Anı kaçıranlara ağır bir eleştiri

Dr. Ecem Güneş, tanıdığım ve sosyal medyadan takip ettiğim biri değil. Psikiyatrist ve Psikoterapist Ecem Güneş'in Tarkan ve Cem Yılmaz'lı videosuna dair yaptığı paylaşımın karşıma çıkmasının nedeni Instagram'ın algoritması olabilir. Çünkü ben de Volkswagen Arena'da Tarkan'la Cem Yılmaz'ın 'Kuzu Kuzu'yu birlikte söyledikleri videoyu kullanmıştım.

Sanal medya tuzaklarla dolu... O tuzaklardan birine düşmemek için tedbirimi aldım. Psikiyatrist ve Psikoterapist Dr. Ecem Güneş'in yazdıklarını ciddiye alıp almamak için internette araştırma yaptım. Güneş'in 2020 yılında TED Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü onur derecesiyle bitirdiğini ve şimdiye kadar ilgi alanına dair birçok akademik çalışmaya katıldığını okudum. Hâlen mesleğini Ankara'da sürdüren Dr. Ecem Güneş, Tarkan'la Cem Yılmaz'ı izlemek ve anı yaşamak yerine cep telefonlarıyla kayıt peşinde olanlara dair ilginç bir analiz yaptı:

"Bu görüntüde sahnedekiler değil, sahnenin önü daha çarpıcı:

İnsanlar orada yaşamak için değil, kanıtlamak için bulunuyor.

Bakmak yok. Temas yok. Tanıklık yok.

Herkes araya bir ekran koymuş. Çünkü artık an yaşandığında değil, kaydedildiğinde gerçek sayılıyor.

Bu bir tercih değil, bir çürüme biçimi.

İnsan, başkasının deneyimine ortak olmaktan vazgeçip kendi arşivini büyütmeye başladığında; orada artık kültür değil, tüketim vardır.

Sanat yoktur; içerik vardır.

An yoktur; paylaşım vardır.

Telefonu kaldırmak masum bir refleks gibi görünür ama aslında şunu söyler:

'Burada olmak yetmiyor. Bunun kanıtı olmalı.'

Ve en çürük yer tam burasıdır.

Çünkü kanıt ihtiyacı, deneyimin boşluğundan doğar.

Bu insanlar sadece anı kaçırmıyor; anı hiç istemiyor.

İstedikleri şey, sonra gösterecekleri bir iz.

Gözle değil, lensle bakılan her şey ölür.

Orada müzik hâlâ çalıyor olabilir ama yaşantı çoktan kapanmıştır."

Yıllar önce İngiliz akademisyenlerin, "Sosyal medyada ha bire kendilerini paylaşanlar teşhirci, onları takip edenlerse röntgenci" tespitinden sonra ilk kez bir Türk psikiyatristten çarpıcı bir tespiti okumak sadece hoşuma gitmedi, beni bir hayli etkiledi. Cep telefonunu vücudunun doğal bir aparatı sanan ve sosyal medyayı aktif kullananlardan biri de benim çünkü.