Burjuva Ekrem'in solcu avukatı şaşmış bu işe!

"İlk duruşmaya çıktığımızda usule uygun yargılama yapacakları varsayımıyla yaklaştı ama gün geçtikçe salonla birlikte inancını yitirdi. Aynı türden siyasî davalarda dahi Ekrem Bey'e kadar sorgu süresi kısıtlanmamış, bu da bir ilk."

Nerden çıkıyor bu sorgu süresi

Ne olmuş

Ekrem İmamoğlu, "bak anlatayım sayın heyet. Bakın tane tane anlatayım. Sarıyer'deki villalar, bedeli ile alınmıştır. Bedeli şu makbuz ile ödenmiştir. Değeri şu kadardır. Alım yapılan isim ile bizim hiçbir öngörüşmemiz yoktur. Belediyeden ihale almamıştır. Belediyeden ihale alan yeğenleri yoktur. Aksini söyleyenler yalan söyleyen sahtekarlardır.." diye, sanki ifade vermeye başlamış..

Mahkeme başkanı da, "Ekrem bey çok mu uzatıyorsun.. Benim vaktim yok.. Benim tatile çıkmam gerekir" demiş, sorguyu yarım bırakmış gibi algı oluşturuyorlar..

Ekrem İmamoğlu, sorguya başladı, "9 Temmuz'da niye soruyu tamamlayacaksınız ki" ile başladı. "Benim savunma hakkımı kısıtlamış olursunuz ile"' devam etti. Bunu söylediği tarih, 8 Temmuz.

Yani hokkabazlığın dik alasını, sergileyen Ekrem, kendi kendisine 9 Temmuz sınırı icat ediyor, sonra 8 Temmuz'dan başlıyor, "9 Temmuz'da benim söyleyeceklerim bitmez."

Arkadaş, sen başla anlatmaya.

8 Temmuz'u bitir. Bakalım başkan, "Saat 17.00 oldu. mesai doldu. Yarın devam ederiz" diyecek mi Bakalım saat 22,00'lere kadar seni dinlemeye devam edecekler mi Sonra, ertesi günü sen iddialar hakkında ciddi ciddi savunmanı yaparken, bakalım "Ekrem bey, çok uzadı, bitirelim artık" diyecek mi

Böyle bir şey olduğu an, "Sayın başkan, bana 143 suç isnat etmişsiniz. Her biri için 5 dakika savunma yapsam.. 715 dakika eder.. Bu da 12 saat eder. Daha ben 7. saatteyim" dersiniz..

Ben de sizden yana olurum, "adam haklı" derim..

Ama daha ifadeye başlamamış, konuşuyor da konuşuyor, "bana bu süre etmez., Siz niye acele ediyorsunuz. Benim hakkımda istenen cezaları yatmama ömrüm yetmez.."

Eee.

Bir yandan ifadeni vermeye başlasana aslanım..

Niye vakit dolduruyorsun, durduk yerde ilgisiz konulardan kavga çıkartıyorsun

Avukatı Tora Pekin devam ediyor: "4-5 senelik avukatken Cumhuriyet gazetesi hukuk bürosuna girdim."

Siz anladınız onu..

Diğer avukat da zaten, Cumhuriyet gazetesinin yıllarca sorumlu yazıişleri müdürlüğünü yapan Fikret İlkiz..

Beylikdüzü'nü gökdelenlerle dolduran, iddianamede milyon dolarlık rüşvetlerle, yolsuzluklarla, villalarla anılan Ekrem İmamoğlu'nu, emekçilerin gazetesi diye tanıtan Cumhuriyet'in avukatları savunuyor..

İki günde bir, "imar rantı" diyen gazetenin avukatları öyle şaşkınlar ki..

Rantın kralının, rüşvetin kralının, yolsuzlukların merkezindeki ismin avukatlığına soyunmuşlar..

Balya balya dolarların, çanta dolusu avroların kamera kaydı eşliğinde el değiştirdiği ahlaksızlıkların merkezindeki adamın, savunmasını yapıyorlar.

"Parayı kim bastırırsa, onun avukatlığını yaparız" diyebilirler..

"Bugün rüşvetle suçlanan Ekrem parayı bastırır, onu savunuruz. Yarın 10 yaşındaki kıza tecavüz edip öldüren bir sapık parayı bastırır, onu savunuruz. Bizim işimiz profesyonel avukatlık" diyebilirler..

Ama bunu tam da böyle söylesinler..

Edebiyat yapmasınlar..

"Ahmet Şık'ın 2011'deki ilk tutukluluğu da bir milat oldu benim için." derken, o adamın adliyede bir savcıyı görevi başında rehin alıp şehid eden DHKPC'li teröristlerin ağzından, Cumhuriyet gazetesinde "Mecbur bırakıldığımız eylem şekli idi" manşetini attırdığını da söylesin..

Savcıyı öldürmeye mecbur bırakılmışlar..

Bu alçakca eylemi meşrulaştırmaya kalkışan adamları savunan, sözde hukukçular bunlar!

Dün DHKPC'li teröristleri allayıp pullayan Ahmet Şık'ın avukatlığını yaptılar.

Bugün de Beylikdüzü'nde ben diyeyim 1000, siz deyin 2000 bin dairenin tapusunda ismi yazılıp silinen bir adamın avukatlığına soyundular..

Para büyük..

Dolayısıyla avukatlar da, koşuyorlar, milyon dolarlık vekalet ücretlerini toplamaya..