Bayılmaya az kaldı, uzatmak için Kağan bey konuştu da konuştu

İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı imiş. Adı soyadı: Kağan Sürmegöz.

"20 yıllık İBB kariyeri boyunca hiçbir disiplin ya da adli süreçle karşılaşmadım" diye başlıyor savunmasına.

Eşini öldüren katil kocalardan en az yarısı, suçları ayan beyan ortada olduğu halde savunmalarına böyle başlarlar.

"Hayatımda hiç kimseyi öldürmedim, kimseyle mahkemelik olmadım."

Çok absürt bir suçlamaya muhatap olan insanların böyle bir savunma tarzına başvurmasını normal karşılarım.

Gerçekten önceki hayatlarında sürekli ihtilaflı işlere düşenlerle, hayatında hiç mahkemelik olmayanların yan yana konulmaması gerekir.

Ama hiç kimse de, "hayatımda karakolluk olmadım" cümlesi ile her türlü suçtan kendisini aklayacağını da zannetmesin.

Kağan bey, savunmasının girişinin hemen akabinde Ekrem İmamoğlu çetesinin tüm üyelerinin klasik savunma tarzlarında olduğu üzere o da hayat hikayesini anlatmaya başlıyor.

"3 küçük çocuğumdan yaklaşık 1,5 yıldır ayrı kaldım."

Kağan bey 1.5 yıldır tutuklu olduğunuza göre dolayısıyla cezaevindeki insanların da sabahtan akşama kadar çocuklarıyla görüşebilme imkanı olmayacağına göre çocuklarınızdan ayrı kalmanız doğal.

Cezaevinde olan insanlardan bazıları çocuklarıyla birlikte kalıyor da sana bir ayrımcılık yapıldıysa onu hatırlatmak istiyorsan söyle.

Ama bizim bildiğimiz, cezaevine giren insanlar, çocuklarından-eşlerinden-annelerinden-babalarından maalesef ayrı kalıyorlar.

Bunu mahkeme huzurunda tekrarlayarak, mahkeme hakimine bilmediği bir şeyi mi söylemiş oluyorsunuz, yoksa oynamak zorunda olduğunuz tiyatronun senaryosunu yazanlar size bunları söylemenizi mi emretti

Nitekim Kağan bey çocuklarından ayrı kaldığını belirttikten sonra devam ediyor: "Eşim, annem, babam çok zorlandı."

Sadede ne zaman gelmeyi düşünüyorsun Kağan bey

Biliyoruz cezaevindeki insanlar zorluk çekiyorlar gömleklerini günübirlik ütülü giyiyorlar. Ayakkabılarını boyatamıyorlar. Kravat çeşitleri yeterli olmuyor.

Bunları geçiniz, Adalar Belediyesi'nde yaşanan aktüel muhabbetten örnekleyerek aktaracak olursam, "100.000 Euro'nun altına inmemiz lazım başkanım" cümlesini bize anlatın.

"Ormanın içinde yapılan inşaat değil mi" diyerek bir belediye başkanının orman içindeki inşaattan haberinin olduğu, ama alacağı rüşvet sebebiyle sessiz kaldığı gerçeğini bize anlatın.

Kağan bey diyecek ki, ben Adalar Belediye Başkanı değilim, bu sorularınızı o belediye başkanına sorun.

Hiç bir şey fark etmiyor Kağan bey.

Siz de eğer dürüst bir bürokrat olsaydınız, "Ekrem İmamoğlu koca Saraçhane belediye binası varken, niçin otel köşelerinde jammerlar eşliğinde işadamlarıyla görüşür. Niçin bürokrat olduğumuz belediyede, bizim de başımızı belaya sokacak şekilde otel lobilerinden geçerken kameraları bantlattırır 1,5 yıldır, cezaevinde sürekli bunu düşünüyorum ben" derdi.

Diyor mu

Hayır.

"Rahmetli Kadir Topbaş emrinde nasıl çalıştıysam, Mevlüt Uysal emrinde nasıl çalıştıysam, Ekrem İmamoğlu ile de aynı şekilde çalıştım" diyor.

Biz de soruyoruz; rahmetli Kadir Topbaş bilmem ne otelinde günübirlik işadamlarıyla jammerlar eşliğinde ve lobide kameralar bantlanarak mı görüşmeler yapıyordu.

Mevlüt Uysal döneminde, belediyeden ihale alan işadamlarının otellerinde, ihale pazarlıkları jammerlar eşliğinde ve kameralar kapatılarak mı yapılıyordu.

Anlatın biz de öğrenelim.

"Hakkımda böyle örgüt isnadıyla bağdaştıracak hiçbir şekilde bir talimat süreci, gizli bir iletişim ya da kişisel menfaat asla söz konusu olmamıştır. Yani kapalı bir yapı asla olmamıştır. Bizim bağlı bulunduğumuz tek yer İstanbul Büyükşehir Belediyesi'dir" diyerek savunmasına devam eden Kağan beye sormak istiyorum:

"Görev başındayken belki farkında olmamışsınızdır. Büyük ihtimalle cezaevinde vaktiniz olmuştur iddianameyi okumuşsunuzdur. Ekrem İmamoğlu'na yönelik isnatlardan haberdarsınızdır. En azından kendi adınıza konuşsanız, başkasını bilmem ama ben hiçbir suç niteliğindeki eylemin içinde değilim" deseniz, daha dürüst savunma yapmış olmaz mıydınız.

Bir Kağan beyden dürüstlük bekliyoruz ama, o elini tutuşturulan senaryodaki rolünü oynamayı sürdürüyor.

"2019 yılında 31 Mart seçimleri gerçekleşti ve Sayın Ekrem İmamoğlu mazbata sürecinden sonra yaklaşık 17 günlük bir başkanlık süreci olmuştu. İlk tanışmamız da o kısa süreç içerisinde oldu. O tarihte bütün ana arterlerde 'Teşekkürler İstanbul' afişleri asılıydı."

Kağan bey böylece Ekrem İmamoğlu tarafından satın alındığını ayan beyan ilan ediyor.

Arkadaş İstanbul'da 31 Mart seçimleri sonrasında hangi afişlerin asılı olup olmadığı bir bürokrat olarak seni ne ilgilendiriyor

Eğer o afişler illegal olarak asıldıysa görevin onları indirmek.

Ama şimdi Ekrem İmamoğlu'nun bastırdığı para karşılığında, onun bir gün önceki duruşmada yaptığı şov malzemesini Kağan bey de tekrarlıyor.

31 Mart seçimlerinde Binali Yıldırım, seçimi kazandıklarını hatırlatan