39 milyon ihale, 264 milyon kazanç. Fatoş hanım anlat, nasıl oluyor

Epeydir boşladığımız Ekrem İmamoğlu yolsuzluk dosyasına tekrar dönelim.

Önceki gün Fatoş Pınar Türker isimli bir bayan, ifade vermişti..

İBB iştiraklerinden birisinde idareci olan Fatoş hanım, halen tutuklu.

Dünkü gazetelerde, Fatoş hanımın savunma adı altında kamu görevlilerine attığı iftiralar, gazetelerde birinci sayfadan verilmiş.

Kimisi "Savcı, 'bu kafayla çocuklarını asla göremezsin' dedi" diye başlık atmış..

Kimisi ise, bir bayan polis tarafından çıplak aramaya tabi tutulduğunu öne sürerek, dikkatler başka noktalara çekilip, yolsuzlukların üstü örtülmeye çalışılmış.

Tabii ki hiç kimse, insan onuruna yakışmayan bir muameleye tabi tutulmasın.

Ama Kadıköy'de, insanların geçtikleri yol üzerindeki duvarlara kadını çırılçıplak resmedenler, Feshane'deki çizimlerde erkek cinsel organlarını çoluk çocuğun geçtiği alanlarda teşhir edenler, şimdi bize "Çıplak aramaya muhatap edildik" diyorlarsa..

Yine de biz onların çelişkisine düşmez, onların da yanlış bir muameleye tabi tutulmamaları gerektiğini söyler, haklarının savunulması açısından, gerekli desteği veririz.

Nitekim, Adalet Bakanlığı, iddiaların doğru olup olmadığı hususunun araştırılması için soruşturma açıldığını, İstanbul Emniyeti ise, usul kurallarına aykırı bir muamele yapılmadığını açıkladı..

Yine de olayda bir yanlışlık var mı, araştırılsın, kamuoyuna açıklansın..

Amaaaa.

Bir yıl önceki emniyet sorgulamasını bugün mahkemede ilk defa dile getirenler..

İsterdim ki, olay yaşandığında savcılığa dilekçe verip haklarını arasınlar..

Duruşmada ise, önce kendilerine yöneltilen suçlamalara bir cevap versinler..

Fatoş Pınar Türker için iddianamede ne deniyor, buna karşı savunmaları nedir, izahat versinler..

"Savcı beni tehdit etti" demek, bunu bir yıl sonra söylemek kolay.

Aslında kolay olmaması gerekir.

Aslında hemen soruşturma açılıp, "Savcıya iftira mı ediliyor. Yoksa gerçekten sanık tehdit mi edilmiştir" araştırması yapılmalıdır.

Evet, iki ihtimal var.

Ya savcıya iftira ediliyor.

Ya da savcı bir sanığı tehdit etmiştir.

Her ikisi de suçtur.

Ama bu yolsuzluk sanıkları öyle tilki ki..

Ben size aktarayım, siz küçük dilinizi yutun..

Yargıtay'ın çok eski yıllardan beri verdiği kararlarda, savunmanın kutsallığı üzerinden, adeta bir tabu oluşturulmuş durumda.

Sanıklar, kendilerini savunurken, çok geniş şekilde, ayrıcalıklardan yararlanıyorlar.

"Gerçek ortaya çıksın" amacı ile sanıklara tanınan savunmanın dokunulmazlığı, kutsallığı veya ne derseniz deyiniz, "savunmada her şey anlatılır, iddia edilir, yeter ki gerçek ortaya çıksın" mantığı..

Maalesef İBB yolsuzluk dosyasında, istismar üzerine istismar ile iftira motoruna dönüştürüldü.

Savcıya "Beni tehdit etti" diyorlar..

Biraz önce belirttiğimiz üzere bir soruşturma açılsa, ne olacak somut olarak anlatayım..

Araştırma yapılırken, "Savcıya soruşturma" diye haber verecekler.

Sanki savcı gerçekten bir suç işlemiş gibi algı oluşturacaklar..

İfadeler alınacak..

Savcı tehdit etmiş ise tabii ki kendisine yönelik iddianame düzenlenecek. Ama tehdit ettiğine yönelik bir belge bulunamayınca..

Savcı için takipsizlik kararı verilecek..

Bu sefer, bekliyorsunuz ki, iddiayı ortaya atan hakkında iftira suçundan soruşturma başlatılsın.

Heyhat. Ne mümkün.

"Sanık, kendisini savunma sadedinde, her türlü ihtimali dikkate alarak, suçsuzluğunu ispat etmeye çalışabilir. Bu süreçte savunmanın kutsallığı çerçevesinde, dillendirilen hususlar hakkında soruşturma yapılması, adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil eder" denilecek.