79 yaşında gerçekleri çarpıtmanın ustası

Ak Parti'ye açılan kapatma davasına da, Ertuğrul Özkök karşı çıkmış.

Şaşırmayın, dindar insanları siyasetten uzaklaştırmak için en pespaye yalanları Hürriyetin manşetinden vermekten hiç çekinmeyen Ertuğrul Özkök şimdi milli görüşün lideri için, "Erbakan hoca" diyerek saygılarını sunuyor.

Dersiniz ki Erbakan hocaya altın kaçakçılığı iftirası ile muhatap eden, yurtdışındaki bir cinayetin azmettiricisi olarak manşete taşıyan Ertuğrul Özkök değildi.

Meğerse başörtü yasağına ilişkin de, Ertuğrul Özkök'ün zorbalar lehine hiçbir destek manşeti, aslında yokmuş.

Biz uyduruyormuşuz.

O zaman hodri meydan.

411 el kaosa kalktı manşetiniz başörtü yasağının sürmesi için atılmış bir başlık değil miydi

Programda Muharrem Coşkun bu soruyu kendisine yöneltti.

O kadar rahat yalan söylüyor ki, "biz durumu tespit ettik. Başörtü yasağı sürsün diye o manşeti atmadık. Kaos çıkacak şeklinde tespit yaptık. Nitekim de zaten kaos çıktı." Savunmasını yaptı 79 yaşındaki, büyük gazeteci.

Ve şu cümleyle devam etti: "Manşetin spotlarına bakın, biz toplumsal mutabakatla yasağın kalkmasını istiyorduk. Yasağın hiç kalkmamasını söylemedik."

O manşet, Ak Parti'nin tek başına iktidara gelmesinin beşinci yılında atılmıştı.

Ak Parti iktidara gelmiş.

Altı ay ve bir yıllık sürelerde, başörtü yasağını kaldırma ve imam hatiplerin orta kısımlarını açma sözünü seçmene verdiği halde.

Altı ay ve bir yıllık süreler geçmiş.

İki yıl geçmiş.

Üç yıl geçmiş.

Dört yıl geçmiş.

Beş yıl geçmiş.

Bir seçim daha yapılmış.

Yeni seçimde AK PARTİ oylarını %34'ten %47'ye çıkartmış.

Seçim meydanlarında yine aynı taahhütlerini biraz utanarak, "daha önce yapmalıydık ama bırakmadılar" diyerek tekrarlamış.

Sadece Ak Partili milletvekilleri değil.

2007 milletvekili seçiminde Milliyetçi Hareket Partisi meclise girmiş.

Onlar da, 1999'da çözmemiz gereken başörtü sorununu şimdi Ak Parti ile birlikte çözelim düşüncesinden hareket ederek.

Ak Parti ve MHP'li milletvekillerinin oylarıyla ve referanduma bile ihtiyaç hissetmeyecek şekilde nitelikli çoğunlukla anayasa maddesi değiştirilmiş.

Bu kadar net halk desteği olan ve 411 milletvekilinin kabul oyu verdiği değişiklik için dahi, kendisinin bilimsel-akademik yönü de olduğunu iddia eden Ertuğrul Özkök, "niye acele ettiniz, toplumsal mutabakatla bu sorun çözülmeliydi" diyor.

Senin 99 yaşına gelmeni mi bekleyeceğiz Ertuğrul bey.

411 milletvekilinin evet oyu verdiği bir konuda toplumsal mutabakat yoksa, hangi konuda toplumsal mutabakat olabilir.

185 milletvekili ile kanun çıkan bir Türkiye'de, bu sayının 2,5 katı milletvekili evet oy veriyor.

Ama şimdi havluyla polis karşısına çıkan, metreslerini Belediyelerde bankamatik çalışanı yaparak gününü gün eden CHP'li belediye başkanlarının, suç işleyip işlemdiklerini ben bilemem" diye yorumlayan Ertuğrul Özkök, Başörtü yasağının kaldırılması için toplumsal mutabakatı oluşmaması gerekçesiyle öğrencilerin beklemesi gerektiğini söyleyebiliyor.

Toplumsal mutabakat acaba nasıl oluşacaktı

Merak ediyorum, Ertuğrul Özkök bir defa daha Kırmızı Masa'ya gelsin sadece bu konuyu anlatsın.

Bir ülkede temel hak ve özgürlüklerden birisi kısıtlandığı zaman, bu kısıtlamanın ortadan kaldırılması için toplumsal mutabakat gerektiği hangi hukuki metinde yazıyor

Bana böyle bir metin gösteremez.

Ne anayasada ne de kanunların hiçbirisinde, "toplumsal mutabakat" diye bir ifade de gösteremez.

Bunu es geçtik, şunu sorayım: "Toplumsal mutabakat" diye de tanımlanan anayasayı değiştirecek çoğunlukta milletvekilinin oyuyla kabul edilen bir düzenlemede, "toplumsal mutabakat oluşmadı" demek nasıl bir gerçekleri tersyüz etme mantığıdır.

Ve en nihayetinde Ertuğrul Özkök, Ekrem İmamoğlu'na da destek çıkarak, gazeteci olmadığını, tarafsızlık diye bir derdinin bulunmadığını gösterdi.

"Ekrem İmamoğlu'na sahip çıkmak, Gazeteci olmamak anlamına nasıl gelebilir" diye itiraz edenleriniz olabilir.

Tane tane anlatayım. Laf salatası yapmadan, yalın olarak izah edeyim.

Tayyip Erdoğan şiir okuduğu için ceza verildiğinde, "muhtar bile olamaz" manşetinin, "durum tespiti" olduğunu söyleyen Ertuğrul bey.

Başörtü yasağının kaldırılması için anayasa değişikliği yapıldığında, "411 el kaosa kalktı" diye atılan manşeti, "biz yasak kalkmasın demedik, oluşacak kaosu belirttik" diyerek savunan Ertuğrul bey.

Ekrem İmamoğlu yolsuzlukları sebebiyle tutuklandığında.

Durum tespiti yapmıyor.

"Bu kadar suçlamaya muhatap olan bir adam, tahliye edilse bile sokağa nasıl çıkabilir, halkın yüzüne nasıl bakacak" şeklinde bir durum tespiti yapmıyor.