zekalı mısınız

Yoksa, işlediğiniz suçların ağırlığı altında ezilirken, kafayı mı yediniz

Mehmet Pehlivan'ın savunmasını satır satır okudum..

İddialarla ilgili hiçbir şey söylemedi..

Adem Soytekin'e bir laf attı..

Adem Soytekin de cevap vermek isteyince..

Hemen itiraz etti: "Savunmamı bölemezsiniz."

Oysa Ekrem İmamoğlu, duruşmaların en başında, mahkemeden rica etmişti: "Ben diğer sanıkların ifadeleri sırasında, araya girmek isterim. Kendime göre, ilgili olayları izah etmek isterim."

Düne kadarki duruşmalarda, birçok sanık da araya girerek, söylemek istediklerini mahkemeye aktarmış oldu.. Doğrusu da budur.

Ama şimdi..

Kendi ifadeleri sırasında, bir başka sanık, bilgisi olduğu konuda beyanını aktarmak istediğinde ise.

"Savunmayı bölemezsiniz."

Tam bir hokkabazlık..

Siz başkasının savunmasını bölerken, bu bir hak..

Ama sizin savunmanız sırasında bir şey söylenmek istenirse, "bölemezsiniz".

Hayrola, kendinizi kutsal bir varlık gibi mi görmeye başladınız..

Yolsuzluktan sanık değil, kutsal bir kişi mi olduğunuzu sanıyorsunuz

Savunma adı altında, futbol maçı anlatırcasına, ilgisiz hikayeleri dillendiren Mehmet Pehlivan, "İşimi iyi yaptım. İyi yaptığım için hedef gösterileceğimi de biliyordum." diye savunmaya devam etmiş..

Ah ah.. Tunceli Valisi, önüne konulan "Kayıp kızın sim kartındaki bazı bilgileri silmesi için polis memuruna yolladın mı" sorusuna, niye cevap veriyor ki.

Pehlivan'ın yaptığı gibi, "İşimi iyi yaptım. İyi yaptığım için hedef gösterileceğimi de biliyordum." dese..

Sorulan soruların her birine, "Can Atalay" dese.. "Selçuk Kozağaçlı" dese..

Halkın içinden bir grup insanı, kendisinin suçsuz olduğuna inandırabilir demek ki..

Pehlivan'ın savunmasında, "19. yüzyılda Arjantin'de halkçı lider" diye takdim ettiği Dorrego var.. Ona karşı askeri cunta lideri Juan Lavalle var.. "Antik Yunan" var. "Orta Çağ Avrupa'sı" var.

Ama Sarıyer sırtlarında iki villanın, İBB Başkanı tarafından nasıl bedavaya alındığına dair bir anlatım yok..

Savunma adı altında yapılan konuşmada, "Atinalılar" var. "Sokrates" var, "Sparta yanlısı muhalif çoğunluk" var.

İBB'den ihale alan müteahhitin, İBB Başkanı'na 1 milyar TL'lik taşınmazları bedavaya niye verdiğine ilişkin tek kelime yok..

Savunma adı altındaki anlatımlarda, "Engizisyon Mahkemeleri" var.. "Engizitör Bernard Gui" var.. "Practica isimli kitabı" var.. Ama müteahhit Ali Nuhoğlu'na, İBB'nin Eyüp'teki inşaat işinin niçin açık eksiltme ihalesi yapılmadan verildiğine ilişkin bir bilgi yok..

Savunmada Lawfare üzerinden uzun uzun anlatımlar var..

Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva'nın adı var..

Yargıç Sergio Moro'nun adı var..

Ama, otel köşelerinde işadamları ile rüşvet pazarlığı yapılırken bantlarla kapatılan kameralarla nelerin gizlendiğine dair bir küçücük bilgi yok..

Mehmet Pehlivan'ın anlatımında, Brezilya'da üç villa hikayesi var.. Ekrem İmamoğlu'na atfedilen iki villa ile Brezilya'daki üç villa suçlamasının benzer olduğu var..