Ardı ardına yaşanan olaylarda, belli sayıları tekrarlayarak, bir gizem oluşturma ihtimallerini, hepten yabana atmadan değerlendirelim..
1993 yılı çok derin olayları barındıran bir dönem idi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk sivil cumhurbaşkanı şaibeli bir kalp kriziyle hayatını kaybetti. Önceki cumhurbaşkanlarının hepsi askeri vesayetin temsilcileri idi.
Turgut Özal'ın ölümünün hemen öncesinde Uğur Mumcu bombalı saldırı ile öldürüldü. Yine 1993 yılının, bugün dahi üstündeki perde kaldırılamayan büyük olaylarından birisi de Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in bir uçak kazasında vefat etmesiydi.
1993 yılındaki derin olayları onlarla da bitmedi.
İktidarda CHP (SHP) ile DYP'nin koalisyon ortaklığı vardı.
Bingöl karayolunda, 33 erimiz, PKK'lı teröristler tarafından şehid edildi.
Oysa, Turgut Özal'ın öncülüğünde, Eşref Bitlis'in desteği ile, PKK saldırmazlık kararı almış, aylardır silah kullanmıyordu..
Ne oldu ise, önce Eşref Bitlis, sonra Turgut Özal'ın kaybı, ardından da sivil kıyafetli 33 erimizin, bir otobüsle birliklerine giderken yolları kesilip, şehid edilmesi..
1993'deki derin olayların, 33 sayısı etrafında şekillenen olaylarına, böylece geçmiş olduk..
Ardından 2 Temmuz 1993'de Sivas'ta yaşanılan Madımak oteli yangını.. Otelde konaklayan 33 insanın hayatını kaybetmesi.
Ateist Aziz Nesin'in provokasyonu sonucunda Sivas'lıların gösteri yapmasını fırsat bilen derin ellerin, oteli yakıp, masum insanların 33 yıldır suçlandığı bir olayın yaşatılması..
O dönem Adalet Bakanlığı koltuğunda oturan Seyfi Oktay'ın organize ettiği yargıdaki davaya bakacak mahkeme değişikliklerinin yapılması ve Yargıtay'daki derin görüşmeler sonucu, otel yangını ile ilgisi olmayan 33 kişiye, adeta ölen 33 kişinin intikamı dercesine "idam cezası" verilmesi..
Ve 5 Temmuz 1993'de, yine 33 sayısı ile karşımıza çıkan, Başbağlar'daki katliam..
PKK'lı teröristler, "Sivas'ın intikamını almaya geldik" diyerek, Başbağlar köyünü basıyorlar, evleri yakıyorlar, 33 sivil insanı kurşunlayarak öldürüyorlar..
Ve bugün artık, 1993'ün 33. yılındayız.. 5 Temmuz Başbağlar katliamının 33. yıldönümündeyiz.
Gönül istiyor ki, içinde bulunduğumuz 2026 yılında, Eşref Bitlis'in uçağının düşmesinin ardındaki derin gerçek de.
Turgut Özal'ın kalp krizi görüntülü vefatının arkasındaki derin eller de..
33 askerimizin, şehid edilmesinin arkasındaki devlete sızmış kriptolar ile terör örgütü içindeki kriptolarının işbirliği de.
Madımak otelinde 33 kişinin ölümünün ardındaki dış bağlantılar da..
Başbağlar katliamında 33 insanımıza saldıranların gerçek niyetlerinin arkasındaki gerçekler de..
Hepsi birden, 33. yılda ortaya çıkarılsın..
Kimse, "Türkiye zaten böyle garip olayların sahne bulduğu bir ülkedir" avuntusu ile cevap vermesin..
Jandarma Genel komutanı, uçak kazasında hayatını kaybediyor.. "Allah korusun" duamızla birlikte soralım: İkinci, üçüncü örneği var mı
Sivillerden seçilmiş ilk cumhurbaşkanı görevde iken vefat ediyor... Mustafa Kemal'in birden fazla defa cumhurbaşkanı olması sebebi ile kendisini hariçte tutmamız gerekir.. Görevde iken vefat eden başka cumhurbaşkanı var mı (Cemal Gürsel'in konumu bambaşka)..
Hiçbirinin olmasını istemezdik, her biri için tekrar şehidlere Allah'tan rahmet diliyoruz.. Ama, sivil kıyafetleri ile, bulundukları otobüsün yolunun kesilip, terör örgütü propagandası yapılıp şehid edilme olayı da, tarihte tek örneği olan katliam.. (Otobüsün güzergahı, saat kaçta hareket edeceği ve diğer bazı bilgilerin, terör örgütüne sızdırıldığı iddiaları sebebi ile, bu noktaları özellikle hatırlatıyorum.) Karakola baskın düzenlenip, şehid edilen askerlerimiz oldu.. Düşen uçaklarımızda şehid edilen askerlerimiz oldu.. Ama sivil kıyafetleri ile, sivil otobüs durdurulup şehid edilen 33 gibi çok sayıda askerimiz, tek örnek..

33