100 bin avronun altına inmememiz lazım.. Bu yapılan 'i..lik", "o...luk"

Abi nedir bu

Başkan yardımcısı, başkana çıkışıyor.

Başkan da başkan yardımcısına çıkışıyor..

Biri 150 bin avro diyor.

Diğeri 100 bin avrodan aşağıya inmememiz lazım diyor..

Yanlış anlamayın..

2 sene önceki, beş sene önceki muhabbet değil bu..

Ekrem İmamoğlu ve avanesinin cezaevine girişinin yıldönümüne yaklaşıldığı günlerde.. 21 Ocak 2026'da yapılan konuşmalar, bunlar..

Heyyy, etik siyaset sözcüsü Ahmet Davutoğlu, İstanbul'da, Adalar'da, diğer ilçelerde ve Türkiye'nin genelinde AK Parti'yi beğenmeyip seçim kazandırdığınız CHP'li isimler, işte bu muhabbetlerle günlerini dolduruyorlar..

Hiç utanmıyor musunuz

"Tutuklu yargılanma olmaması lazım" derken..

Hiç mi vicdanınız sızlamıyor..

CHP'li rüşvetçilere seçim kazandırdığınız için hiç mi kendinizi vebal altında hissetmiyorsunuz

Açıyoruz Karar gazetesini..

Tık yok..

Ne 100 bin avro var, ne de 150 bin avro..

Açıyoruz Cumhuriyet gazetesini.. Yok..

Sözcü'de yok. Birgün'de yok..

Arkadaşlar, siz bu haberi vermediniz diye, Adalar Belediye Başkanı 150 bin avrodan kendisini kurtarmış olmuyor..

Bu olay yaşanmamış olmuyor..

Ama öyle rahatlar ki.

Öyle pişkinler ki..

Adalar Belediye Başkanı tutuklandığı gün, Silivri'de Ekrem İmamoğlu duruşmada sırasını beklemeden, acil açıklama yapıyor:

"Akit, Sabah gibi mecralarda milyarlarca lira, yüzlerce kilo altın varmış gibi yapılan yayınlar artık sıradan propaganda olmaktan çıkmıştır. Bu yayınlar bugün açıkça azmettirici bir kaynağa dönüşmüştür."

Sanki hiç para toplanmamış, sanki "sistem" kurulmamış, bunları biz uyduruyormuşuz gibi, Ekrem İmamoğlu sanık sandalyesinden aptala yatan yorumlar yapıyor: "Bu mesele artık yalnızca bir adli süreç değil, sanıkların ve ailelerinin can güvenliği meselesidir."

Gerçekten öyle..

Paralar, altınlar illegal depolandığı için..

Anlaşılmaması için, kayda girmemesi için bankaya yatırılmadığı için..

Şu isime, bu dövizciye, o genel müdür yardımcısına emaneten verildiği için..

Millet birbirini soymaya kalkmaya başladı..

Florya'da dövizcinin apartman otoparkında üç aydır beklettiği arabanın bagajndaki dövizler hırsızlık süsü ile yok edilmeye çalışıldı..

Kimse sormadı, hangi alın teri ile kazanılan para, otoparktaki arabanın bagajında saklanır..

Şimdi milyonlarca liralık rüşvet çarkının döndüğü Kültür A.Ş.'nin genel müdür yardımcısı, kendisinde 500 kilo emanet altın olduğu gerekçesi ile kaçırılıyor..

Dövizi kendileri itiraf ettiklerinde topa hiç girmeyen Ekrem İmamoğlu, şimdilik 500 kilo altının itiraf olmadığı için, duruşma salonundan hemen mesajı veriyor: "Ortada hiçbir şey yoktur. Bizim ne ayakkabı kutularımız vardır, ne gizli kasalarımız vardır, ne de açıklanmayan tapularımız."

Ne kadar pişkin, ne kadar rahat, ne kadar şovmen, görüyor musunuz.

İki villanın hesabını veremeyen adam, "bizim açıklanmayan tapularımız yok" diyor..

Bunlar TÜGVA'nın Adalar'daki bir küçük mekandaki temsilciliğini, "peşkeş" olarak niteliyorlardı, değil mi

Karar gazetesi de, eğitim gören çocuklarımıza tahsis edilen alan üzerinden, asrın yolsuzluğunu keşfetmişler gibi, haber üstüne haber yapıyorlardı değil mi

Haydi bakalım aslanlarım benim, dün yazamadınız. İnternet sitesine koyamadınız.

Bugün Yusuf Ziya Cömert başlasın, Mehmet Ocaktan geliştirsin, Elif Çakır bu kadar da olmaz ki" diye devam ettirsin, son sayfada Akif Beki bitirsin işi..

Ahmet Taşgetiren ağabeyi unutmuş değilim.

O da ağır abi pozlarında, "Ormanın içine yapılacak olan kaçak inşaat için alınacak para, zaten mal sahibine bir hak getirmeyeceğinden, para da rüşvet sayılmaz" diye Mustafa Çağrıcı'dan fetva alarak mı yazar..

Yoksa..

Taha Akyol'dan makyavelist yeni bir açılım tarzı mı bulur, bilemem..

Ama sorumuz net.. Sadece Adalar Belediye Başkanı değil muhatabımız..