FETÖ'nün yayın organı Bugün TV'ye kayyım atandığında, Mahmut Tanal'ın gidip, kararı uygulayacak polisle nasıl didiştiği video kayıtları ile ispatlı.
Cemaat sandıklarında düşman oldukları FETÖ'ye, CIA uşağı olduklarını öğrendiklerinde, hepsi destek vermeye koşmuştu..
Altını çizelim, sadece Kemal Kılıçdaroğlu değil. Bütün CHP'liler bu noktada idi..
Hüseyin Aygün şimdi, Kılıçdaroğlu'nun o tarihdeki FETÖ'ye bakış açısındaki yanlışlık üzerinden vurmaya kalkıyor..
İyi de, Kılıçdaroğlu zaten kendisi özür diliyor.
FETÖ'cülere yakın duranları CHP'den uzaklaştıramadığı için özür diliyor..
Peki Mahmut Tanal'lar..
Ekrem İmamoğlu'lar..
Özgür Özel'ler..
Mustafa Balbay'lar..
Oktay Ekşi'ler..
Ve diğerleri..
Özür diliyorlar mı
Hayır..
Kendileri özür dilemedikleri halde..
Özür dileyenin, özür dilediği konuda üzerine gidiyorlar..
Şöyle de soralım..
Ekrem İmamoğlu ve yolsuzlukları hakkında, Özkan Yalım ve Muhittin Böcek yolsuzlukları hakkında Hüseyin Aygün ne düşünüyor
Ekrem İmamoğlu'nun FETÖ televizyonunda yaptığı spor yorumları, FETÖ'nün futbol üzerinden organize ettiği operasyonlara verdiği destek dolayısı ile bugün dahi özür dilememesi üzerinden Hüseyin Aygün ne düşünüyor
Bugün hemen tüm FETÖ'cülerin; yurt dışındakilerden, yurt içinde kalanlarına kadar, hepsinin Ekrem İmamoğlu etrafında buluşması hakkında Hüseyin Aygün ne düşünüyor
Tıssss.
Sorun sadece Hüseyin Aygün'ün çelişkisi değil..
Piyasada ne kadar başörtü yasağı konusunda ısrarcı olan, bugün dahi başörtünün yasaklanmasından yana tavır sergileyen CHP'li varsa, hepsi Ekrem İmamoğlu'ndan yana..
Hani zaman zaman düşünmüyor değilim..
Temel Karamollaoğlu, CHP ile ittifak yaparken, Kemal Kılıçdaroğlu'na da "helallik" söylemi geliştirmesini önermiş ve bunu gerçekleştirmişti..
O tarihde biz, "Kemal Kılıçdaroğlu'nun helallik isteği ile olay bitmez. CHP'nin kılcal damarlarına kadar her yerinde, başörtü yasakçılığı var. CHP iktidara gelirse, partideki diğer yöneticiler itiraz ettiğinde, Kılıçdaroğlu başörtü yasağını uygulamak istemese bile, ne yapabilir ki" diyorduk.
Alın işte..
Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilmeden, bizim haklılığımız ile ilgili bir test ortaya çıktı..
CHP'de mutlak butlan kararı ile birlikte partiye geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, büyük bir direnç ile karşı karşıya.
Ve itiraz edenlere bakın..
Ekrem İmamoğlu'nu, Kemal Kılıçdaroğlu'na tercih edenlere bakın.
Hepsi başörtüye ölümüne karşı çıkanlar..
Hatta yasaklanmasını isteyenler..
Cumhuriyet gazetesinin internet sitesinde, 223 eski CHP milletvekili bildirisi diye haber yapmışlar..
Baktım, Kılıçdaroğlu'na itiraz edip, zımnen Ekrem İmamoğlu'ndan yana çıkanlara..
Hiçbir değişiklik yapmadan, Cumhuriyet'in internet sitesinden birebir aktarım yapayım, (sıfatlarını yer kaplamasın diye siliyorum) siz de vehametin farkına varın:
"Kemal Anadol, Necla Arat, Mustafa Balbay, Prof. Süheyl Batum, Gülsüm Bilgehan, Hüsnü Bozkurt, Alev Coşkun, Tolga Çamdar, Uluç Gürkan, Gürdal Mumcu, Ziya Yergök, Rıza Türmen."
Bu isimler arasında sadece Tolga Çarman'ın görüşünü bilmiyorum.. Türkücü olduğu için, bu konulara girmemiş olmalı.
Onun dışında Gürdal Mumcu'nun, eş kontenjanından milletvekili yapılan bir isim olduğunu, başörtü konusunda tam olarak neyi savunduğunun belirsizliğini not edip, diğerlerinin tamamının başörtü yasakçısı olduklarını net olarak söylemeliyim.
Kemal Anadol'dan başlayayım.
28 Şubat sürecinde ekrana çıktığında, küçük çocuklar odadan kaçarlardı. O kadar şedit, o kadar sert bir başörtü düşmanı. En son Anayasa Mahkemesi'ne başörtü serbest bırakılamaz diye açtığı davadaki imzasından hatırlıyorum..
"O dava dilekçesinde, Kemal Kılıçdaroğlu'nun da imzası vardı" diyecek olanlara hatırlatayım..
Bugün Kılıçdaroğlu başörtü yasağının yanlış olduğunu söylüyor..
Helallik istiyor.
Ama Kemal Anadol'un ağzından bir defacık olsun, başörtü yasağının yanlış olduğunu söylediğine şahit olmadık.
Necla Arat, İstanbul Üniversitesi'nin, başörtü yasağını en zor uygulayan, en son uygulayan Edebiyat Fakültesi'nde, başörtülüleri tek tek fişleyen sözde öğretim üyelerinden birisi olduğunu hatırlatayım..
Sonrasında da bu tavrından küçücük bir pişmanlık duymamış, hâlâ yasakçı söylemini sürdüren bir isim..
Hüsnü Bozkurt'un, başörtülüleri de içine katacak şekilde, dindar insanların tamamını, Yunan ordusuna benzetip, "biz bunları İzmir'e kadar kovalar, denize dökeriz" sözleri ile meşhur olduğunu belirteyim.. Bugün sorun, aynı şeyleri tekrar edeceğinden emin olabilirsiniz..

40