AİHM, fonlanmış medyaya malzeme çıkartmak için soruyor

AİHM, İmamoğlu davası için Türkiye'ye sorduğu sorularla adalet mi yapıyor, yoksa 'algı tiyatrosu' mu oynuyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, AİHM'in Ekrem İmamoğlu hakkında yönelttiği soruları, siyasi amaçlı bir algı operasyonunun parçası olarak görüyor ve mahkemenin tarafsızlığını ciddi şekilde sorguluyor. İddianın temelinde, soruların hukuki değil de medyaya malzeme üretmek amacında olduğu vardır. Peki, uluslararası insan hakları kurumlarının bağımsızlığına dair kaygılar ne kadarı haklı, ne kadarı iç siyasi söylemin yansıması?

Yememiş, içmemiş, Ekrem İmamoğlu'nun verdiği dilekçe üzerine, akla ziyan sorularla Türkiye'den bilgi talep etmiş..

Güler misiniz, ağlar mısınız.

Yaptıkları algıya değer mi acaba..

Yılbaşından önce idi. Ekrem İmamoğlu'nun yolsuzluklarına katıldığı için tutuklanan Mehmet Pehlivan, cezaevinden bir müjde (!) vermişti..

"AİHM, Ekrem İmamoğlu'nun dilekçesini öncelikli inceleyecek.."

Bu söylendi ama.

Aradan 3,5 ay geçti.. O kararın bir örneğini göremedik..

Şimdi yeni bir AİHM haberi daha, ajanslara düştü..

"AİHM'den İmamoğlu hamlesi" deniliyor..

Ve haber içinde şunlar kaydediliyor:

"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen başvuruyu öncelikli incelemeye aldı ve Türkiye'ye altı soru yöneltti."

Şimdi sıkı durun.

AİHM'in Türkiye'ye yönelttiği iddia edilen soruların, "kritik, cevaplaması zor, araştırma gerektiren hususlara yönelik olup olmadığı" hususunda meraklandı iseniz..

Bunları hiç ciddiye bile almayın..

Trump nasıl ki, sabah "Hürmüz Boğazını açtık" deyip.

Akşamleyin "Hürmüz boğazını açmazlarsa, onları pişman ederim" diyorsa..

Kafa kıyak olduğundan mıdır, yoksa Epstein dosyalarındaki fotoğraflardan korktuğu için midir, akşam dediği ile, sabah dediği nasıl ki birbirini tutmuyorsa..

AİHM'in de sabah "insan hakları" deyip.

Akşam, "Başörtü insan hakkı değildir" kararları almasının devamında.

Şimdi de..

Ekrem İmamoğlu için sorduğu şu sorulara bakın, bunların mahkeme mi, yoksa hokkabazlar tiyatrosu mu olduğuna siz karar verin..

"Başvurucu, bu şikâyetleriyle ilgili olarak kendi ülkesindeki tüm etkili mahkeme ve itiraz yollarını usulüne uygun şekilde bitirmiş midir"

Türkiye'ye niye soruyorsunuz ki bunu, AİHM..

Sana müracaat eden Sülün Osman'a sorsana..

"Nerelere müracaat ettin Sonuçlarını bekledin mi Belediye iştiraklerine paraşütle getirdiğin partililer gibi, kendin de dilekçeni paraşütle AİHM'e mi taşıdın" diye sorsana..

Bu aslında ne anlama geliyor

"Biz bu davayı kabul etmemiz mümkün değil. Ama inceliyormuşuz gibi yapalım. Ara ara bari kararlar alırız. Siz de iç siyasette bu ara kararlarını fonladığınız medyaya verir, ciddi ciddi bir inceleme varmış gibi algı oluşturursunuz. Bizim AİHM olarak yapabileceğimiz bu" demiş olmalılar ki..

"Başvurucu hangi itiraz haklarını kullandı" sorusunu bile, Türkiye'ye yöneltmişler..

İkinci soru, tam evlere şenlik:

"Başvurucunun tutuklanması hukuka uygun mudur"

Kafayı mı yediniz siz, AİHM'in, "başörtü insan hakkı değildir" diyen despot hakimleri..

Her ay tekrar tekrar incelenen ve Anayasa ile kanunlara uygun olduğuna yönelik hakim kararı alınan tutuklama için, Türkiye'ye böyle bir sorunun yöneltilmesinin anlamı nedir

Ne demesini bekliyorsunuz, Türkiye'nin..

Devletten hala ayıklanamamış bir FETÖ'cü imzası ile, "Tutuklama hukuka aykırıdır. ama biz böyle karar alıyoruz" demesini mi

Devam ediyoruz, sorulara:

"Tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarını veren hâkimler, hürriyeti kısıtlamak için 'ilgili ve yeterli' gerekçeler sunma yükümlülüğünü yerine getirdiler mi Ayrıca, başvurucunun hapiste tutulduğu toplam süre "makul" kabul edilebilir mi"

AİHM de işi hepten savsaklamaya başlamış olmalı..

Başvurucudan isteyeceği bilgileri, kendisinin yapacağı incelemeyi, muhataba yöneltip, verilecek cevaptaki satır aralarından, fonlanmış medya mensuplarına malzeme üretmeye çalışıyor olmalılar..

Yeterli gerekçe var ki, tutuklanmış. Yeterli gerekçe var ki, bugüne kadar en az 12 defa itirazı reddedilmiş.

Talep edilen ceza ile, yattığı süreyi de illa Türkiye'ye cevap yazısında tekrarlatmak istiyorsanız..

Devletin memurlarını yormayın.

Ben size aktarayım..

İstenen ceza binlerce yıl. Yattığı süre ise "bir yıl bir ay"a 5 gün kaldı..

Milletin paraları ile fonlanan medya mensuplarına aktarılıp, çarpıtmalar eşliğinde gündem oluşturulmak istenen sorulardan bir tane daha aktarayım:

"Başvurucunun, özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasallığına itiraz edebileceği etkili bir yolu var mıydı"