Köpek pusetleri niye yok satıyor

Türkiye'de 11 yıldır düşen doğurganlık oranı Cumhuriyet'in temelini sarıyor; peki sadece devlet politikası ve aile tavsiyesi sorunu çözemez mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Güney Kore ve İngiltere'deki doğurganlık krizi örneklerinden hareketle Türkiye'deki benzer sorunun aciliyetini vurguluyor. Doğurganlık oranının 2014'te 2.19'dan 2024'te 1.48'e düşmesi sadece demografik değil, sosyal ve ekonomik bir çöküşü işaret ettiğini savunuyor. Ancak kariyer tercihinden 4B akımlarına kadar toplumsal değişimleri sadece uyarı niteliğinde sunup, bu eğilimlerin neden kaçınılmaz hale geldiği sorgulanmamakta değil mi?

Daily Mail, Güney Kore'yi tehdit eden doğurganlık hızındaki düşüşü anlatan bir makaleye, İngiltere'de de sorun olduğu için geniş yer verdi.

Aynı sorun bizde de var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ısrarla evlilere üç çocuk tavsiye etmesine rağmen bizde de doğurganlık hızı 11 yıldır kesintisiz düşüyor.

TÜİK verilerine göre bizdeki doğurganlık hızı, nüfusun yenilenme düzeyi kabul edilen 2.10 eşiğinin altına indi. Bizde 2014'te 2.19 olan doğurganlık hızı 1.48'e düştü. 2026 için beklenti ise 1.40...

O yüzden Güney Kore'deki bir makaleyi Dail Mail'in alıntılayıp, ülkelerini bekleyen tehlikeye dikkat çekmesi ilgimi çekti. İşte Seul'de yaşayan Andrew Jeong'un yazdıklarının özeti:

"Güney Koreli pop yıldızı Soyou, çocukluğundan beri evlenmeyi, üç çocuk sahibi olmayı ve yemek kokularıyla dolu bir evde yaşamayı hayal ediyordu. Aşk, ilişkiler ve romantizm üzerine yürekten şarkılar söyleyerek ülkesinin en büyük yıldızlarından biri hâline gelen 34 yaşındaki şarkıcı bugün hayallerinin aksine çocuk istemediği için evliliğe de karşı biri oldu. Üstelik Soyou, bu konuda yalnız değil."

4B akımı nedir

"Ülkemizdeki birçok kadın Soyou gibi, kendini 4B akımının (Evliliği reddetme, flört etmeme, cinsel ilişkiden kaçınma ve doğum yapmayı reddetme) parçası hâline geldi.

Güzellik kültürü, filmleri ve müziğiyle parıldayan ülkemiz, 'Biz sadece kadınların erkeklerden bağımsız yaşayabileceği bir dünya kurmak istiyoruz' diyen bu kadınlar yüzünden doğurganlık kriziyle karşı karşıya.

Güney Kore'de doğurganlık sadece 0.8. Bu oran, göç olmadan nüfus istikrarını sağlamak için gereken 2.1 seviyesinin çok altında olduğu için endişe verici.

Anaokulları bakım evlerine dönüştürüldü. Nüfusun beşte birine ev sahipliği yapan başkent Seul'de eğitime başlayan çocuk sayısı önceki yıla göre yüzde 8 azaldı.

Köpekler için üretilen pusetlerin satışları artık bebekler için üretilenlerden daha fazla. Ve çocuksuz hane sayısı bu kadar artarken, kayıtlı köpek ve kedi sayısı son on yılda neredeyse üç katına çıktı. Kadınlar bebek arabalarında köpeklerini gezdirmeye başladı."