Adaylar belirlenirken CHP'de kavga, Ak Parti'de kardeşlik!

Ali Karahasanoğlu
12.01.2024
217

Belediye başkan adaylıkları üzerinden yaşananlar dahi, Türkiye'deki sol siyaset anlayışının riyakârlığını ve karmaşıklığını bize ispatlıyor..

Bir yanda "Demokrasi.. Demokrasi" diye tepinen CHP'de, iki ay önceki kongrede, "Tüzüğü değiştiriyoruz. 45 gün sonra aynı salonda tüzüğü değiştirmek üzere buluşuyoruz" taahhütüne rağmen, bir hafta sonrasında, "2024 mahalli seçimlerine tüzük değişikliği yetişmiyor. Bir sonraki seçime" diyerek, başkan adaylarının delegelere seçtirilmesinden vazgeçiliyor..

Tepkiler üzerine, "Adayların delegeler tarafından seçilmesi için tüzüğü değiştiremiyoruz ama.. Biz yine de, tüzük değişmeden de, adaylarımızın bir kısmını delegelere belirleteceğiz" açıklaması yapılıyor..

Ama şimdi CHP'de öylesine bir kavga var ki..

"Keşke demokrasi olmasaydı da.. Böyle kavgalar da yaşanmasaydı" dedirtecek, tartışmalar yaşanıyor.

CHP Genel Merkezi'nde, akşam geç saatlerde, koridorlara yansıyan bağırışlar..

Milletvekillerinin birbirlerine yönelik hakaretleri..

"Demokrasi bu mu" dedirtecek cinsten..

Adayları delegelere seçtirmek üzere yola çıktılar..

Delegeleri boşverin.

"Başkan adayları, milletvekili yakınlarından şu mu olsun, bu mu olsun"a geldiler..

Hani bunlar sürekli, Ak Parti'yi eleştiriyorlar ya..

"Ak Parti'de biat kültürü var. Tepedekiler ne derse, o oluyor. Oysa bu işin doğrusu, adayların demokratik şekilde belirlenmesi" diyorlar..

Ve son somut örnek olarak, Ak Parti'nin çok önemsediği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için, Murat Kurum'un isminin açıklanması sonrasında, küçücük de olsa bir tartışma yaşanmamasını gösterip, eleştiriyorlar.

Oysa bir partide kavga çıkması mı eleştirilir

Yoksa kavga çıkmaması mı

Parti içinde öyle bir disiplin var ki..

CHP'de olduğu üzere, Genel Merkez içinde geceyarısı kavgaları yerine..

Veya İyi Parti'de, İzmir'de olduğu gibi, "İl başkanının dediği mi, belediye başkanlığına aylar öncesinde gösterilen adayın dediği mi olacak" kavgası yerine.. Sonunda il başkanının görevden alınması gibi tatsız gelişmeler yerine..

Ak Parti'de, işler tıkır tıkır yürüyor..

Anketler yapılıyor. İstişareler yapılıyor.. Konuşuluyor.. En sonunda da.. Tepedeki yönetim bir isim açıklıyor.. Herkes itaat ediyor..

CHP ile İyi Parti'de ise..

"Adayları delegelere belirleteceğiz" diye çıktıkları yolda.. En sonunda partililer birbirleri ile mahkemelik olma noktasına geliyorlar..

CHP Genel Başkanı daha bir ay önce.. "Hatay'da tarihi bir karar vereceğiz" diyor..

"Depremde belediye başkanı da kusurludur, halkın düşündüğünü uygulayacağız" diyerek, mevcut CHP'li belediye başkanını tekrar aday göstermeme niyetini ortaya koyuyor..

Bir ay sonra.

Ne oldu ise.

Kim, ne ile tehdit etti ise..

Lütfü Savaş'ı, yeniden aday olarak açıklıyorlar..

Mansur Yavaş, Etimesgut ilçesine başkan adayı olarak, İP'ten istifa eden bir ismi öneriyor.

CHP üst yönetimi, bir dizi oyuncusunu; Erdal Beşikçioğlu'nu oraya layık görüyor.. Delege falan boşverin. CHP binasına girmemiş adamı, tepeden paraşütle indirip, aday olarak açıklıyorlar..

Ardından da Mansur Yavaş'ı kastederek, "Çok iyi anlaşacaklar" diyorlar..

Göreceğiz, çok iyi mi anlaşacaklar..

Yoksa, "Beni dinlemediniz, hem o kazanamadı, hem de beni kaybettirdiniz" mi diyecek..

Ya Eskişehir adayının belirlenmesi süreci için ne diyeceksiniz

86 yaşındaki Yılmaz Büyükerşen, gazetelerde boy boy röportaj yayınlatıp, "Tecrübe çok önemli" mesajlarını, bir haftadır veriyordu.