Bu ay 95 yaşına "Merhaba" diyen ünlü oyuncu Ahmet Mekin'in hayatını anlattığı kitabı okurken ona ve sinemaya dair birçok şeyi de öğrenmiş oldum. Ali Can Sekmeç'in yazdığı kitapta Mekin'in 95 yıllık anılarının yanı sıra Yeşilçam yıldızlarının gazinolara transfer olduğu yıllara dair ilginç bir bölüm de var...
2020'de 63 yıllık eşi Kumral Şükran Sabuncu'yu kaybettikten sonra yazları Erdek'te, kışın Antalya'daki kızının yanında yaşayan sanatçı, 70'li yıllarda Yeşilçam'dan sahnelere transfer olan oyuncular arasına niye katılmadığını kitapta şöyle anlattı:
"Sahneye çıkıp şarkıcılık yapan oyunculara çok kızardım. Sen sinemada ün yapmışsın, müzik eğitimin, sahne terbiyen, en kötüsü de sesin yok. Ne işin var sahnede Sırf isminle var olmak istiyorsun. Bu yola tevessül edenlere çok küfür ettiğimi söyleyebilirim.
Herkesi Öztürk Serengil ayartıyordu. Bir gün Atıf Yılmaz ve Osman Nuri Ergün'le Yeşilçam'da yemek yerken Öztürk, bir çantayla geldi. Çantayı masanın üzerine koydu ve 'Bu senin' dedi.
O anda beni bir sinir, bir ter bastı ki anlatamam. Atıf şaşkın, Nuri donmuş kalmış. Öztürk'e, 'Yahu sen beni ne sanıyorsun! Sarhoş karşısında şarkı mı söyleteceksin bana Bunu nasıl yaparsın' dedim. Önümde bir çanta para öylece duruyor. Başka biri olsa eminim haddine bakmadan kabul ederdi. Kabul etmedim.
Atıf, 'Ahmet sen sahnede yaparsın' dedi. Beni içkili gazinoda kimse sahneye çıkaramaz. Ben ki üzerine toz kondurmayan bir adamım, sarhoş eğlendirecek durumda olamazdım. Müzik eğitimim yok, sesim yok. Olsa bile şöhretimi sinemada yaptım. Para için böyle bir işe tevessül etmem."
'Ayhan Işık beni şaşırttı'
"1972'de Ayhan Işık da benim gibi sahneye 'Hayır' diyordu. Sanırım Öztürk'ü reddeden sadece ikimiz kalmıştık. Ayhan'la hemen her akşam Taksim'de içerdik ve tek konumuz sahneye çıkan arkadaşlarımızdı. 'Ekrem Bora, İzzet Günay ve Murat Soydan da çıktı' diyor, hepsine lanet okuyorduk.
Bir sabah gazetede bir de ne göreyim
Ayhan Işık'ın papyonlu takım elbise içinde bir fotoğrafı ve yanında da bir kemancı. Altında da, 'Ayhan Işık da sahneye çıkıyor' yazıyordu. Sinirden gazeteyi kıvırıp duvara fırlattım. O gün yine akşamüstü Park Otel'e gittim, bara oturdum. Baktım Ayhan her zamanki hâliyle bana doğru geliyor. Hemen sırtımı döndüm. Bir süre onunla konuşmadım. Niyet ne, akıbet ne"

29