Şimdi gerçekler ortaya çıkınca..
Ahbap'da milyarlara varan yardım paralarının iç edildiği için gözaltılar başlayınca..
Utanıp, "Erdoğan nefretimiz, bizi bu yanlışlara sevketti. Özür dileriz" diyeceklerine.
Ahbap üzerinden, yine dindar insanlara saldırmayı sürdürüyorlar..
Solcuları es geçtim.
Ateistleri, komünistleri, laikçileri vazgeçtim..
Muhafazakar geçinenler, tesettürlü olanlar, babası imam, ilahiyat hocası olanlar da, aynı minvalde algı oluşturma yarışına girdiler..
Karar gazetesinde dün yayınlanan iki yazı ile, olayı somutlaştırayım..
Önce babası imam Yusuf Ziya Cömert.
Yazısının başlığı şöyle:
"Yardım etmenin güzelliğini kaybediyoruz"
Gerekçesi ne, Yusuf beyin
Gerekçesine geçmeden, Tayyip Erdoğan düşmanlığını, Ekrem abisine selam çakmak için, "ödediğin maaşları bak nasıl hak ediyorum" dercesine, taa Descartes'lere giderek şu cümlelerle ispatlıyor:
"Engizisyonun hala adam yaktığı, insanları kazığa oturttuğu dönemde yaşamış. O yüzden yazdıklarının Engizisyonla başını belaya sokmayacağından emin olmak için yazmadan önce tanıdığı bazı ruhbanlara okuttuğunu, yazdıklarından bazılarını uzun süre yayımlamadığını hatırlıyorum. Nereden hatırlıyorum Desmond M. Clarke'nin Descartes biyografisinden. (İş Bankası yayınları.)"
Anladınız siz onu..
Bugünlerde de sansür var, yasak var, cezaevine girmek var demeye getiriyor, imam oğlu Yusuf bey..
Hani sorsak, "kaç saat cezaevinde kaldın, bu kadar yalanlarına rağmen".
Vereceği sayı kocaman bir "sıfır"dır..
Hangi yazını, hangi eleştirdiğin yetkiliye okutma ihtiyacı hissettin" diye sorsak..
Vereceği cevap yine "sıfır"dır..
Ama dedik ya. Çamur atacak.. İftira atacak. Yalan söyleyecek.. Algı yapacak..
Ve esas meseleye dönüyor:
"Yardım etmek güzel bir eylemdir. Yardıma muhtaç olana yardım etmek, insan olmanın anlamıyla uyumlu bir davranıştır. Biz yardım etmenin güzelliğini keşfetmiş bir toplumuz."
Yardım konusuna gelince, Descartes yok.. Batı yok. Avrupa yok. Kapitalistler yok.. İş Bankası yok..
İslam'ın bize kazandırdığı "yardım" kavramı anlatılıyor..
Ama İslam'ın "i"si de yok..
Gerçi FETÖ'nün, yardım konusunu nasıl istismar ettiğine bir paragraf ile değinmiş ama..
"Şimdilerde 'Fetö' diye andığımız 'paralel yapı'nın bazı yöntemlerinin insanların şüpheye düşmesinde etkili olduğu söylenebilir. Mesela esnafı arayıp 'hizmet'e destek istiyorlar. Esnaf verdiyse sorun yok. Vermediyse vergi denetmenlerini üzerine yollayıp adamı pişman ediyorlar." hatırlatması yapıyor ama.
Bunu bildiği halde, FETÖ'den ihraç edilen KHK'lıları nasıl savundu, cezaevindeki FETÖ'cülerin sivil ayağını nasıl masum göstermeye kalkıştı, onu izah edemiyor..
Ve saldırıyı başlatıyor..
ABD'nin İran'a uçak bombardımanı, bunun yanında solda sıfır kalır..
İşte o başlangıç cümlesi:
"Bu huylar sonradan paralel yapıyla mücadele eden taraflara da sirayet etmiş midir"
Neymiş
"Zaman zaman dolaşıma çıkan 'Fetö borsası' tabiri bu ihtimali teyit ediyor."muş..
Paralel yapı ile mücadele edenler, yani Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yani Cumhur ittifakı, Fetö borsası mı kurdu, söylesene riyakar adam..
Cumhur ittifakı paralel yapı ile mücadele ediyor.. Her durumu fırsata çevirmeye kalkan üç tane çakal var ise, onlar da FETÖ borsası kuruyorsa, bunun sorumlusu, paralel yapı ile mücadele edenler mi
Ve en nihayetinde, Ahbap'a geliyoruz..
"Devlete güvenen insanlar vardı. Sözünü ettiğim 'ekosistem'den dolayı devlete güvenmeyen insanlar da vardı. Bunlara o günlerde ortaya çıkan Kızılay'ın çadır satma skandalını da ilave edin. İnsanlar, Ahbap'a ve Ahbap'ın dışa dönük yüzü, sanatkâr ve bestekar Haluk Levent'e devlete güvendiklerinden daha çok güvendiler. Mazeretleri vardı." diye devam ediyor, kendisi de Kızılay aleyhine yazılar kaleme almış, Ahbap ile ilgili övgüler düzmüş ekibin içindeki Yusuf Ziya.
Ve golü şu cümle ile attığını düşünüyor:
"Haluk Levent yardım paralarıyla bahis oynadığı suçlamasıyla gözaltına alındı. Biz 'yardım etmenin güzelliğini keşfetmiş bir toplum'duk. Hala öyle miyiz"
Erdoğan nefretiniz, devlete düşmanlığa, güzele, doğruya, ahlaka düşmanlığa sizi sevk etmeseydi. İslam'ı istismara sevk etmeseydi..
Erdoğan'a nefretiniz, sabıkalı adamlara bile övgüler düzmeye, yasakçılara, darbecilere, zalimlere övgü düzmenize sebep olmasaydı; Yusuf Ziya..

29