Bu CHP iktidara gelirse, işte böyle hepinizi küfre boğacaklar!
ALİ KARAHASANOĞLU
Ülkeyi yönetme iddiasındaki CHP'nin genel başkanı, küfür ediyor..
Hem de daha iki yıl önce bizzat kendisinin, Keçiören'e CHP adına belediye başkan adayı yaptığı insana küfür ediyor..
Topu topu iki yıllık bir süreçte, aday yapıyor, sonra da küfür ediyor..
Eleştiriliyor, "Bu nasıl bir ağız, bu nasıl bir siyaset" diye..
CHP içinden bile, bazıları (tutarsızlık olmasın diye), itiraz ediyorlar, "Küfür etmek yanlış" diyorlar..
Örneğin 40 yıllık CHP'li İsmail Saymaz "Olmaz" diyor..
Özgür Özel'i genel başkanlık koltuğuna oturtan Ekrem İmamoğlu'nun gazetecisi diye tanındığı halde, belki de zigzag çizmemek için, "Savunmam" diyor..
Ama, düne kadar bizim mahallede turşu satan İbrahim Kahveci, "Etik siyaset yapılmalı" diyerek, AK Parti'den yollarını ayıran Gelecek Partisi'nin gazetesi Karar'da ekonominin iflas ettiğini her gün papağan gibi tekrarlayan, ama her dediği de resmi rakamlarla yalanlanan İbrahim Kahveci..
"Bugün iktidar gazetelerini aç. (Özel'i) Küfürbaz diye koymuş ortaya. 'Özel'in bu davranışı hatalıydı' dediğin zaman iktidar medyasının manşetlerini onaylamış oluyorsun. Öyle bir medya yapısı var ki, almış bir kampanya 'Özel küfür etti' diye bütün manşetleri atmış. Ben bugün hiçbir şey demem onun için bu konuda." diyor..
Bu rezil adamlar, Hayrettin Karaman hocanın, rüşvet ile irtikap arasındaki teknik ayrımı.. Haraç ile rüşvet arasındaki farkı anlattığı dönemde, ahlaksızca saldırıyor, iftira atıyorlardı:
"Rüşveti helal yaptı" diye..
Şimdi geldik, açık açık, hem de karşısındaki CHP'linin bile "Olmaz. Olamaz. Kabul edemem" dediği bir ortamda..
Bize dindarlık taslayan İbrahim Kahveci, "Ben bir şey demem" diyor.
Düne kadar, "üç maymunu oynamayın" diyorlardı..
Üç maymunu oynayan hiç kimse olmadığı halde, onların attıkları iftiraya eşlik etmeyince, tanımlamaları bu idi: "Susan şeytan olmayın."
Şimdi ne diyor: "ben bir şey demem".
Hani, "Konu tam anlaşılmadı. Ne demiş, netleşmedi. Tam olarak o ifadeyi mi kullanmış, ben anlayamadım" dese.. haydi neyse..
Açık net söylüyor: "İktidar gazeteleri küfür etti diyorsa. Ben demem"
Aynı Kahveci, Uğur Dündar'ın da terbiyesizce anlatımını emme basma tulumba gibi başını sallayarak tasdik ediyor.
Dündar ne diyor:
"Siyasette öfke ve sert sözler olabiliyor. Meclis tartışmalarında çok daha sert örneklerle karşılaşıyoruz."
Devamında buraya alıntılayamayacağım kadar müstehcen, başka ifadelerle solcu kemalistlerin terbiyesizliğini netleştiriyor..
Devamında "eline sağlık" diyen mi.
"Ağzına sağlık" diyen mi..
"Teşekkürler genel başkanım" diyen mi..
Tıpkı, elinde Kelime-i Tevhid bayrağı olan vatandaşımıza yumruk atan için, Fatih Altaylı'nın "eline sağlık" paylaşımında bulunmasında olduğu gibi..
Enerji Bakanlığı yapmış Taner Yıldız'a yumruk atıldığında, "Yumruk terapisi" diye başlık atan Sözcü gazetesinin küstahlığındaki gibi.
Yine solcuların rezillikleri ortaya saçıldı..
Bunlar değil mi, bir hakimi silahla vurup öldüren Yılmaz Güney'i kahramanlaştıranlar..
Bunlar değil mi, devlete silahlı başkaldırı yapan Deniz Gezmiş'ten gençler için idol icat edenler..
Hatta işlerine geldiği zaman, PKK'lı teröristleri bile bize sevecen gösterenler, bunlar değil mi..
Dindar insanlara sıra gelince ise, 28 Şubat'ta attıkları manşetlerle bunların kirli yüzlerini ifşa edelim:
"Gerekirse silah bile kullanırız."
Veya bir başka manşetleri, "Artık PKK değil, irtica birinci tehlike"
Veya, Sincan'da tiyatroda İsrail askerine atılan sembolik taşlı gösteriyi, 18 yıl hapis cezası ile cezalandırma hoyratlığı..
Türkiye dışındaki bir terör örgütünü bahane edip, ülke içindeki insanları, "Selam verdi, yanından geçti, emmisinin kuzeninin, ebesinin, yeğeni imiş"

18