Bugün; sarıklıların fötrlülere galip geldiği gün

Bugün; sarıklıların fötrlülere galip geldiği gün

ALİ KARAHASANOĞLU

Atatürkçüsü, kemalisti, ulusalcısı, milliyetçi geçinen gazeteleri..

Hemen hepsinde benzer başlıklar.

Hürriyet gazetesinin manşeti: "Her adımda tarih yazdı"..

Mustafa Kemal resminin hemen yanı başındaki başlık ise: "Zafer'in sembolü"..

Sabah gazetesinin sür manşeti şöyle: "Azim ve imanla gelen zafer"..

Sözcü gazetesi büyük ihtimalle uyanmış. 30 Ağustos'la ilgili sadece Muharrem İnce'den bir mesaj yayınlamış, onu da sayfanın altına sıkıştırmış. Hem 30 Ağustos'u, hem de 24 Temmuz'u zafer olarak gösterme yanlışına düşmemek için, tercihini 24 Temmuz'dan yana kullanmış ve 30 Ağustos sessizlikle geçirmiş.

Sözcü'den ayrılan Nefes henüz uyanmamış.

O hâlâ diğerleri gibi, hem 24 Temmuz'un yıl dönümünde, Türkiye'nin tapusunun kazanıldığını iddia ediyor. Hem de 30 Ağustos'u zafer olarak değerlendiriyor. Nefes gazetesinin attığı başlık: "30 Ağustos Zafer bayramı kutlu olsun. Sen olmasaydın biz olmazdık"..

Spotunda da şöyle diyor: "Düşmana karşı kazanılan büyük zaferden sonra halkın Mustafa Kemal'e seslenişi."

Son cümle: "Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa"..

Cumhuriyet gazetesi, "Bu destan senin eserin" manşetini atmış.

Birgün gazetesi de, "30 Ağustos Zafer bayramı kutlu olsun" üst başlığıyla, "Bağımsızlık mücadelesi" manşetini atmış.

Şimdi kritik soru şu:

30 Ağustos mu, yoksa 24 Temmuz mu

Bağımsızlığı hangi tarihte kazandık

Türkiye'nin tapusunu 30 Ağustos 1922'de mi aldık

Yoksa 24 Temmuz 1923'te mi

Zafer 30 Ağustos 1922'de Mustafa Kemal ile mi

24 Temmuz 1923'te İsmet İnönü ile mi

Düşmanların Anadolu'yu işgalinin sonlanmasının sembol tarihi 30 Ağustos 1922'de ve Dumlupınar'da mı

Yoksa 24 Temmuz 1923'teki İsviçre'nin Lozan şehrinde imzalanan sözleşme ile mi

Artık Cumhuriyet'i ile Birgün'ü ile tüm kemalistlerin bir karar vermesi gerekmez mi

Düşmanı Dumlupınar'da sahada mı yendik

Yoksa Lozan'da masada mı yendik

Dumlupınar'da kaybetmiştik, Lozan'da mı kazandık

Veya gerçek, en azından şu mu:

Dumlupınar'da kazandık, Lozan'da da bunu yazıya döktük.

Ulusalcılar, 30 Ağustos'ta Zafer Bayramı'nı en keskin şekilde kutluyorlar. Kutlasınlar, itirazım yok.

Ama aynı kafa 24 Temmuz'da da Lozan'da Türkiye'nin tapusunu aldığını söylemekten hiç vazgeçmiyor.

Bu, çok çok açık bir çelişki değil mi

Türkiye'nin tapusu kimdeydi ki, 23 Temmuz 1923'te kimdeydi ki, 24 Temmuz'da alalım

Türkiye'nin tapusunu 30 Ağustos'ta almamış mıydık ki, bir yıl sonra 24 Temmuz'da aldığımızı iddia ediyorlar

En basit bir mantık sorgulamasını bile yapmaktan aciz olan ulusalcılardan somut bir örnek vereyim.

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, önceki günkü yazısında aktarıyor:

"Yunan ordusunun ikinci rütbelisi olan tümen komutanı Nikolas Trikupis, 2 Eylül 1922 günü bütün komuta kademesiyle birlikte teslim oldu. Sonra bu savaşı ve teslim olma gününü Türkçeye de çevrilen 'Hatıralarım' isimli kitabında anlattı. Bir bölümünü okuyalım:" diyor ve Yunan Komutanı'ndan şu cümleleri alıntılıyor:

"Etrafımız Türkler tarafından çevrilmişti. Esir olacağımızı anlıyorduk. Beygirim de vurulmuştu. Başka bir ata binerek çemberi yarmak istedim ama fayda vermedi. Yaverim yanıma gelip 'Generalim kılıçlarımızı yok edelim' dedi. Kılıcımı kendisine verdim, aldı ve kırıp parçaladı. (Kılıç askerliğin ve komutanlığın onur simgesidir. EÇ.) Türklerin içine düşmüştük, esir oldum."

Yunan ordusunun ikinci adamı bu sözleri sarf ettiği anda, film bitmiş olmaz mı

Akıl sahipleri için, olayları tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirenler için, tam o anda artık,