Başbakanlık'ta iftar yemeği verdi diye parti kapatmadan, iftar veren AYM'ye

Başbakanlık'ta iftar yemeği verdi diye parti kapatmadan, iftar veren AYM'ye
ALİ KARAHASANOĞLU

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya'nın, medya mensupları ile buluşması önemli..

Medya mensupları arasında herhangi bir ayrımcılık uygulamaması daha da önemli.

İlahi okunmasının, parti kapatma sebebi yapan Anayasa Mahkemesi'nden, Başbakanlık Konutu'nda iftar yemeği verilmesinin parti kapatma gerekçesi yapıldığı Anayasa Mahkemesi'nden..

Şimdi, iftar yemeği eşliğinde açıklamalar yapan Anayasa Mahkemesi'ne..

Hatırlayın, Yekta Güngör Özden'li, Ahmet Necdet Sezer'li Anayasa Mahkemelerini..

Bir de tüm gazetecileri davet edip, tüm soruları yöneltmelerine imkan tanıyan Kadir Özkaya dönemine bakın.

Ve cevaplayın:

"28 Şubat sürecinde mi Anayasa Mahkemesi bir partinin kadrolaşmasının esiri olmuş Yoksa bugün mü"

Dünkü "tek tip" Anayasa Mahkemesi üyeleri'nden..

Bugün, açık sözlü, sorulara cevap verebilen, bazı dosyalarda kendi içinde farklı oylar da kullandıklarına şahit olduğumuz Anayasa Mahkemesi üyeleri..

Soruluyor AYM Başkanı'na:

"Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davası ne oldu"

Diplomatik dille verilen cevap değil, net, hukukçuların çok iyi anlayacağı, vatandaşların da kafalarında soru işareti oluşturmadan tatmin olacağı bir cevap:

"Çok kapsamlı bir dava. İddianamede ileri sürülen hususların incelenmesi ve araştırılması çok zaman alacak bir boyuttaydı. Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda."

Rakamları veriyor başkan..

"520 kişinin eylemi kapatma davasına gerekçe olarak gösteriliyor. Bunların 451'i hakkında yasaklılık kararı isteniyor. 520 kişi hakkında 4 bin eylemden bahsediyoruz."

Birilerinin iddia ettiği üzere, MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli'nin, "Anayasa Mahkemesi, HDP'yi hemen kapatmalı. Kapatılmıyorsa, AYM kapatılmalı" sözlerinden hiç etkilenmeden.

"O siyaset yapıyor. Biz mahkemeyiz. Görevimizi etkilenmeden yapıyoruz. O siyasi söylem olarak, olması gerekeni hatırlatıyor. Biz ise, hukukun gereğini yapıyoruz" diyerek ve bunu hayata geçirerek.

Refah Partisi'nin 8.5 ayda kapatıldığı 28 Şubat despotlarının aksine..

AK parti iktidarında hukukun nasıl siyasetin üstünde tutulduğunu gösterircesine..

Dosyanın kapsamlı olmasından ve titizce inceleme yapılmasından kaynaklı gecikme yaşandığını samimiyetle aktarıyor.. 7 Haziran 2021 tarihinde iddianame mahkemeye verilmiş. 4.5 yıldır dosya karara çıkmamış ama, birileri hala, utanmadan "Siyasi iktidarın, mahkemelere etkisi"ne delil gibi bu durumu gösterebiliyorlar.

Bunu yapanlar için çok net olarak söylüyorum, ahlaksızsınız, sahtekarsınız, yalancısınız.

Siyasi iktidarın küçücük bir etkisi olsa, 2023 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde o etkinin karşılığını almayacaklar ise.

2024 mahalli seçimlerinde o baskıyı yapmayacaklar ise..

Ondan sonrasında HDP'yi kapatsanız ne yazar, kapatmasanız ne yazar.

O iki önemli seçimde, HDP kapatılmamış..

Veya eğer siyasi iktidar ile bir işbirliğine girişecek iseler, kapatma davası reddedilmemiş..

Bunun pazarlığı asla yapılmamış..

Hatta kapatma davası açılan parti, inadına gidip, muhalefet partileri ile ittifak yaparak seçimlere girmiş..

Ama birileri hala utanmadan, yargının siyasi iktidarın elinde olduğunu, bu kapatma davasında da bu etkinin kullanıldığını iddia edebiliyorlar..

(Bu arada hiç kimse, sayın Bahçeli'nin 4 yıl önce sarfettiği, 'HDP kapatılmalı. Kapatılmıyorsa, AYM kapatılmalı' sözlerinden, bugünkü DEM ile Terörsüz Türkiye için kurulan işbirliği aşamasına nasıl gelindiğini sormasın. Eğer bu soruyu yönelten kardeşlerimiz iyiniyeti ile, o sözün söylendiği tarihde haftada bir, hatta iki şehidimizin cenazesinin kaldırıldığını, onun için o tarihde teröre destek veren partinin kapatılmasının istendiğini, bugün ise 15 aydır, PKK saldırısında şehid olan kimsenin bulunmadığını, bunun için de DEM ile konuşulduğunu-işbirliği yapıldığını hatırlatırım.)

Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın, tam da mahkemelerde esas alınması gereken ilkeleri önemseyen ifadelerini aktarmamızın şu açıdan da çok önemi var..

28 şubat sürecinde Yargıtay'da, Danıştay'da kimi dosyalar bir haftada, kimi dosyalar yıllarca karar verilmesini bekliyordu..

Şimdi Anayasa Mahkemesi, yüksek mahkeme olarak, dosyaların incelenme sırasının keyfe keder belirlenmesinin yanlışlığından hareketle.

İlkeleri belirliyor:

"Kriterler 2025 Temmuz ayında genel kurul kararıyla güncellenmiştir. Tamamen objektif ölçütlere göre belirlenen bu kriterler doğrultusunda 'acil', 'pilot ve öncü' ve 'çekirdek haklar' gibi toplam 7 kategori oluşturulmuştur."