Yazı, 'yakışıklı mısırcı' fenomeni üzerinden sosyal medyanın insan ilişkilerini nasıl değiştirdiğini sorguluyor. Psikolog görüşleriyle desteklenen analiz, viral figürlerin idealize edilmiş imajlarıyla gerçek partnerlerin karşılaştırıldığını ve bu durumun içsel memnuniyetsizliğe yol açtığını ileri sürüyor. Ancak bu yüzeysel çekimlerin hızla sönümlenişi bize, dijital dünyadaki 'sevgi'nin ne kadar geçici ve sahte olduğunu göstermiyor mu?
Karaköy'deki baba yadigârı tezgâhında mısır ve kestane satan Alper Temel'in sosyal medyada nasıl fenomen olduğunu pazar günkü yazımda anlatmıştım.
Rus bir turistin çekip, "Yakışıklı mısırcı" diye yaptığı paylaşım TikTok'ta viral olunca Alper Temel, bir anda birçok ülkede tanınan bir isim hâline geldi.
'Yakışıklı mısırcı'da bilhassa yabancı kadınlar ne buldu ki, tezgâhın önü sürekli fotoğraf ve video çekmek isteyenlerle dolu
Çift terapisti Dr. Psikolog Sevilay Abudaram'ın 'Yakışıklı mısırcı' fenomenine ilişkin yaptığı tespitler ilginç. İşte Abudaram'ın sosyal medyanın insan ilişkilerini nasıl etkilediğine dair anlattıkları:
"Sosyal medyada hızla yayılan 'yakışıklı mısırcı' akımı, modern dünyada çekicilik algısının ve ilişki dinamiklerinin nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Bireylerin partnerlerini gerçek kişiler yerine dijital dünyanın idealize ettiği figürlerle kıyaslıyor ve çekim ile bağ arasındaki fark daha görünür hâle geliyor.
Yerli ve yabancı turistlerin fotoğraf çektirmek için sıraya girdiği 'yakışıklı mısırcı' fenomeni, kısa sürede geniş kitlelerin ilgisini çekerek gündemin öne çıkan başlıklarından biri hâline geldi. Yüzeyde eğlenceli bir akım gibi görünen bu ilgi, aslında modern ilişkilerin geçirdiği dönüşüme dair önemli ipuçları sunuyor. Özellikle TikTok ve Instagram gibi platformlarda dolaşıma giren içerikler, bir kişiyi yalnızca görünümüyle değil, sunuluş biçimi ve etrafında kurulan hikâye ile öne çıkarıyor."
Partner algısı değişiyor
"Bu tür viral örnekler insan psikolojisi açısından güçlü bir okuma alanı sunuyor. Bireyler çoğu zaman karşılarındaki kişiye doğrudan bir bağ kurarak yaklaşmıyor. Bunun yerine o kişi etrafında oluşan etkiye, enerjiye ve temsil ettiği duyguya yöneliyor. Bu durum çekimin hızlı oluşmasını sağlarken aynı hızla sönümlenmesine de zemin hazırlıyor.
Sürekli olarak daha dikkat çekici ve daha etkileyici içeriklere maruz kalmak, bireylerin partnerlerine yönelik algısını dönüştürebiliyor. Bu durum çoğu zaman bilinçli bir karşılaştırma şeklinde ilerlemiyor. Daha çok içsel bir memnuniyetsizlik hissi olarak ortaya çıkıyor. Sosyal medyada karşılaşılan figürler bir ilişkinin içindeki gerçek halleriyle görünmüyor. Yalnızca en dikkat çekici anlar öne çıkıyor. Zihin bu kesitleri bütün olarak algıladığında, mevcut ilişki bu imgeler üzerinden değerlendirilmeye başlanıyor."

25