Ağzım da var ama; konuşmuyorum, susuyorum!..

Ali Karahasanoğlu
13.01.2024
188

Önceki akşam, Regaib gecesi idi..

Regaib gecesi sebebi ile akit tv özel programını seyrederken, reklam arasında da değişik kanallara bakıyordum..

Halk tv'ye denk geldim. YRP Başkanvekili Prof. Doğan Aydal konuşuyordu..

Halk tv'nin dindar gördü mü, kırmızı görmüş boğa gibi saldıran yorumcularını karşısına almış, Ak Parti nefretini kusuyordu.. CHP'ye şirinlik yapıp, Ekrem İmamoğlu'na güzelleme yapıp, Ak Partili isimlere nefretini döküyordu..

Dün gün boyu kendisine yöneltilen eleştirileri de, yine CHP medyasından, Cumhuriyet gazetesine konuşarak cevaplamış..

"Ağzı olan konuşuyor" demiş..

Bu ülkede dindar insanların da yaşama hakları olduğunu, okuma hakkı olduğunu, avukatlık-doktorluk-mühendislik yapma hakkı olduğunu söyleyip, bunun hayata geçmesi için geceli gündüzlü çalışan Erbakan Hocamızın oğlunun genel başkanı olduğu bir partide, hasbelkader bir görev verildiği için, ağzımız var ama. Bu kişiye karşı, konuşmuyorum. Susuyorum..

Millet İttifakı'nın "sofrayı genişletiyoruz" sürecinde, Yeniden Refah Partisi'ni de içlerine almak istediklerinde, Saadet Partisi'nin itiraz edip, "Yeniden Refah Partisi var ise, biz yokuz" dediği için, CHP'nin öncülüğündeki o ittifaka katılma girişimi en başında akamete uğradığını sağır sultan bile bildiği halde..

Şimdi Millet İttifakı'na girmeden, o ittifakta imiş gibi, Ekrem İmamoğlu'nu öven YRP'li profesörün hangi akla hizmet ettiğini konuşmak, sorgulamak, anlatmak istiyorum. Ağzım var. Ama konuşmuyorum, konuşamıyorum.. Milli Görüş çizgisinin mimarı Erbakan Hocamızın hatırına susuyorum..

Profesör olmuş bu kişinin, karşısındaki azılı CHP militanı siyaset bilimcinin, "Benim işime gelir. Cumhur İittifakı'ndan, birbirine rakip olacak adaylar çıkması iyi olur. Böylece CHP'nin adayı kazanır" demesi bile gözünü açmıyor, açamıyorsa.. "28 Şubat sürecinde, Erbakan Hocanın yanındaydım" diyen bu profesör, bu sözlere rağmen hâlâ AK Parti'yi yerden yere vuruyor, bir yandan da CHP'yi allayıp, pulluyorsa..

Ağzım var, yüksek sesle konuşmak istiyorum..

"Erbakan Hocanın yanındaydım" sözüne itimaden; konuşmuyorum, susuyorum..

Erbakan Hoca ile hayatımda yüz yüze, iki defa aynı salonda bulunmuşluğum var.. Onlarca mitingde meydandan konuşmalarını izledim. Ama Erbakan Hocanın yanında çalışmak, mümkün olmadı.. Biraz da yaşım elvermediği için, Erbakan Hocanın talebeleri ile ancak, mesai birlikteliği yapabildim.. Fakat, Erbakan Hocayı, 77 yaşında iken, attıkları bir iftira sonrasında cezaevine koymak isteyen CHP zihniyetinin yaptıklarını çok iyi biliyorum.. Bugün dahi hâlâ, Kelime-i Tevhid bayrağı taşıdığı için bir kardeşimizi yumruklayan kişiye hukuki yardımda bulunup, milletvekili ile cezaevinde ziyaret edip, babasına "geçmiş olsun" telefonu etmesi ile eski despotluklarını sürdürdüklerini ispat ettiği halde, o CHP'ye şirinlik yapan Erbakan'ın mesai arkadaşlarını gördüğümde, ağzım olduğu için konuşmak istiyorum.. "Erbakan Hocamızla birlikte mesai yapmış" diyorum. Konuşmuyorum. Konuşamıyorum..

Erbakan Hocamızın aile kavramına ne kadar önem verdiğini hepimiz biliyoruz. Yeniden Refah Partisi'nin de, aile kavramını önemsediğini, bu sebeple laikçi-seküler kesimin hedefine konulduğunu biliyoruz.. Bu gerçeklere rağmen, YRP'de başkanvekilliği görevini üstlenen bir kişinin, "toplumu eşcinsel evliliklere hazırlıyoruz" diyen Ekrem İmamoğlu'na sahip çıkmasını, anlamıyorum, anlayamıyorum. Konuşmak istiyorum. "Eşcinsel dayatmalara karşı çıkan zaten üç-dört tane parti var, onlardan birisini de kırmayalım" diyorum, konuşamıyorum..

28 Şubat sürecini, tam merkezinde yaşadığını iddia eden birisinin, Refah Partisi'ni kapattıran, yerine kurulan Fazilet Partisi'ni de kapattıran CHP'nin Halk tv'sine çıkıp, o CHP'nin 2007'de kapattırmaya çalıştığı ve tek suçu da başörtüyü serbest bırakmak olan Ak Parti'nin yöneticilerine laf saydırmasını kabullenemiyorum.. Konuşmak istiyorum.. Ağzım var, dilim var elhamdülillah.. Ama..

Başbakan iken partisine kapatma davası açanlara, darbe ile başbakanlıktan indirildikten 6 ay sonra da partisi kapatılan Erbakan Hocanın kendisine siyaset yasağı getirenlere karşı, "Karar aslında etkisi ve sonuçları bakımından fevkalade önemsizdir. İnancın, halkın, milletin arzuları önüne engel olunamaz" cümlesini kurarak, üzüntüsünü ifade ettikten sonra, "Tarihin akışı içerisinde basit bir noktadır"