Şu kemalistler var ya, şu kemalistler..
Öyle uyanıklardır ki..
Öyle utanmazlardır ki..
Hem 24 Temmuzlarda koro halinde atağa geçerler..
"Lozan, Türkiye'nin tapusunu almamızı sağladı" derler..
Muhteremlere sorduğunuzda: "Lozan'da tapumuzu aldık isek, Yunan'ı denize döktüğümüz tarihte aldığımız ne idi, kiracılık belgesi mi"
Cevap alamazsınız.
Sorularımızı sürdürürüz..
"Başkomutanlık savaşı sonunda Yunan askerlerini denize döktüğümüzde, şehid kanlarımızla vatanın tapusunu almış olmadık mı"
Cevap veremezler..
Onlara, Lozan'daki hezimetin üstünü örtmek için, abartılı övgü emri verilmiştir..
Cephede kazandığımız zaferin, masabaşında kaybettiğimizin gizlenmesi istenmiştir..
Lozan'da anlaşmaya imza atılırken, İstanbul'un hâlâ işgal altında olduğu, gerçeğinin üzerinin örtülmesi emri verildiği için, sahada kazanılan savaşın değil, masadaki imzanın önemli olduğu kafalara kazınmaya çalışılmıştır..
Lozan'ın imzalanma yıldönümlerinde, "Lozan zaferdir" diye övgüler düzenlere sorularımız cevapsız kalsa da..
Onlar da, 30 Ağustos yıldönümlerinde, kendiliklerinden gerçeği kabul ederler..
Dün de, işte o 30 Ağustoslar'dan birisi idi..
Sözcü'sünden Cumhuriyet'ine hemen hepsi, "Zaferi kutluyoruz" diyorlardı..
"Kazandığımız zafer" diyorlardı..
Evet, zaferi Mustafa Kemal üzerinden tanımlıyorlardı ama..
Lozan'ın imzalanmasının yıldönümlerindeki gibi, "Tapuyu Lozan ile aldık, kazandık" söylemine ait tek kelime etmiyorlardı..
"Sen yıllarca kutlarsın bu zaferi, Bayram tadında" diyorlar..
"30 Ağustos zaferi nasıl kazanıldı" diye anlatmaya başlıyorlar..
Saadet Partisi desteği ile, Davutoğlu desteği ile, Babacan desteği ile kazandıkları belediyelerin kasasından Sözcü ve Cumhuriyet gazetelerine, hatta marksist Birgün gazetesine verdikleri ilanlarla, zaferi kutluyorlar..
Uğur Dündar'ları, yazısının başlığını, "30 Ağustos zaferi, ölüm ve sürgünden kurtuluşun, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun adıdır" şeklinde atıyor..
Bizim de kafamız karışıyor..
Hani Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun adı, Lozan idi..
Tapuyu, Lozan'da almıştık, hani..
Bir karar verseniz artık, "Savaş, 30 Ağustos 1922'de kesin zaferle sona erdi" diye attığınız başlıklar mı doğru..
Yoksa Lozan ile Anadolu'nun tapusunu aldık" sözleriniz mi doğru
"Topraklarımız düşman işgalinden kurtarılıp, şehitlerin kanlarıyla Türkiye'nin temellerinin atıldığı tarih, 30 Ağustos 1922 mi
Yoksa 24 Temmuz 1923 mü
Cumhuriyet gazetesinin başlığı da ilginç..
"Kurtuluşa götüren zafer, Atatürk devrimlerinin de önünü açtı" demişler..
Riyakârlıkta zirve yaptırmışlar..
Oysa, kurtuluşa götüren zaferin, şehid olma amacı ile cepheye koşan Allah inancını önemseyen Anadolu insanları sayesinde elde edildiğini..
Sonrasında ise, Allah inancının, bu milletin sırtında yük gibi gösterilmeye çalışıldığını, çok iyi biliyor, Cumhuriyetçiler..
30 Ağustos'un yıldönümünde, "Türk devriminin kilometre taşı" diye başlık atmaktan da hiç utanmıyorlar..
İnsanda birazcık şehidlere saygı olur.
"Allah Allah" nidaları ile düşmanın üzerine yürüyen mehmedcikler sayesinde zafer kazanıyorsun..
Şehidlik mertebesine yükselenlere, gücümüz olsa sorsak, "devrimler için ne diyorsunuz" diye..
"Devrime ne gerek var. Ülkeden kovmak istediklerimiz kalsaydılar, daha başka ne yapacaklardı ki" diyeceklerinden şüphe etmediğimiz bir ortamda.
Şapka mecburiyeti ile.. Diğer devrim adı altındaki değişiklikler ile.. Tam da Yunan burda kalsaydı, ne yapacak idiyse.. Onları savunup..
Yunan'ın denize dökülmesini kutluyorlar!
Şu cümle de, Cumhuriyet gazetesinin dünkü birinci sayfasından:
"Ulu önder, Türk ulusunu 30 Ağustos 1922'de karanlıktan aydınlığa çıkardı, kadınıyla erkeğiyle çağdaşlığa yürüyüşün ilk adımın attı."
Kusura bakmasınlar ama, kafayı yemiş bunlar..
30 Ağustos'u, başka şeylerle karıştırmış olmalılar..

120