9 tahliye.. Tahliyeler, beraat değildir..
ALİ KARAHASANOĞLU
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve ilaveten 8 kişi dün tahliye oldular..
Benim beklentim, Rıza Akpolat haricindeki diğer belediye başkanlarının da tahliyesi idi.
Ama, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın yanısıra, kendince senaryolar yazarak "rüşvet yok ise, ihaleye fesat karıştırma suçu da olmaz" çocukları güldürecek savunma yapan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara da tahliye olamadı..
Olabilirdi..
Belki de dürüstçe gerçekleri anlatmadığı için, mahkeme üzerinde olumsuz izlenim bıraktı..
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin çelişkili beyanları ile tahliyesinin önünü kapattı..
Hukukçu olduğunu belirtti, ama bu tür rüşvet davalarında usulün ne olduğunu bilmezmiş gibi, onlarca yalan eşliğinde kendisini savunmaya kalktı. Hem eşi ile belediye konularını görüşmediğini söyleyip, hem de eşinin "Erkek refleksi ile, belediyeden parasını almak isteyen müteahhit ile görüştüm" sözlerine tepkisiz kalması.. Bir süre daha tutuklu yargılanması yönünde karar alınmasına yol açtı.
Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'ın, kendisinin bile tahliye beklentisi olmayabilir..
Çünkü eski yıllardan sabıkası var..
Bir de sanki tanışmıyormuş gibi başladığı savunmasında, aynı sitede oturduklarını, cenazelerde sürekli biraraya geldiklerini, babasından daire, araç aldığını itiraf ettiği A. İhsan Aktaş ile yakın ilişkisi ve cevaplarındaki tutarsızlık, tahliyesini önlemiş oldu..
Peki, 9 kişi tahliye oldu.. Bunlar, haksız yere mi suçlanmış oldular.. Cezaevinde haksız yere aylarca kalmış oldukları, mahkeme tarafından da, bu tahliye kararı ile kabul edilmiş mi oldu
Hayır..
Tutuksuz yargılanmak, beraat etmek demek değildir..
Hatta tersini söyleyelim. Tahliye edilmemek, mutlaka mahkum olacak demek de değildir..
Öyle gelişmeler, gerçeğin ortaya çıkarılması sürecinde öyle savunmalar olabilir ki, tahliye olanlar mahkum olabilir, tutuklu yargılaması sürenler beraat edebilir..
Yanlış anlaşılmasın, bu bir pazarlık değildir..
Mahkeme, suçun ve sanığın durumunu inceleyerek, ifadelerdeki samimiyeti değerlendirerek, yargılama sırasında tutukluluk veya tahliyeye karar verebilir..
Bu tahliye kararı suçun işlendiği veya işlenmediği anlamına gelmez..
Bu tahliye kararı, sanığın delilleri artık tahrif edemeyeceğini, yargılamayı etkileyecek delillerde değişiklik yapamayacağı, örneğin şahitlere veya diğer suç faillerinin ifadelerine müdahale edemeyeceğini, etse bile bundan netice alamayacağını ifade ettiği gibi..
Tahliyede zorunlu olarak, şu husus da dikkate alınır: "Yargılamanın şu veya bu sebeple uzun sürmesi, delillerin toplanmasındaki gecikme sanığın kusuru değildir. Mahkeme hemen ilk duruşmada karar verebilecek olsa, ilgili kişi ne kadar cezaevinde kalacak ise, yargılamanın uzun sürmesi sonucu, sanığın durumunda aleyhine bir yükümlülük asla olmamalıdır. Mahkumiyet kararı verilmiş olsa, sanığın cezaevinde kalacağı en uzun süreye bakılır, o güne kadar o sanığın zaten cezaevinde geçirdiği süre ile karşılaştırma yapılır..
Bu hesaplamada da, gün hafta hesabından ziyade, cezanın büyük kısmının cezaevinde kalınmış olması yeterli görülür..
Ve tahliye kararı verilir..
70 sanıklı davanın dünkü duruşmasında sadece 9 kişinin tahliye olması, mahkemenin nihayette bu davanın sanıklarının büyük çoğunluğunu mahkum edeceği, bu noktada delilleri yeterli gördüğü kanaatini bende oluşturdu..
Ben, objektif değerlendirme yapıyorum.
Objektif değerlendirme yapan her hukukçu da, bu tahmini yapabilir..
Ama göreceğiz, 9 kişi için bugünden itibaren başlayacaklar, "Madem tahliye edecektiniz, niye tutukladınız. Niye bu zamana kadar tahliye etmediniz"
Arkadaşlar, bir kişinin tutuksuz yargılanma kararı, onun beraat edeceği anlamına gelmez..
Mahkum olduğunda,"Madem mahkumiyet kararı verecektiniz, niye tahliye ettiniz" demek ne kadar boş bir söz ise, "hem tahliye edip, hem de niye mahkumiyet kararı veriyorsunuz" demek de, o kadar boştur..
Ben isterdim ki, sanık sandalyesinde oturan CHP listesinden Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat başta olmak üzere, tüm CHP'li başkanlar, samimiyetle iddianamedeki suçlamaları cevaplasınlar.
Hayat hikayelerini anlatacaklarına, suçlamaların her birine, ayrıntılı olarak cevap versinler..
Yeni evli olduklarını, bebek beklediklerini, yaşlı büyükleri olduğunu, küçük çocuklarının bulunduğunu anlatmak yerine..
Birilerine mesaj gönderme yerine..
Kendilerinin seçimle işbaşına gelen siyasiler olduklarını hatırlatma yerine, "Rüşvet almadım. İddia yanlıştır. Malvarlığımın her biri hakkında, açık ve net cevaplarımı veriyorum.. Rüşvet aldığım iddia edilmeyen şu şu şu müteahhite belediyeden yaptığım ödemelere bakın.. Rüşvet aldığım iddia edilen bu müteahhite yapılan belediye ödemelerine bakın. İkisinin de durumu aynıdır. Kimseye, ödeme yapmak için, önce rüşvet vermesi gerektiğini söylemedik" diyebilmeliydiler..
Demediler.
Öyle ki, bazıları hakkında yüzlerce yıl hapis cezası istemi var iken, mahkeme salonunda bile siyaset yapmaya kalkıştı..

14