AK Parti'nin 25 yılı.. Yapılanlar, yapılamayanlar.

AK Parti'nin seçmene vaatlerini görmeleri gerekir.

AK Parti'nin seçmenine verdiği sözü gerçekleştirmek için darbecilerin hangi tehditlerine maruz kaldığını görmeleri gerekir..

Dün CHP'de.. Bugün yeni kurdukları farklı bir partide siyaset yapanlar, seçmene hangi vaadi yapıyorlar ki, AK Parti gibi kuruluşunun hemen sonrasındaki seçimde iktidara gelebileceklerini düşünüyorlar

AK Parti'ye girmek için aracılarla girişimler yaparken, yüz bulamayınca tam ters istikametteki CHP'de kendine yer bulan, kirli ittifaklarla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi diye, Tayyip Erdoğan gibi kendisinin de Cumhurbaşkanı seçileceğini sanan adamlar, önce şu gerçeği görmeliler.. Erdoğan, 18'li yaşlardan itibaren siyasetteki varlığının temelini, kahve kahve dolaşarak, gece yarılarına kadar halkla iç içe olarak atmıştı. Erdoğan ile kendilerini kıyaslamaya kalkanlar, bırakınız gece yarılarına kadar halkla birebir teması, "Tatil bana yakışıyor" sözleri ile gündem olduklarını unutmamalıdırlar..

Sadece Erdoğan'ın kendisinin halkla iç içe siyaseti değil, mensubu olduğu Milli Görüş çizgisinin 50 yıllık vaatlerini gerçekleştirme sözü ile AK Parti, kurulduğu yılın hemen sonraki seçimde iktidara geldi..

Temel hak ve özgürlükleri hayata geçirme, askeri vesayeti bitirme, siyasette baskıları ortadan kaldırma, Türkiye'nin dış dünyada sözünün dinlendiği bir dik duruş, kalkınma için zorunlu olan altyapı çalışmalarının tamamlanması, yıllarca sözü edilip milim mesafe alınamayan hızlı tren, yerli otomobil, savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azaltılması yolunda, çok büyük adımlar atıldı..

Daha bir hafta önceki Mekke Anlaşması'nın önemini ne kadar anlatsak, azdır.

Yıllarca siyasetçilerden duyduğumuz asgari ücretin vergiden muaf tutulması, bu iktidar döneminde gerçekleştirildi..

Dün 25. yıl sebebi ile düzenlenen etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, vazgeçilmez hizmetler için bütçeden ayrılan payları hatırlatırken, açıkladığı rakamlar, halkın sorunlarına nasıl parmak basıldığını da gösteriyordu..

Sağlık ve eğitim alanındaki hizmetlere ayrılan bütçe payları, bu iktidarın 86 milyonun hayatına nasıl dokunduğunun da delili idi.

Sağlık konusunda devletten yardım almayan bir tek kişimiz var mı

Zengini fakiri.. Herkesin sağlık konusunda devletle birebir teması var..

Ve bu alanda AK Parti iktidarında bütçedeki pay, eski yıllarla kıyaslanmayacak oranda artmış.

Düşünün, muhalefet, "Sağlıkta şu yanlış" diyemiyor da, "Şehir hastanelerine gerek yok" diye siyaset yapıyor!

Buna siyaset denirse..

Yine eğitim konusu, 86 milyonun tamamını kapsayan devletin vazgeçilmez hizmetlerinden birisi..

86 milyonun tamamına dokunuşun ikinci önemli alanı olan eğitimde, öğretmen sayısı, derslik sayısı, üniversite sayısı, her biri ile eski yıllarla kıyaslanmayacak rakamlara ulaşıldı...

Biz solcu kemalistler gibi çakallık yapmıyoruz, yapamayız.

Nüfus artışı ile orantılı bir iyileşmeden bahsetmiyorum..

Nüfus 2002 yılına göre % 35 artarken, öğretmen sayısından başlayın, derslik sayısına kadar, okul sayısına kadar eğitim başlığı altında ne veri varsa, hepsi nüfus artışının üç katı, beş katı yüksek rakamlara ulaşıldı..

Yapamadıkları var mı

Evet var.

Ama yapamadıklarını söylemeden önce, başörtüsü yasağını kaldırmaya çalışırken, AK Parti hakkında kapatma davası açıldığını hatırlatalım..

Ülkeye hiçbir ekonomik maliyeti olmayacak, tam aksine sağlanacak özgürlük ortamı sebebi ile doğacak huzur sayesinde artı değer oluşturacak başörtüsü yasağının kaldırılmasında bile kapatma davasına muhatap olan AK Parti'nin, vaat edip de yapmadıklarını değil, yapamadıklarını not etmemiz lazım.

Yaptırılmayanları not etmemiz lazım..

Faiz yükünün, dar gelirli insanların sırtından kaldırılması konusundaki Tayyip Erdoğan'ın vaadinin gerçekleştirilememiş olması, "seçmene verilen sözün yapılmaması" olarak değil, "yaptırılmaması" olarak değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu belirtmemiz gerekir.

"İktidar değiller mi. Kim yaptırmıyor" diye absürt bir klasik soruya muhatap olacağımı biliyorum.

Ama bu sorunun hiçbir ciddiyeti olmadığını tüm samimiyetimle ifade etmem gerekir..

Başörtüsü yasağını kaldırması için, AK Parti 10 yıl boyunca nasıl tehdit altında tutuldu ve kıyafetteki serbestlik sağlanmak istendiğinde parti tümü ile siyaset sahnesinden silinmek istenmiş ise..

Aynı tehditler, aynı siyaset sahnesinden silinme operasyonlarının, seçmene yapılan diğer vaatlerde de hayata geçirilmiştir..